Hakkımda

Fotoğrafım
Kendinden kendini dileyemeyecek kadar kendinden geçmiş biri.. Herhangi biri.. ya hepsi ya da hiçbiri..

13 Ocak 2011 Perşembe

KEDİLER

Keskin duyuları


Özellikle erişkinlerde gelişkin olan koku alma duyusu, besinlerin değerlendirilmesinde yaşamsal önem taşır. Öyle ki, hastalık sonucu burun delikleri tıkanan bir kedinin iştahı tümüyle kapanabilir.


Kedilerin dokunma duyusu keskindir. Kaş, bıyık, yanak tüyleri ve kulaklardaki tüy tutamlarının tümü de titreşim biçimindeki uyarılara karşı son derece duyarlıdır. Bıyıkların işlevi tam olarak anlaşılamamıştır. Gene de bıyıkları kesildiğinde kedinin geçici olarak çevreye uyum zorluğu çektiği bilinir. Ayrıca ayak parmakları, pençe yüzeyi ve burun, dokunmaya karşı çok duyarlıdır.
Kedilerin işitme duyusu da çok keskindir. İnsan kulağında yalnız 6 kas bulunmasına karşın, kedi kulağında 30'a yakın kas bulunur. Bu yüzden kulaklarını çok hızlı bir biçimde sesin geldiği yöne döndürebilirler. Kedinin kulakları, saniyede 25.000'e kadar ulaşan sesüstü frekanslara duyarlıdır.
Kural olarak evcil kediler 7 - 12 ayda cinsel olgunluğa erişir. Gebelik süresi kediden kediye değişirse de, ortalama 63 - 65 gündür ve doğum genellikle 2 saat kadar sürer. Dişi kedi bir batında ortalama 4 yavru doğurur. Buna karşılık Habeş Kedisi genellikle daha az, Siyam Kedisi daha çok yavrular. Yeni doğmuş kedi yavrularının gözleri kapalı, kulakları gelişmemiş ve koku alma duyuları eksiktir. Kediler normal koşullar altında yılda üç kez gebe kaldığından, bu hayvanların oldukça basit ve güvenli bir çiftleşmeyle yavruları olabilir.

KEDİ BAKIMI

Fırçalama


Kedi temizliği, gerek banyo gerek fırçalama olsun, sonuç olarak her kediyi mutlu eder. Özellikle fırçalama, kedilerin rahatlatan bir zaman dilimi geçirmelerini sağlar. Bir kediyi mutlu etmenin en kısa yolu onunla ilgilenmekten geçer. Kedi temizliği de onunla ilgilendiğinizi hissettirecektir. Kedi ne kadar özenli bakılıyorsa, kendisini o kadar iyi hissediyor demektir. Kabulettiği her hareketiniz, en iyi teşekkür dilekleriyle size geri dönecektir. Bırakın şımarsın. Ona harcayacağınız her an, kendi ruhsal sağlığınız için de kazanılmış demektir.


Fırçalama Yöntemleri
Kısa Tüylü Kediler
Amerikan kısatüylü, Amerikan teltüylü, İngiliz kısatüylü, Cornish rex, Singapur, Oryantal, Tonkinese, Kahverengi Havana, Korat, Ocicat, Siyam, Mavi Rusya, Chartreux, Pixie-Bob, Scottish Fold, Snow-shoe, devon Rex, Manx, Munchkin, Japon Bobtail. Bengal,

Fırçalama sıklığı: Haftada bir defa. Kullanılacak malzeme: Küçük dişli fırça, kauçuk fırça, kadife parça bez.

Fırçalama tekniği: Kauçuk fırça ile önce kedinin cildine masaj yapılır. Bu masaj kedinin gevşemesine yardımcı olacaktır. Masajı yuvarlak çemberler çizerek devam ettirebilirsiniz. Bunun için de fırçanın kenarını kullanmalısınız. Aynı şekilde devam ederek kedinin kafatasına kadar çıkın. Deriye okşama şeklinde darbelerde bulunun. Dokunuşlar nazik olmalı. Kedinin kafasına yapılan dokunuşların ardından, kuyruğuna doğru uzanın. Masajdan sonra diğer tarağa geçin.
Kısa dişli fırçayla önden arkaya doğru bir fırçalama tekniği kullanın. Kedinin kulak arkasındaki tüylerden başlayın, kuyruğuna kadar uzanın. Ardından kadife kumaşa geçin. Bu durumda tüylerin yine önden arkaya doğru silercesine yatırılmasını sağlayın. Bu işlem tüylerin parlamasını sağlayacaktır.

Orta ve Uzun Tüylü Kediler
Amerikan Bobtail, Amerikan Kıvırcık, Balinese, Birman, Egzotik, Himalayan, Javanese, LaPerm, Maine Coon, Uzuntüylü Manx, Uzuntüylü Munchkin, Norveç orman kedisi, Türk Van kedisi, Ragdoll, İran kedisi, Raga Muffin, Selkirk Rex, Sibirya, Somali, Türk Angora.

Fırçalama sıklığı:
Orta ve zayıf tüylüler için, haftada iki defa. Uzun ve kalın tüylüler için haftada üç defa.

Kullanılacak malzeme: Kısa dişli bir fırça, paslanmaz çelikten tarak, yumuşak bir fırça.

Fırçalama tekniği: İlk olarak kısa dişli fırçayı tüylerin ters istikametinde kullanacağımızı belirtelim. Kuyruk sokumundan itibaren fırçayı kullanarak, kat kat tabaka halinde tüylerin kalkmasını sağlayın. Kedinin kafasına kadar bu şekilde ilerleyin. Bu işlemi kedinin tam vücudunda tekrarlayın. Yanaklarına da küçük bir dokunuşta bulunabilirsiniz. Ardından paslanmaz çelik tarağı elinize alın. Tüylerin iyice içine soktuğunuz tarağı kedinin cildi üzerinde paralel çizgiler şeklinde hareket ettirmeye başlayın. Tarakla tüyleri yukarı doğru çekin. Bu işlem test işlemidir. Eğer kedinin tüyleri arap saçına dönmüş bir şekilde karışır ya da bir yana yığılırsa parmaklarınızla onları nazikçe ayırabilirsiniz. Son işlem olarak, kedinin tüylerini parlatmak amacıyla yumuşak fırçaya geçiş yapın. Bu nazik fırça ile tüyleri hafif şekilde yerine yerleştirin. Bir bez kullanır gibi kullanacağınız yumuşak fırça ile tüm vücudun üzerinden geçin.

Tüysüz Cinsler: Sphynx

Fırçalama sıklığı: Haftada bir defa. Kullanılacak malzeme: Küçük kauçuk fırça, yağ kurutucu şampuan, yumuşak ıslak bez.

Fırçalama tekniği: Sphynx'ler tüysüz kedilerdir. Ama onların da fırçalanmaya ihtiyaçları vardır. Küçük kauçuk fırça ile yapılması gereken, yumuşak darbeli masajlardır. Bu tarz fırçalarla yapılan masajlar kedileri olumsuz titreşimlerden koruyacak ve aktif haldeki foliküllerden kurtulmasını sağlayacaktır. Sphynx'ler fırçalanma ihtiyacı duymazlar ama özellikle banyoda fırçalanma masaj açısından çok önemlidir. Tüysüz kedilerde genel bir problem de cilt üzerinde biriken kirlerdir. Kat kat olan deri arasına giren bu kirlerin temizliği özen gerektirir. Yağ kurutucu şampuan kullanabilirsiniz. Çalkalayın ve kurutun. Kurutma işlemini bir havlu ile nazikçe yapmalısınız. En sonunda da parlatma işlemi için bebek bezi ile vücudunu silin.

Kedilerde kulak ve göz temizliği

Banyodan önce ya da sonra, kulak temizliğini dikkatli bir şekilde yapmalısınız. Temizlik için kulak temizleyici ya da pamuklu toplar kullanılabilir. Bu temizliği alışkanlık haline getirirseniz, kulaklardaki mikrobik oluşumları ve iltihaplanmayı, oluşmadan engelleyebilirsiniz.


Temizlikte kullanılacak malzeme: Pamuk topları, kulak temizleyici, ılık banyo bezi.
Birinci adım: Kedinizi size göre yüksek bir zemine alın. Daha sonra, iki yana doğru savrulmasını engelleyecek bir şekilde tutun.
İkinci adım: Pamuk toplarına bir parça kulak temizleyici ekleyin.
Eğer çok küçük ya da zayıf bir kediye sahipseniz, pamuk toplarını daha ufak bir hale getirmekten çekinmeyin.
Üçüncü adım: Sakın kulak temizliğini cilt temizliği ile karıştırmayın. Çok daha nazik olmalısınız. Dikkatlice tutuğunuz kulak kabuklarının içini, temizleyicili pamuk toplarıyla, tamamen temizlenene kadar silin.
Dördüncü adım: Yassıyüzlü kedi cinsleri, İran ya da egzotik kısa tüylü kedi gibi cinslerin yüzleri, cinsleri gereği özenli bir temizlik ister. Yüzü ve göz çevresini her zaman temiz ve sağlıklı tutmak zorundasınız.
Her gün yapılacak yüz ve göz temizliğinde, yumuşak ve ılık banyo bezleri kullanılmalı. Böylece gözlerde donuk bir ifade kalmayacak, gözyaşı izleri de azalacaktır.

Ağız ve Diş Sağlığı

Kedinize yumuşak, unlu ve şekerli gıdaları vermekten kaçının.

Kedinize yumuşak, unlu ve şekerli gıdaları vermekten kaçının. Her 3-4 ayda bir kedinizin ağız ve dişlerini Veteriner Hekime kontrol ettirin. Yemek yeme güçlüğü, ağız kokusu, diş etlerinde kızarıklık, ağlama, saklanma, başına dokunulmasından rahatsızlik duyma gibi durumlarda mutlaka zaman geçirmeden Veteriner Hekimin görüşlerini alın. Sebepsiz davranış bozukluklarının da ağız ve diş sağlığındaki bir problemden kaynaklanacağını unutmayın.
Diş taşı problemini önlemek için sert ve kemirilebilecek oyuncaklar verin ve Veteriner Hekim tavsiyesinde kuru mama yedirin. Mümkünse haftada bir dişlerini fırçalamaya çalışın.

Pire tasması


Pire tasması adından da anlaşılacağı gibi; kedilerdeki dış parazitleri kovmada bir yoldur. Kedinize pire tasması aldınız ve taktınız. Bir süre yanında durmalısınız çünkü kediniz belki tasmadan pek hoşlanmayacak ve onu çıkarayım derken tasma ağızına takılacak. İşte bu gibi durumlar çok tehlikelidir. Çünkü pire tasmaları pireleri kaçırmak için fosfor bazlı kimyasal maddeler içerirler, yenildiği taktirde zehirlenmeler görülebilir.


Başka bir olası durum, kedinizin tasmayı çıkarayım derken tasmanın yine ağızda kalması sonucu karşılaşılan çene çıkıkları... Bu durum da en az zehirlenmeler kadar tehlikelidir. Kedi zorla birşeye alışamaz, vazgeçmelisiniz...
Belki de kediniz taktığınız tasmaya hiç bir şekilde karşı koymayacaktır, ne mutlu size.. Yine de veterinerlerin de tavsiye ettiği gibi, en güvenilir yol pire kovucu damlalardır. Evden dışarı çıkmayan bir kedi için pire sorunu önemli değildir. Fakat sokağa çıkan bir kedinin sahibi olduğunu belirtmek için, tasması takılmalıdır.
Unutulmaması gereken: Kediniz henüz 3 aylık olmamışsa tasma takılmamalıdır.

Tırnak Bakımı


Kedilerin tırnaklarını söktürmek son derece vahşi ve insanlık dışı bir harekettir.


Kedilerimizin tırnakları çok hızlı uzar ve çok sevdiğimiz koltuklarımız mahvolur. Maalesef bunu önleyemezsiniz. Ama kedinizin gözüne tırmalamak için kestirdiği bir koltuk varsa, bu koltuğun üzerine bir örtü örtebilirsiniz (misafir gelince kaldırmak şartıyla :) Kedilerin tırnaklarını söktürmek ise son derece vahşi ve insanlık dışı bir harekettir. Eğer böyle yanlış bir harekette bulunursanız, kediniz çok büyük psikolojik sorunlar yaşar. Evden dışarı çıkmayan bir kedinin ise tırnakları kesilebilir. Dikkat edilecek noktalar:

*Normal bir tırnak makası kullanılabilir.

*Kediniz derin bir uykudayken bunu denemenizde yarar var-kedinizin patilerini tutup çok bastırmadan parmaklarını baş parmağınızla tutup, hafifçe sıkarsanız tırnağı çıkar.
*Şimdi yapacağınız tırnağı kökten uzak bir şekilde kesmek. Asla gördüğünüz kırmızı kan damarlarına yakın bir şekilde kesmeyiniz. Bu kedinizi ölüme bile götürebilir. Yani çok uçtan kesin.
*Sadece 1-2 gün kediniz sizi çok tırmalayamayacak.
Not: Asla zorla denemeyin!

Genel Bakım Rehberi


Köpekler gibi kedilerin de yediklerinden iyi yararlanmaları, sağlıklı ve çevik kalabilmeleri için zaman zaman gezmeleri, koşup oynamaları lazımdır.


Eğer kedinizi sürekli olarak içeride tutuyor ve onu dışarı salmıyorsanız, kedinizi yalnız bir odada bırakmayarak, bütün evin içinde koşmasına izin vermeli, ona küçük bir top veya makara hediye ederek, oynayıp neşelenmesine yardım etmelisiniz.
Gündüzleri bahçeye bıraktığınız kediniz, akşama kadar hem oynar, hem de avlayabildiği çeşitli hayvancıklarla karnını da doyurup keyiflenir. Fakat onu geceleyin dışarıda bırakmayarak mutlaka içeri almalı, yatağında yatmasını sağlamalısınız.

Kısa ve uzun tüylü kediler, kısa zaman aralıklarıyla taranıp fırçalanmak isterler. Uzunca zaman taranmayan kedilerde tüyler çok dökülür, keçeleşir ve kirli, çirkin bir durum alır. Keçeleşmiş tüyleri bir makasla ve dikkatle almak, ondan sonra da hayvanı tarayıp fırçalamak lazımdır.

Tepeden tırnağa kadar çamura bulandığı zamanlar dışında kedinin, köpekler gibi yıkanması şart değildir. Hayvanın tüylerini kirlendiği zaman talk pudrası sürüp fırçalamak postu temizler, tüylere canlılık ve parlaklık kazandırır.
Kediler genellikle 10 yıl yaşarlar. Fakat iyi bakım altında tutulan mutlu kediler arasında 15, hatta 20 yılı aşkın yaşayarak emektar bir hatıra halini alanlara da rastlanır.

Yavru kedi bakımı

Gözleri kapalıysa, ılık çaylı pamukla gözlerini hafifçe silebilirsiniz. Eğer gözleri iltihaplı ise teramicyn göz merhemi sürebilirsiniz.


Çok küçük yavru kediler tuvaletlerini kendileri yapamazlar, sizin yaptırmanız gerekir. Bunun için; tuvaletini yapana kadar arkasına zeytin yağlı pamukla, hafifçe masaj yapın. Eğer birkaç gün boyunca dışkı yapmazsa iğnesi çıkartılmış bir şırınga içine çok az zeytin yağı koyun ve kedinizin arkasına enjekte edin.

Beslenme: Kendi başına yemek yiyemeyen bebek kedilere bir şırınga, kedi biberonu veya herhangi bir şişeye taktığınız eczaneden alınan bir emzik ile mama verebilirsiniz.

Yavru kediler tuvaletin nerede olduğununu bilemezler. Bu sebeble köşelere doğru çekilirler. Kediyi bu anda alıp tuvaletin yanına götürüp beklemelisiniz. Bu işlemi bir kaç defa daha tekrar edip kedinin alışmasını sağlamalısınız.

KEDİ HASTALIKLARI

Kedilerde Tüy Dökülmesi, Deri Problemleri

Hemen hemen tüm kedi sahiplerini yakından ilgilendiren , en çok yakındıkları konuların başında gelen tüy dökülmesi ve deri problemleri hakkında bilgi vermek istiyorum.

Veteriner Hekim Hakan Boyar
Hemen hemen tüm kedi sahiplerini yakından ilgilendiren , en çok yakındıkları konuların başında gelen tüy dökülmesi ve deri problemleri hakkında bilgi vermek istiyorum.
Kediciler bu yazıyı okuduktan sonra daha koruyucu , daha titiz olacaklar. Amacım onların ve bizim birlikte yaşamamızı daha da zevkli hale getirmek , hem bizlerin hem de onların yaşam kalitelerini yükseltmek.Bilince her şey daha kolay değil mi ?


Teşhise yönelik yaklaşım
Kedi Deri Bilimi ( Feline Dermatoloji ) ; Sistemli ve kapsamlı bir biçimde sorunu adım adım incelemeyi gerektirir. Problemin detaylı geçmişi ,olası sebepleri araştırıldıktan ve klinik yoklamadan sonra gerekirse teşhise yönelik bir dizi testler yapılır .Aşağıda vereceğimiz liste içerisinden karşılaştırmalı olarak olabilirliği düşük olanların üzeri çizilir. Liste daraltılır ve tanı konur. Geleneksel veteriner tıbbi sağaltım yapılır.

· Dış parazitlerden kaynaklanan deri hastalıkları.
o Akar , pire ve bit (Sokucu sinek ve böcekler ) kaynaklı;
o Pire Isırığı alerjisi
o Sinek ısırığı alerjisi.
o Uyuz
· Deri yüzeyinde görülebilen mantar hastalıkları.
· Deri altında ve iç organlarda gelişebilen mantar hastalıkları.
· Bakteri kaynaklı deri hastalıkları.
· Virüslerin sebep olduğu deri hastalıkları.
· Gıda Alerjisi
· Yetersiz beslenmeye bağlı deri hastalıkları
· Kaşıntılı deri hastalıkları
· Bağışıklık sistemi ile ilgili deri hastalıkları.
· Alerjik deri hastalıkları
· Deri ülserleri
· Deri Tümörleri
· Genetik kökenli deri hastalıkları
· Davranış bozukluğu ile ilişkili deri hastalıkları ( Psikolojik kökenli )

Veteriner hekiminiz size fizyolojik - mevsimsel tüy dökülmesini anlatır.Bunun dışında yukarıda sıraladığımız tüy dökülmesine neden olabilecek hastalıklardan korunma ,hijyen yöntemleri , kedinizin bakımı konusunda gerekli bilgileri verip sizi aydınlatır.Kedinizin deri ile ilgili problemi varsa tedavi eder. Sizin yapacağınız kedinizin tüylerinin bakımını ihmal etmemeniz , hekiminizin önerisi doğrultusunda periyodik muayene ,koruyucu aşı ve ilaç uygulamalarını yaptırmanızdır. Ülkemizde kediler genelde evlerde beslendikleri için dış parazitlere bağlı deri hastalıkları ile daha az sıklıkta karşılaşıyoruz.En sık karşılaştığımız vakalar yetersiz beslenmeye bağlı { Ev yemekleri yada sözüm ona ucuz kalitesiz mama ile beslemeye bağlı( Omega -3 ve Omega - 6 yağ asitleri eksikliği,kalitesiz bitkisel protein kaynakları kullanılarak hazırlanmış mamalar ile dengesiz beslenme ) } Asıl değinmek istediğim konuya geçmeden son bir mesajım var; lütfen satın aldığınız mamanın ürün ve ambalaj kalitesini kontrol edin , AAFCO Standartlarında " tam ve dengeli",ISO Kalite güvenceli olup olmadığına dikkat ediniz.Ayrıca açıkta satılan mamalara da lütfen itibar etmeyin .
Bu genel bilgilerden sonra üzerinde çok durulmayan ülkemizde bu konuda az sayıda yayın bulunan Kedilerde Davranış bozukluğu ile ilişkili ( Psikolojik kökenli )deri hastalıklarından bahsetmek istiyorum.
- Uzun yıllar boyunca kedilerde sadece çift taraflı olarak sırt ve bel bölgesinde görülen ön ve arka bacaklarda görülmeyen yoğun tüy dökülmesi sinirsel yada psikolojik kökenli olarak nitelendirildi ,sınıflandırıldı.(Özellikle Siyam kedileri ve Burma kedilerinde daha sık karşılaşılır.)Yakın zamanlarda ise Veteriner psikolojideki yeni gelişmeler ,kedi davranış bilimcilerin çalışmaları sayesinde kediler biraz daha anlaşılır oldular.Bu ilerlemeler sayesinde kedilerde psikolojik destekleyici yeni ilaçlar geliştirildi , feromonlar bulundu ,davranış tedavileri geliştirildi.Laboratuar tekniklerinin geliştirilmeleri ile birlikte ayırt edici kesin teşhis ve tedavi yöntemleri mümkün hale geldi.


Davranış Bozukluklarına Bağlı Tüy ve Deri Sorunları
 Bekleme odasında çekingenliğini gösteriyor. Psikolojik tüy dökülmesi

 Sağrı bölgesinde (böğürde) tüy dökülmesi (Permanent anksiyete) Karın bölgesinde psikolojik tüy dökülmesi (Permenent anksiyete)

 Psikolojik simetrik tüy dökülmesi (Permanent alopecia) Sürekli anksiyeteye bağlı kuyruk sokumu ve uyluklarda tüy dökülmesi

 Sürekli kaygıya bağlı aşırı yalanma (Permanent anksiyete-Kedi bulemik) Tüy dökülmesi


KEDİLERDE DAVRANIŞ BOZUKLUKLARININ GÖRÜLMESİNDE ETKİN OLAN ETMENLER :
-Normal davranışların yerine konan anormal davranışlar.
(Bilinçsizce yapılan savunma mekanizmasının işlemesi ile gelişen kaygıyı bastırmak üzere sergilenen davranışlar / Yansıtma ) Aşırı yalanma , pati ve tırnaklarını dişleme -ısırma, tırmalama gibi normalde hiç yapmadığı davranışları göstermesi ,kötü huy ve alışkanlıklar edinmesi yerine koyma etkinliği olarak kabul edilir.Bütün bu davranışların hazırlayıcı bir evresi vardır ,bu aşamada vücudunun özel bir bölümünü sık sık koklaması tipiktir.İkincil olarak çok kısa süreli ya da bazı kedilerde olduğu gibi oldukça uzun süren aşırı yalanma kendi kendini tırmalama hazırlık aşamasında görülür.Bu yerine koyma etkinlikleri zaman içinde artar,uyum sürecinde bazen durabilir .Ama bir kez başladıktan sonra fark edilmez ise kedinizin içinde bulunduğu duygusal gerilim hızla yükselir.Aşırı yalanmayı Bulemia den
( şeker hastalığına bağlı olarak gıda tüketimindeki artış yada iç parazit varlığı ) gibi ortak belirti gösteren yerine koyma davranışlarını ayırt etmek bir kedi sahibi için oldukça zordur.

-Kedilerde görülen anksiyete. Kedilerde de anksiyete bir hastalık halidir.Yaşadığı çevreye bağlı olarak gelişebilir.
- Yoksunluk Anksiyetesi
Bir kiler veya depoya kapatılan kedilerde ya da alışık olmadığı halde dışarı çıkarılanlarda görülür.Etkilenen kedilerde korku,panik havası hakimdir.Bu olay tekrarlanırsa önce anksiyete sonra fobi ve depresyon gelişir.Her şeye rağmen kaçmayı düşünmez ,evdeki kişilerden birisine karşı aşırı düşkünleşir.
-Mekan Anksiyetesi
Ev ya da mobilya değişikliği veya evdeki kişilerden birisinin ölmesi hatta evde yaşayan diğer kedi-köpek veya kuşun ölmesi bile kediyi etkiler.Tepki olarak sık sık idrar püskürtür.Sahibinin cezalandırması-hırpalaması hiçbir işe yaramaz hatta alışkanlığa dönüştürür.Geri dönebilir bu alışkanlık cezalandırma ile hızla mekan anksiyetisinin gelişmesine sebep olur.
- Kapalı yer Anksiyetesi
Düzenli olarak dışarı çıkma alışkanlığı olan kedilerde görülür.Bu alışanlığına rağmen
dışarı çıkması önlenirse özellikle akşamları hiper aktif bir görüntü sergiler koşturur,mobilyaları tırmalar.Sahipleri tarafından cezalandırılırlarsa tedirginlikleri , tepkileri daha da şiddetlenir sahibini ısırmaya,tırmalamaya kadar gider.

· Stereotypic Davranışlar
Bu tip davranışların hiç bir amacı yoktur.Nedensiz,düzenli,sırası olmayan , olağan dışı hareketler yapar.Kuyruk ısırma ,aşırı yalanma ve tırmalama stereotypic davranışlara örnektir.Sahibi engel olsa bile bir süre sonra ard arda bu davranışları yineleyebilir. Basmakalıp ,birbirinin aynı (karbon kopya ) ,anlamsız davranışlar olarak da tanımlanabilir.

· Saldırganlık
Anksiyete halinde olan kedi kendisini yaralayabilir.Özellikle kuyruğunun ucunu bir avın üzerine atlarcasına atlayarak ısırıp kanatabilir.

Kedilerde obezite

Tıpkı insanlar gibi hayvanlar da obez olabilir. Aşırı besleyerek hayvanınıza iyilik değil kötülük ediyorsunuz. Obez hayvanlar veteriner tarafından tedavi edilmeli

Obezite sadece insanlığı tehdit eden bir sağlık sorunu değil. Tıpkı insanlarda olduğu gibi, hayvanlar da obezite tehdidiyle karşı karşıya. Hayvan sahipleri genellikle bilinçsiz. Şafak Veteriner Kliniği'nden veteriner hekim Hüseyin Yenilmez hayvanlarda obeziteyi anlattı.
Hayvanlarda obezite nedir, nasıl anlaşılır?
Hayvanlarda, biz insanlardaki gibi boy ile kilo oranı diye bir şey yok. Bir beagle hep şişmanmış gibi, bir av köpeği ise zayıfmış gibi görünür. Golden retriver ya da Alman kurdu gibi standart ölçülerde bir hayvana gelirsek, obez olup olmadığını anlamak için açlık çukuruna bakmamız yeterli. İnsanların beli gibi hayvanların da açlık çukurunun belli olması önemli. Açlık çukuru kaybolduğu zaman bel omurları taşıyamaz ve hayvan ölür.

Kedilerde de durum aynı mı?
Kedilerde durum çok daha farklı. Bir kedinin obez olup olmadığını anlamak için arkasından bakmanız gerekiyor. Kedilerin normal bir simetrisi vardır. Arkadan baktığınızda yuvarlak bir görüntüyle karşılaşıyorsanız, o kedi şişman demektir. Kafası vücuduna göre çok küçük duruyorsa ve hayvanın vücudu çok yuvarlaksa artık o kedi obez demektir.

Hayvanlarda obeziteye neden olan ne? Nerede yanlış yapılıyor?
Bazı hayvanlar obeziteye genetik olarak daha yatkın oluyor. Çok az yemek yese, çok fazla hareket etse bile, hayvanın metabolizması iyi çalışmıyorsa, kolaylıkla kilo alabilir. Obezitenin diğer bir nedeni de hormonal dengesizlikler. Bu da içinde ikiye ayrılıyor: Normal seyrindeki bir hayvanın hormonal dengesizliği ve kısırlaştırılmış bir hayvanın hormonal dengesizliği. Bir hayvanın hormonlarının iyi çalışıp çalışmadığını anlamak için birçok test yapmak gerekiyor. Bazı hayvanların kilosunda ise, tiroit hormonunun etkisi var. Aynen insanlarda olduğu gibi, hayvanlarda da tiroit bezinin normalinden fazla ya da az çalışması obeziteye neden olabiliyor.

Bu hormonal dengesizliği vücut kendi kendine mi yapıyor?
Tabii, insanlarda olduğu gibi. Bunu engellemek için ne gibi bir yönteme başvuruluyor? Dengesizlik oluştuktan sonra kullanılan ilaçlar var. Ondan öncesini bilemezsiniz. Biraz beslenmeye de bağlı. Özellikle Türkiye'de insanlar hayvanları genelde lifli besinler, su ve deniz ürünleri yerine sofra artıklarıyla beslediği için, doğal olarak hayvanlarda tiroit hormonlarının yapımını sağlayan iyot minerali eksikliği görülüyor. Çok fazla iyot alan hayvanda ise hipertiroit şekilleniyor. O zaman da çok zayıflıyor. Tabii düzgün beslendikleri halde tiroit hastası olan hayvanlar da var. Buna da tiroit bezindeki bir enfeksiyon neden olabiliyor. Bunun sonucunda bir dişi hiç kızgınlık göstermezken erkekler de cinsel dürtüden yoksun oluyor, testisleri karın boşluğunda kalıyor. Cinsel organlar ayrı bir fabrika gibi çalışır. Bu da ayrı bir enerji demek. Vücudun harcadığı enerjinin hemen hemen yüzde 60'ını da bu organlar harcar. Kısırlaştırılan hayvan doğal olarak obeziteye yatkın oluyor. Onlara sizin diyet yaptırmanız gerekiyor.

Nasıl bir diyet olacak bu?
Eğer hayvanınızı mamayla besliyorsanız, tek çözüm miktarını azaltmak. Mamaların üzerinde vermeniz gereken günlük miktar yazıyor zaten. Bu her mamaya göre değişir. Bunu üretici firma yaptığı testler sonucunda belirliyor. Sizin hayvanınız bu miktarla kilo alabilir ya da verebilir. Bunu siz izleyeceksiniz. Eğer onu ev yemeğiyle besliyorsanız, belli bir standardınız olmalı. Bu zor bir iş.
Ev yemeğiyle beslenen hayvanlar obeziteye daha mı yatkın?
Tabii daha yatkınlar çünkü ev yemeklerinin denenip test edilmiş belirli bir standardı yok.

Çok hareket eden bir hayvanda obezite görülebilir mi?
İnsanlar hayvanlardan çok daha fazla hareket ediyor. Köpeği maksimum üç saat dolaştırırsınız. Oysa siz mutfağa ve tuvalete gidip gelerek çok daha fazla yürümüş oluyorsunuz. İstatistiklere göre, bir ev kadını günde ortalama 40 km yürüyor.

Köpeği gezdiriyorsunuz, kediyi nasıl hareket ettireceksiniz?
Bu biraz zor. Kediler, özgür iradesi en yüksek olan canlılar. O asla sizin dediğinizi yapmaz. Canı da istiyorsa dediğinizi yapar, kendi bildiğini okur. Kedi oyuncuysa, obezite gibi bir problemi zaten olmaz. Oyuncu değilse tek yapacağınız gıdasını kesmek. Kedinin tek handikapı et yiyen bir hayvan olması. Köpekler bu konuda biraz daha esnek. Kedilerin diyetinde mutlaka et olmalı. Sadece etle beslenen bir kedi ise kabızlık sorunu yaşar. Verdiğiniz ev yemeğinde lif de olmalı. Bazıları "Aman doğal halini bozmayalım," diye sadece et veriyorlar. Ama kedi doğal hayatında zaten lif alıyor. Fareyi yakalar, saatlerce onunla oynar ve fareyi tırnağından kafasına bütün olarak yer. Farenin tüyleri lif görevi görür.

Obezite tehlikeli mi?
Hem de çok. Obezitenin karaciğer ve pankreas üzerinde çok kötü etkileri olabiliyor. Karaciğerde yağ oranının artması siroza neden olur. Ayrıca tedavisi de son derece masraflı.

Doğum Kontrol Hapları - Düşük - Dikiş

Doğum kontrol haplarının kedi hamile iken ve özellikle aşırı dozda kullanılması düşüğe yol açar.


Doğum Kontrol Hapları

Doğum kontrol hapları haftada sadece 1 tablet kullanılmalıdır. Bu esasa aykırı her aşırı dozaj ana kedi ve yavrular için (özellikle günde 1 gün kullanılmışsa) çok zararlıdır. Bu hapların amacı doğrudan hamileliği önlemek değil (yumurta oluşumunu engellemek değil), kızgınlığı önlemektir. Kedi her şeye rağmen hamile kalabilir.


Bu hapların kedi hamile iken kullanılması, hele hele aşırı dozajda kullanılması, hormon yüklemesi sebebiyle ana rahmindeki yavru gelişimini engeller. Bu da düşüğe neden olur. Yine hapın yanlış kullanılması, rahim iltihaplanmasına yol açar ve bu da akıntıya sebep olur. Kedilerin hamile olduğu, kedi hamile kaldıktan ancak 40-45 gün sonra anlaşılır. (58-63 gün arası doğum meydana gelir.)

Düşük
Doğumda normalde önce baş gelir. Önce kuyruğun gelmesi, düşüğe işarettir. Bu düşük de hap kullanımına bağlı olarak meydana gelebilir. Düşük halinde ananın ölüm riski her zaman vardır. Bunun yanında, ölü yavrular ana rahminde ne kadar fazla kalırsa, bu durum ana için o kadar zararlıdır; ölüm riskini artırır. Ölü yavrular rahimde kaldıkça (özellikle de çürümeye başladıkça) bu durum toksik etkiye yol açar ve bu da ananın metabolizmasını bozar; ölüm riskini artırır.


Hasta sahibi, dikiş sonrası, kedisinin hareket etmesini mümkün olduğunca önlemelidir. 
Hijyen
Herkesçe bilindiği gibi hijyen çok önemlidir. Operasyonlar ve açık yaralar bakımından daha da önemlidir. Yara bölgesi dikilirken, operasyon sırasındaki ve sonrasındaki hijyen problemi, dikişlerin atmasına yol açabilir. Hatta yarada kalabilecek bir tüy bile dikişlerin açılmasına yol açabilir. Yara bölgesinin enfekte olması, bu enfeksiyonun içeri girmesi ciddi sorunlara yol açar.


Dikiş
İç dikiş 3 hafta, dış dikiş 1 haftada kapanır. Bir yaranın dikişleri sürekli açılıyorsa, yara dikilmeden; sürekli ve düzenli açık yara pansumanı ile yaranın kapanmasını sağlamak yerinde olur.


Hasta sahibi, dikiş sonrası kedisinin hareket etmesini mümkün olduğunca önlemelidir. Kedi normal yürüyüşünü yapabilir; ancak atlama, zıplama ve koşma kesinlikle engellenmelidir. Aksi halde dikişler atar.

Diğer bilgiler
Gençlik hastalığına sahip bir köpekten kediye bu hastalık bulaşmaz. Ancak gençlik hastası köpek sürekli ishal halindedir ve onun dışkısından enfeksiyon bulaşabilir. Kedinin kahverengi kusması iç kanamaya işarettir.

Kedi Aidsi (FIV)

Kedilere ait bağışıklık eksikliği virüsü (FIV) ilk kez 1986 yılında California'daki bir çiftlikteki kedilerde insanlardaki AIDS'e benzer bir hastalığın ortaya çıkmasıyla keşfedilmiştir. O zamandan beri de her ülkede bu virüse rastlanmıştır. Kanada ve Amerika'da bu enfeksiyonun oranı %1 ile%14 arasında değişmektedir.


FIV virüsü HIV virüsü ve diğer bağışıklık sistemi virüsleriyle aynı ailede yer alır. Bu tür virüsler türe özel olarak bilinmekte (yani kediler için olanı FIV, insanlara ait olanı HIV...) ve yavaş ilerleyerek hastayı ölüme götürmektedir. FIV virüsü kediden insana, HIV virüsü ise insandan kediye geçmez. FIV önce kanda, tükürükte veya beyin sıvısında teşhis edilir. Bununla beraber FIV virüsü kedinin vücudunun dışında bir yerde varlığını sürdürmez. Bu yüzden FIV virüsünün bir kediden diğerine geçmesi ancak bir kavga sırasında hasta kedinin diğerini ısırması ile olur. Virüs kedilerin üreme faaliyeti sırasında çok nadiren diğer kediye geçer; ancak hamile bir hasta kedinin virüsün karnındaki bebeğe geçmesi çok muhtemeldir.
Erkek kedilerin FIV virüsüne yakalanma olasılığı dişilerin iki katıdır. Bunun sebebi de bir anlamda, erkek kedilerin dövüşmeye daha meraklı olmalarıdır. Sokak kedileri de evde yaşayan kedilere göre bu virüse daha çok açıktır.
Eğer kedi FIV virüsüne yakalanırsa uzun yıllar hiçbir klinik belirtiye rastlanmayabilir. Fakat enfeksiyona yakalandıktan 4-6 hafta sonra belirtileri gösteren kediler de vardır. Enfeksiyon kandaki alyuvar hücrelerinin sayısında ciddi düşüşler meydana getirir. Kedilerde ateş, kansızlık veya ishal, hastalığın ilk aşamalarında görülen belirtilerdir. Bu virüs yavaşça kedinin bağışıklık sistemini çökertir ve kronik sağlık problemlerine ve başka enfeksiyonlara açık olma durumuna yol açar. İshal, zatüre, deri kanseri , bunun enfeksiyonları ve bazı göz problemlerinin yanında sinirsel problemler de FIV- pozitif kedilerde görülebilir.
FIV virüsü kan testi ile ortaya çıkar. 6 aylıktan küçük kedilerde alınan sonuçlar tam gerçeği yansıtmayabilir. Bu yüzden 6 ayı geçtikten sonra bir daha test yapılması faydalıdır. FIV virüsü taşıyan kediler uzun aylar ve yıllar yaşayabilirler; ancak onların sağlığını korumak ve diğer hastalık ve yaralanmalara karşı korumak için büyük çaba sarfedilmelidir. Bu ancak bu virüsü taşıyan kedilerin evde tutulmasıyla mümkündür. Böylece hastalığın başka kedilere de yayılması önlenmiş olur. FIV'e karşı henüz bir aşı geliştirilmemiştir, bu amaca yönelik çalışmalar sürdürülmektedir.

Derinin Mantar Enfeksiyonları


Kedilerde, derinin yüzeysel kısmında hastalık yapan ve yapmayan mantar etmenleri bulunabilir. Bunların bir kısmı, kedilerin doğal florasında mevcut olan mikroorganizmalardır. Bizler ve kediler için sorun oluşturmaz. Bir kısmı da, derinin yüzeysel mantar enfeksiyonlarını meydana getirir. Bu organizmalardan trikofitiyi anlatacağız.



Belirtiler
Hastalık etkeni dış ortama son derece dayanıklıdır. Bu göz önünde bulundurulmalıdır. Lezyonlar; baş,boyun, kulak dipleri, patiler ve vücudun muhtelif yerlerine yerleşebilir.

-Kaşıntı ve kızarıklık mevcuttur.
-Kıllarda dökülme meydana gelebilir.
-Ve 1 cm yarı çaplı büyüklükten, bir el ayası büyüklüğüne varan oranlarda lezyonlar yapabilir.


Kesin tanı, klinik muayene ve deri biyopsisi ile konulabilir.

Tedavi
Tedaviye inatçı bir mantar türüdür. Hekiminizin seçeceği uygun kremler veya tabletlerle tedavi sürdürülür. Gerekirse kılların kesimi ve dezenfeksiyon yapılır. İnatçılı gösteren vakalarda son yıllarda piyasaya çıkan Biocan M gibi aşılardan da faydalınabilir.

Unutulmamalıdır ki; trikofiti enfeksiyona yapısı müsait olan insanlara da bulaşabilir.

Üriner Sistem Rahatsızlıkları


Böbrek Taşı - İdrar Yolları Tıkanıklığı



Kediniz sık sık tuvalet kabına gidiyor, ıkınıyor, miyavlıyor ama idrarını yapamıyor; tekrar deniyor belki bir kaç damla idrar yapıyorsa, bir sorunumuz var... Bu hastalık kedinizin idrar yolunda oluşan böbrek taşından kaynaklanmaktadır

Belirtiler
Kediniz sık sık tuvalet kabına gidiyor, ıkınıyor, miyavlıyor ama idrarını yapamıyor; tekrar deniyor belki bir kaç damla idrar yapıyorsa bir sorunumuz var... Size kesin olmamakla birlikte kedinizin erkek olduğunu da söyleyebilirim. Kedinizin canı gerçekten acıyor. Çünkü kedinizde idrar taşı problemi var. Bu belirtiler dışında kedinizin ağzında kötü bir koku oluşur, kediniz kilo kaybına uğrar.

Hastalığın başlıca nedeni: Beslenme - aşırı beslenme
Daha doğrusu piyasada satılan herhangi bir mamayla beslenme... Kedinizden belki yediklerini esirgemiyorsunuz ama mutfakta size öyle acıklı bir bakış atıyor ki; dayanamıyorsunuz, besliyorsunuz, sonra tekrar... Bir diğer nedeni ise geç kısırlaştırma ve yine bunla çakışan beslenme. Kedinizin çoğu zaman sıcak-soğuk hava akımının olduğu yerlerde yatması... Eğer kediniz bu sorunlarla henüz karşılaşmamışsa ve onu hazır mama ile besliyorsanız, cebinizi düşünmeden veterinerinizin tavsiye ettiği mamaya veya ev yemeklerine geçin. Çünkü piyasada satılan çeşitli mamalar, kedinizin damak tadına uyuyor belki ama magnezyum dengesi çok kötü..

Ne Yapılabilir?
Kedinizde bu hastalığın belirtilerini görürseniz derhal veterinere gidin. Geç tedavi üremiye neden olabilir. Hem maddi hem de manevi açıdan büyük kayıplara uğrayabilirsiniz. Veterinerin ilk müdahelesi kedinize sonda takmak olacaktır. Vet. Hekim Serdar BADEM

KEDİLERDE KANLI İSHAL-KEDİ GENÇLİK HASTALIĞI-FELİNE PANLEUKOPENİE

Kedilerin,çok bulaşıcı,parvoviridae familyası içinde yer alan oda ısısında bir yıl canlı kalabilen viral bir hastalığıdır. Virus idrar ve dışkı ile atılmaktadır. Ve iyileşmeyi takiben,6 hafta süre ile dışkı ve idrarda bulunur. Duyarlı gruplarda yüksek ölüm ile seyreder.


Belirtileri nelerdir?:  Kuluçka süresi 2- 10 arasında değişebilir. Hastalık, yüksek ateş ( 40 -41 derece) , iştahsızlık,kilo kaybı ve depresyon ile başlar. Bu belirtilerden 24-48 saat sonra, hastalarda kusma ve ishal ve buna bağlı olarak hızla gelişen dehidrasyon ortaya çıkar. Lenfopeni ve Lökopeni mevcuttur. Total lökosit, 2000’nin altına düştüğünde prognoz kötüdür. Hastalanan genç kedilerin %60-90’nında ,klinik belirtilerin görülmesinden 12 saat sonra ölüm görülür.(hastalık perakut seyreder).
          İntrauterin hayatta ( doğmadan önce) ve doğum sırasında enfekte olan kedilerin cerebellum’unda meydana gelen patolojik  değişiklik sonrasında sinirsel belirtilerle karakterize olan bir seyir gözlenir.
          Akut panleukopeni’de mortalite oranı %5-90 arasında değişmektedir. Hastalık hızla zayıflamaya ve ölüm öncesi hipotermi’ye yani vücut ısısının düşmesine neden olmaktadır.  Aynı zamanda  şiddetli dehidrasyon ve endotoksemi ve intravaskuler koagülasyon(pıhtılaşma) nedeni ile ölümler görülür. Yine hafif icterus(sarılık),ülseratif ve ya  nekrotik ağız iç yaraları,rhinitis de görülebilir.
         Subakut panleukopenili kedilerde 1-3 gün süren iştahsızlık dışında başka bir önemli bulgu ile karşılaşılmayabilir.
         Korunma: İnaktif veya modifiye edilmiş canlı aşılarla aşılanması gerekir.  Yavrular 8-10 haftalık iken birinci aşıları ve 12-14 haftalık olduklarında  da ikinci aşıları yapılır. Ancak yüksek bulaşma riski olan yerlerde,16-18 haftalık olduklarında 3. aşılarının yapılması yerinde olur. Yaklaşık 15 gün içinde spesifik antikorlar oluşacaktır.Bu aşılar( gebe,hasta ve hastalık yayan kediler kullanılmaz. Bunun yerine antiserum uygulaması doğrudur.

TOKSOPLAZMASIS

Memelilerden kuşlar gibi çok değişik canlı guruplarında(300kadar sıcakkanlı hayvan) yaşayabilen bir parazittir.Toksoplazmagondi adı ile bilinen etken,oldukça küçük(4-12 mikron)hücre içinde bulunan tek hücreli bir organizmadır..

Parazitin esas yerleştiği ve ürediği canlı türü,kedi ve kedigillerdir.Bu hayvanlarda ağız yoluyla alınan etken,özellikle ince bağırsak üzerinde gelişmektedir.Sadece bağırsakta sınırlı kalan enfeksiyonlarda ishal,iştahsızlık gibi sindirim bozuklukları geçici olarak görülür ve çoğu zaman gözden kaçarak önemli bir belirti göstermez.
Eğer etkenler,vücut dokularına yayılırsa,kalp,beyin,göz gibi hayati organlarda veya iskelet kaslarında bağışıklığın gelişmesiyle kistlerin oluşmasına sebep olur!
Kistlerin,bu organlardaki yerine ve tahribine bağlı olarak;ensefalitis(beyin iltihabı),sinirsel bozukluklar veya akciğer bozuklukları belirebilir.

Parazitli kediler,akut(hastalığı yeni başladığı)dönemde dışkılarıyla,toksoplazma etkenlerini etrafa bulaştırarak önemli bir enfeksiyon kaynağı olabilmektedirler!Temizlik şartlarına dikkat edilmediği durumlarda,insanlar ve çevredeki diğer hayvanlar enfekte olabilirler..
                                                    
Enfeksiyonun insanlara bulaşmasında kedi dışkısındaki ookistler önemli bir yer tutar.Bu nedenle evcil hayvanlarınızın öncelikle Veteriner Hekimler tarafından paraziter tedavilerinin özenle ve zamanında yaptırılması çok önemlidir!
Kendi yediklerinize dikkat ettiğiniz gibi,onların yediklerine de dikkat etmeli,tuvalet eğitimleri verilerek rasgele tuvalet yapmaları engellenmeli,dışkılar fazla bekletilmeden ve el değmeden hemen atılmalıdır!
                                                 
Toksoplazmosis insanlara,yalnızca kedi ve köpeklerden geçmez!Süt ve süt ürünlerinden,iyi pişmemiş etlerden,sokağı süpüren bir hizmetlinin kaldırdığı toz bulutundan dahi rahatlıkla alınabilen bir organizmadır!

Hamilelik ve Toksoplazma:
Hamile kalınan dönemden önce,hayatlarının herhangi bir döneminde hayvanlarla birlikte yaşamış hamile
kadınlarda bağışıklık oluştuğundan dolayı parazitten etkilenmezler ve normal-sağlıklı bir doğum yapmamaları için hiç bir neden yoktur!
Hamilelik sırasında ilk defa bir canlıdan Toksoplazma,hamileliğin ilk dönemlerinde olmuşsa, düşük ve ölü doğum vakaları görülebilir!Yavru gelişmeye devam edipte doğum gerçekleşirse;doğan bebek toksoplazma ile enfektedir..Zamanla sarılık,karaciğer büyümesi,deride döküntüler,psikolojik ve sinirsel belirtiler,körlük,hareket bozuklukları,beyinde su toplanması,zeka geriliği gibi durumlar söz konusu olabilmektedir!
Enfeksiyon,gebeliğin ne kadar erken döneminde alınırsa,tahribatta o kadar fazla olur!
                                                 
Hamileliği olmayan kişilerde toksoplazma alındığında;önemli belirtiler göstermeksizin,lenf bezinin şişkinliği,ateş,halsizlik gibi bir çok hastalıkta olan belirtiler gösterebilir ve çoğu zaman fark edilmez!Bağışıklığın oluştuğu ve doku kistlerinin hapsedildiği durumlarda hayat boyu herhangi bir sakınca ve belirti gözlemlenmez!
Ancak,bağışıklık sistemi çalışmasının durduğu AIDS gibi hastalıklarda yada uzun süreli kortizon kullanımı gibi durumlarda enfeksiyon yeniden canlanabilir ve ölüme kadar gidebilen ciddi olasılıklar görülebilir!

Tavsiyemiz,hamilelik istenmesi yada saptanmasından hemen sonra evdeki hayvanlarımızı uzaklaştırmak yerine parazit tedavilerini eksiksiz ve zamanında yaptırarak onların bakımlarından bir süre uzak durmanızdır!Tüm hayvan sahipleri,genel hijyen kurallarına ve tedavilerine uygun devam ettiklerinde,son derece büyük sorunlar çıkartabilecek toksoplazmasis'in bu sonuçlarından etkilenmeyeceklerdir! Bol sağlıklı günler dileriz

Kedilerde Rhinotracheitis Enfeksiyonları (Burunda sarı akıntı):

Evcil kedi ve egzotik kedigillerde görülebilen, aksırık, burun akıntısı, 41 dereceye kadar çıkabilen vücut ısısı gözde kendisine özgü lezyonlarla karakterize hastalıktır.

Her yaşta görülmekle beraber, hastalığın seyri yavrularda daha şüphelidir.
Solunum sistemine etkileri : Seröz ya da iltihaplı bir burun akıntısı, farenjit, kronik sinüzit.
Göze ilişkin etkileri :     Çoğu zaman iltihaplı bir göz akıntısı kendini gösterir.
Üreme Sistemine İlişkin Etkileri : Uterus Enfeksiyonları, düşükler, gebelik esnasında yavrunun protein yapısında değişiklikler. Özellikle birden fazla kedinin dahil olduğu durumlarda söz konusu olur. Vücudunda hastalık etkenini taşıyan kedilerin hastalığın yayılmasında önemli rolü vardır. Stres faktörleri taşıyıcı kedilerin aktif hastalık belirtileri göstermesine, sağlıklı kedilerin hastalanmasında büyük rol oynar. Çok genç ve çok yaşlı kedilerin dışında hastalığın geleceği genellikle iyidir. Hasta sahibi genellikle uzayan hastalıklarda oluşabilecek ikincil bakteriyel enfeksiyonlara ve buna bağlı kilo kaybına hazırlıklı olmalıdır.
Calicivirus adındaki etken olaya girdiği zaman ağızda salgı artışı, ağız içinde sert damakta, dilde ülser tarzında yaralar, burun delikleri etrafında değişik tarzda lezyonlar göze çarpar. Bunun yanı sıra akciğer ödemi ve ağır, öldürücü akciğer bozukluklarına yol açabilir.

Kedilerde İdrar Yolu Taşları


Kedilerde ürolojik sendrom, idrar kesesi ve idrar yolu enfeksiyonları ile idrar yolu taşları ve tıklanmalarla karakterize hastalıklar grubudur. Cinsiyet ayrımı gözetmeksizin, özellikle 1- 5 yaş grubundaki erkek kedilerde görülmektedir!


Genel olarak görülen belirtilen kanlı ve ağrılı bir idrar ile idrar miktarında azalmadır. Tıkanmaya kristal yapıdaki elementler sebep olmakta, bunların çoğunluğunu struvit denilen taşlar oluşturmaktadır. Tıkanıklığı takiben halsizlik, iştahsızlık, kusma, sıvı kaybı ve yapılan muayenede idrar kesesinin büyümesi söz konusu olur.
      

Erkek kedilerde kısırlaştırmanın idrar yolu taşı oluşumuna etkisi olduğu söylenmektedir. Bunun yanında genel olarak idrar hacminin önemli bir etkisi olduğu, pH ın 6.6 dan yüksek olduğu durumlarda idrar yolu taşlarının oluşumunun  arttığı rapor edilmektedir. Magnezyum tüketiminin arttırıldığı diyetlerde yine aynı şekilde strüvit taşları görülme sıklığında bir artış olmaktadır.
      
İdrar yolu taşları oluşumunda yaygın tedavi yöntemi, idrar akışını aktif hale geçirmek, gerekirse sonda uygulamak, kaybedilen sıvı açısından organizmayı desteklemek ve sistemde oluşabilecek enfeksiyonu kontrol altına almaktır.
     
Tedavi süresince ve sonrasında idrar pH ını istenilen düzeyde tutmak tedavinin temel prensiplerinden birini oluşturur.
Profesyonel içerikli mamaların içinde,struvit taşlarının oluşumunu engelleyecek özel içerik karışımları bulunmaktadır.Her fırsatta belirttiğimiz gibi,kedim beğenmiyor,ne yaptıysam ondan yemiyor!problemlerini hekiminizle beraber aşmaya çalışın!Çünkü diğerlerinde 'pahalı' olan bu mamalar;hakikaten işe yarıyor ve;kedinizin gereksiz ve yıpratıcı rahatsızlıklar geçirerek sizin üzülmeniz ve kat be kat paralar harcamanıza inanın ki değmiyor...

Kedilerde Rhinotracheitis Enfeksiyonları  (Burunda sarı akıntı):
Evcil kedi ve egzotik kedigillerde görülebilen, aksırık, burun akıntısı, 41 dereceye kadar çıkabilen vücut ısısı gözde kendisine özgü lezyonlarla karakterize hastalıktır. Her yaşta görülmekle beraber, hastalığın seyri yavrularda daha şüphelidir.
Solunum sistemine etkileri : Seröz ya da iltihaplı bir burun akıntısı, farenjit, kronik sinüzit.
Göze ilişkin etkileri :     Çoğu zaman iltihaplı bir göz akıntısı kendini gösterir.
Üreme Sistemine İlişkin Etkileri : Uterus Enfeksiyonları, düşükler, gebelik esnasında yavrunun protein yapısında değişiklikler. Özellikle birden fazla kedinin dahil olduğu durumlarda söz konusu olur. Vücudunda hastalık etkenini taşıyan kedilerin hastalığın yayılmasında önemli rolü vardır. Stres faktörleri taşıyıcı kedilerin aktif hastalık belirtileri göstermesine, sağlıklı kedilerin hastalanmasında büyük rol oynar. Çok genç ve çok yaşlı kedilerin dışında hastalığın geleceği genellikle iyidir. Hasta sahibi genellikle uzayan hastalıklarda oluşabilecek ikincil bakteriyel enfeksiyonlara ve buna bağlı kilo kaybına hazırlıklı olmalıdır.
Calicivirus adındaki etken olaya girdiği zaman ağızda salgı artışı, ağız içinde sert damakta, dilde ülser tarzında yaralar, burun delikleri etrafında değişik tarzda lezyonlar göze çarpar. Bunun yanı sıra akciğer ödemi ve ağır, öldürücü akciğer bozukluklarına yol açabilir.

Kedilerde şeker hastalığı


Kedilerde şeker hastalığı, şeker hastalığının (diabetes mellitus), diğer adıyla diyabetin kedilerde de görülen şeklidir. Tip-1 ve Tip-2 olarak adlandırılan iki türü bulunan diyabette, kedilerde daha sık rastlanılan ve tedavi sonrasında insulin bağımlılığının ortadan kalkma olasılığı da olan Tip-2 diyabet, pankreas tarafından salgılanan insulin hormonunun, çeşitli nedenlerle yetersiz kalması veya vücut hücrelerinin direnç geliştirmesi sonucu, kandaki şeker oranını ayarlayamamasına bağlı olarak ortaya çıkar.


Kandaki şeker
Alınan besinlerdeki karbonhidrat, midede parçalanarak şekere dönüşür. Vücut aktiviteleri için gerekli olan enerji için, vücut şekeri kullanır. Şekerin kan yoluyla vücutta dolaşarak, gerekli organlar tarafından alınabilmesi için, kandaki şeker oranı artar. Artan şeker oranının farkına varan pankreas, şeker oranını dengelemek için, insulin hormonunu salgılar. Bir çeşit, hücrelere girecek olan şekere hücre kapısını açan anahtar olarak niteleyebileceğimiz insulin, kandaki fazla şekeri, enerji olarak kullanılmak üzere kas hücrelerine gönderir.Kullanım fazlası olan şeker, gerektiğinde kullanılmak üzere, karaciğer ve kaslarda depolanır.
Ancak, insulin yetersizliği nedeniyle, kandaki şeker oranı kontrolsüz bir şekilde artar. Bunun nedeni, pankreasın bazı nedenlerle yeterince insulin üretememesi ya da uretilen insulinin, kandaki şeker düzeyini düzenleyecek nitelikte olmamasıdır. Bu durum, hücrelerin insuline karşı bir direnç geliştirmeleri ve şekerin kandan hücrelere geçememesi sonucu ortaya çıkar.
İnsulin direncinin nedeni
Bu direncin nedeni genetik faktörlere bağlı olabileceği gibi, yüksek tansiyona, obeziteye ve kandaki yağ miktarının fazla olmasına da bağlı olabilir. Özellikle karın bölgesindeki fazla yağ miktarı, insuline karşı bir direnç geliştirir ya da insulinin etkisini azaltır.
Direnç nedeniyle, kadaki şeker miktarı, normalin üzerine çıkar ancak hücreler enerji için gereksinim duydukları şekeri alamazlar ve vücut halsizleşir. Tedbir alınmadığında, hiperglisemi (kan şekerinin aşırı yükselmesi) başlar.
Belirtiler ve sonuçları
Aşırı yorgunluk, sık idrara çıkma, çok su içme, ağız kuruluğu, vücutta enfeksiyon, gözlerde ve böbreklerde sorunlar.
Yorgunluk, hücrelerin yeterli şekeri alamaması nedeniyle oluşur. Aşırı idrar yapma isteği, özellikle geceleri görülür. Bunun nedeni, böbreklerin fazla şekeri kandan atmak için aşırı çalışır, daha fazla sıvının atılmaya çalışılması ise susuzluğa ve ağız kuruluğuna neden olur. Buna bağlı olarak, kronik böbrek sorunları yaşanabilir.
Bir başka olumsuz etki de, vücudun savaşacak gücünün kalmaması nedeniyle enfeksiyonların oluşmasıdır. Diyabetli hastalarda en çok görülen enfeksiyonlar, sistit ve matar enfeksiyonlarıdır. Bunlara bağlı olarak, kapanmayan ya da özellikle ayaklarda oluşan yaralar sayılabilir.
Diabetli kediler, yemek yemelerine rağmen kilo verebilirler. Çünkü hücreleri şekeri verimli şekilde kullanamamaktadır. Hastalığın tedavi edilmeden ilerlemesi sonucu, çeşitli metabolik düzensizlikler, kusma, iştahsızlık, güçsüzlük, su kaybı görülür.
Diabet, pek çok kedide çeşitli nedenlere bağlı olarak görülebilmekle birlikte, daha çok ileri yaştaki ve obez kedilerde görülme olasılığı daha fazladır. Bunun nedeni kesin olarak bilinmemekle birlikte kalıtım, obezite, pankreas hastalıkları, hormonal dengesizlikler ve başka bir hastalığın tedavisinde kullanılan ilaçların (özellikle karaciğeri baskılayan), bu hastalığın oluşumunda rol oynadığı düşünülebilir. Düzenli olarak tedavi edilen Tip-2 Diabetli kedilerin, belli bir süre sonra insuline ihtiyaç duymadan, diyetlerine dikkat edilerek, normal hayatlarını sürdürebildikleri de görülür.
Dikkat edilmesi gereken konular
• Kedide yukarıdaki belirtilerden birkaçının görülmesi halinde, derhal kan tahlilleri yapılmalı, diğer değerlerin yanısıra, kan şekeri düzeyi açlık ve tokluk olmak üzere, günün belirli saatlerinde kontrol edilmelidir.
• Kan şekeri ölçümleri, veteriner tarafından kol ya da boyun damarlarıdan alınan kan ile yapılırken, aynı anda kedinin kulağından alınacak kan örneği, bir el glucometer cihazında da ölçülmeli, her iki sonuç arasındaki fark (biri diğerine bölünerek), daha sonra evde yapılacak ölçümlerde referans değeri olarak saklanmalıdır (kulak kan sonucu bu rakam ile çarpılarak, gerçek kan şekeri değeri bulunur).
• Kusma nedeniyle süratle kilo kaybı meydana geleceğinden, beslenmesine özel olarak dikkat edilmeli, mutlaka zorla da olsa beslenmelidir.
• Konuyla ilgili olarak, yurt dışı ve içindeki diyabetik kedi sahipleri tarafından kurulmuş olan siteler, yakından takip edilmeli, diyabetik kedi sahipleri birbirleri ile görüş alışverişinde bulunmalıdır.
• Tedavi sırasında, veterinerle uyum içinde yapılan işbirliği çok önemlidir. Bu nedenle, kedi sahibi kadar, veteriner de görüş alışverişi ve işbirliğine açık olmalı, konuyla ilgili kaynaklara başvurmaktan çekinmemelidir.

Kedil bulaşan peritonit

Kedil bulaşan peritonit, (Felin infection peritonitis (Pleuritis) = FIP), kedilerin bağışıklık sistemini etkileyen bir hastalıktır.


FIP bilimsel tanısı (adı konulmadan) 1914 yılına kadar görülmüştür, ancak ilk kez 1963 yılında Dr. Jean Holzworth tarafından rapor edilmiştir.
FIP, kedilerin bağışıklık sistemine etki eden bir hastalıktır. FIP adı “feline infectious peritonitis” virüsünün adının ilk harflerinden oluşan bir kısaltmadır. Feline infectious peritonitis, corona virüsünün mutasyona uğramasından türer.
FIP, kedilerde görülen ölümcül bir hastalıktır, kesin tedavisi yoktur. Kesin tanı otopsi sayesinde konulabilir. Yüksek güvenilirlikli tanı için birçok test yapılması gerekir. FIP'in tanısında kullanılan testlerde bazı durumlarda hatalı sonuçlar alınabilir. Uzmanlar, çok gerekli olduğunda hayvanı "uyutma" kararı verebilir.
FIP hastalığının diğer hayvanlara ve insanlara geçtiği konusunda hiçbir tıbbi bulgu yoktur. Bununla birlikte hastalık kedigilller ailesi içinde bulaşıcıdır, evcil kedilerde görüldüğü gibi vahşi kedilerde de görülmektedir.

Hastalığın epidemiyolojisi  [değiştir]Hastalık, kedilerin 6 ile 23 ay arası yavrularında ve 5-13 yaş arası yetişkinlerinde daha çok görülür ve kedi 14 yaşın üzerine çıktığında risk daha da artar. Bununla birlikte her yaşta görülme olasılığı vardır. Kediler arasında bulaşma riski kapsamında bulaşma olasılığı vardır. Kesin bulgu yoktur ama olasılık dahilindedir.

Cinsiyet, hastalık olasılığını etkilemez. Irk açısından bakılacak olursa büyük farklılıklar olmamasına rağmen bağışıklık sistemi güçlü ırklarda daha az görülür.
Corona (korona) virüsü
Corona virüs modeliCoronaviridae ailesinden hayvan ailelerinde bulunan bir RNA virüsüdür. Solunum, sindirim ve boşaltım organlarını etkileyen virüs daha çok ilkbahar ve sonbaharda etkindir. Aslında Corona virüsü kedilerin sıklıkla karşılaştığı bir virüstür. Mutasyona uğramadan öldürücü olma riski neredeyse yok gibidir. Virüs kediden kediye temas yoluyla geçer, yayılma yoluysa genelde dışkıdır. Kedilerin neredeyse yarısı bu virüsle hayatlarında bir kez karşılaşırlar. Bu oran kedilerin toplu yaşadığı yerlerde daha da artar. Tanı testlerinde ise kedilerin metabolizmalarının virüse karşı oluşturduğu metabolik maddeler [antibody düzeyi (titer seviyesi)] ölçülebilir. Belirtiler genelde ateş, ishal ve halsizlik şeklinde olur. Ama neredeyse yüzde yüze varan oranlarda kediler bu virüsün hastalığını yenebilirler. Virüsün yayılması genelde "dışkılama > dışkıyla temas > tüy yalama" şeklinde olur. Düşük bir olasılık da olsa hava yolu da bulaşma yolları arasındadır. Corona virüsünün kedilerin rahatça atlattığı bu hastalığı, virüsün mutasyon geçirmesiyle ölümcül FIP'e dönüşür.

Bilimsel görüşlere göre Corona virüsü %2 ila %10 oranlarında FIP virüse dönüşür (FIPV). Bu mutasyonun nasıl gerçekleştiğine dair viroloji bilimi kesin veri sunamamaktadır. Şu halde Corona virüsünü kapan kedilerin %92-%98'i basit belirtilerle hastalığı atlatırken geri kalanlarda hastalık öldürücü FIP'e çevirmektedir. FIP virüsü FIP hastalığına neden olur.

Belirtileri
Islak FIP, ıslak FIP hastası bir kedinin röntgeni:
1 sıvı nedeniyle belirsiz tonlanma, 2 kalp (sınırlar belirsiz), 3 soluk borusu, 4 akciğer (belli kısımları hava alan), 5 karaciğer, 6 karın, 7 bağırsakFIP'te genel olarak aşağıdaki belirtiler görülür. Ama bu belirtilerin görülmesi FIP tanısının konulabilmesi için yeterli değildir:

*İştahsızlık ve kilo kaybı
*Ateş
*Halsizlik ve durgunluk
*Karın bölgesinin şişmesi
*Görme sorunları, gözün sulanması ve gözde renk değişimi
*Solunum sorunları ve nezle
*Denge sorunları
*Genel psikolojik durumda değişme, mutsuz ifade

Tanısı 
FIP, hastalık yayılmış dokuTanı, otopsi haricinde kesin olarak konulamaz. Ancak birden çok yapılan testlerin herbiri için güvenilirlik artacaktır. En sık kullanılan testler kan testleridir:

Kan testi: Bu test kanda Corona virüsü ile ilgili molekülleri araştırır. Testte, titer seviyesinin 3.200'ün üstünde olması hastalıktan şüphelenme nedenidir. Ancak kan değerlerindeki oynama nedeniyle belli bir süre sonunda test tekrarlanmalıdır. Ayrıca test kedinin Corona virüsü ile bulaşık olup olmadığı hakkında bilgi verir, yani virüsün mutasyon geçirip FIP olduğu ya da geçirmediği hakkında bilgi vermez.
Elisa testi*: Bir tür kan testi
RT-PRC testi*: Dışkı ve ağız içi mukoza testi
FA testi*: Doku ve karın içinde biriken sıvı için test
Karında biriken suyun incelenmesi: Islak FIP'te (bkz: hastalık türleri) karında biriken sıvıyı inceler. Sıvıda protein oranının 35 g/L'yi geçmesi ve albümin/globulin'in %50'den büyük olması şüphelenme sebebidir. Hastalık sebebiyle karında biriken sıvı karakteristik olarak, kıvamlı, sarı ve bulanıktır.
Röntgen ve ultrason: Karında biriken sıvının ve bölgenin belirlenmesinde kullanılır.
Otopsi: Kedi öldükten sonra kesin tanı için yapılır. Amaç, ölen kediyle birlikte yaşayan kedilerin risk durumunu belirlemek olabilir.
(*Bu üç testte de birinci testte olduğu gibi söz konusu bölgede "antibody (dolaylı: titer)" düzeyi araştırılır.)

Hastalığın türleri
Islak FIP'de karında biriken sıvının çekildiği bir şişeAlyuvarlara yerleşen virüs tüm vücudu sarar. Bağışıklık sistemini çökertir. İki çeşidi vardır:

Islak FIP:
Kuru FIP'e göre daha öldürücüdür ve kediye daha çok rahatsızlık verir. Kan damarlarında yaptığı deformasyonla sıvının karın bölgesinde ve dokularda birikmesine sebep olur. Akciğer üzerine basınç olduğundan bu sıvı ara ara alınabilir.

Kuru FIP:
Hastalığın, ıslak FIP'e göre daha yavaş ilerleyen, daha zor gözlemlenen türüdür. İştahsızlık, kilo kaybı, tüy renginde kalitesizleşme, burun renginde açılma, belirtiler arasındadır. Belirtiler yavaş geliştiğinden ve nispeten hafif olduğundan tanı zor konur. Gözlerde de hasara sebep olabilir.

Tedavisi 
Hastalığın kesin tedavisi yoktur. Belki hasta kedinin daha uzun ve rahat yaşaması sağlanabilir. Çalışmalar devam etmektedir. Bağışıklık sistemi güçlendiriciler, interferonlar, vitamin kürleri (özellikle C vitamini), antibiyotik desteği en önemli tedavi araçları arasındadır.

Islak FIP'te karında biriken suyun zaman zaman alınması kedinin solunumunu rahatlatabilir. Veteriner hekimin bilgisi dahilinde doğal ürünler denenebilir.
Korunma
FIP, hastalık bağışıklık hücrelerini uyarmış (makrofajlar, nötrofiller vb.)Temizlik
Corona virüsü salya ve dışkıyla bulaştığından kedi ve ortam temizliği çok önemlidir. Virüs 4-6 hafta arası pasif bekleme süresine sahiptir. Kedinin Corona virüsle karşılaşmaması için kedi kumu, mama kabı, ortam temiz tutulmalıdır. Kedinin bakım ve temizliği düzenli yapılmalıdır. Sokağa çıkarmamak virüsle karşılaşmayı engelleyebileceği gibi, kedi açısından stres kaynağı olabileceğinden ve halihazırda Corona virüsü ile karşılaşmış olabileceğinden hastalığı da başlatabilir.

Beslenme
Kediyi besin yönünden zengin beslemek ve antioksidanlar, hastalığa karşı korunmada küçük de olsa katkıda bulunabilir.

Stres
Corona virüsünün FIP'e dönüşmesinde etken olarak görülür. Kedinin psikolojisinin iyi olması sadece bu hastalığa değil diğer hastalıklara karşı korunmada da önemlidir. Ev içi ve dışında kedinizi strese sokabilecek nesne ya da durumları en aza indirmeye çalışın. (örneğin: elektrikli süpürgenin sesi vb.)

FIP'e karşı aşılar: Pfizer, hastalığa karşı "Primucell" adında bir aşı geliştirmiştir. %50-%60'lar oranında koruyucudur. Kesin koruma sağlamaz. Ayrıca 16. aydan itibaren kullanılabilmektedir. Hasta kedilerde bağışıklık sistemi etkilendiğinden, uzmanlar aşıların kesilmesi gerektiğini düşünmektedirler. Konu hakkında veterinere danışılmalıdır.
İyileşme
Kedinin hastalığından otopsi yapılmadan emin olunamaz, bu yüzden de hasta olduğu sanılan kediler de bile en son olarak ötenazi düşünülmelidir. Veterinerle birlikte hastalığın ilerlemiş evrelerinde ötenaziyi tartışılmalıdır.

Hasta kedinin iyileştiği bazı durumlar vardır ama kedinin hastalığa sahip olup olmadı ğı kesin bilinmediğinden emin olunamamaktadır.

 Beslenme

Kedilerin beslenmesi konusunda kedi dostları genellikle sıkıntı çekerler. Ama bir kedinin sağlıklı ve doğru beslenmesi için bilmemiz gerekenlerden birkaçı :


• Kedinize su yerine süt vermeyin. Süt suyun yerini tutmaz. Ayrıca anne sütü (doğal/yapay) haricinde 6 haftalık olana dek yavru kedilere sadece süt vermek onlarda kusmaya ve gelişim bozukluklarına neden olur.
• Kuru mama ile yaş mama arasında sağlık açısından bir tercih yapmak zordur. Her ikisi de sonuçta aynı kapıya çıksa da kuru mamaların aşırı tüketilme ihtimali yüksektir. Bu durumda kediler gereğinden fazla kilo alırlar. Ayrıca kuru mamalar kedilerin vücutlarındaki su miktarını da azalttığı için kedinin mutlaka bol su alması gerekir.
  
Hamile Kedinin Beslenmesi

Zeytin Seven Kediler
Kedi Mamalarının Üretimi
Seçici Kediler ve Beslenme
Kedi Mamalarında Kül Var
Yağlı Asitlerin Önemi
Çiğ Yemekler ve Kediler
Böbrek Taşı ve Beslenme
Mineraller
Ciğercinin Meşhur Kedisi
Kedilerde Kolesterol
Suyun Önemi
Ev Yemekleri
Sütün Zararı Nedir?
Doğru ve Dengeli Beslenme
Yaşlı Kediler ve Beslenme
Sihirli Kedi Otu
  
  
 
 
 

• Bazı kedi dostları kedilerine ilave vitamin katkısı yapmanın iyi bir şey olduğunu düşünürler ve ölçüyü kaçırmakta da beis duymazlar. Fazla olarak verilen vitamin türü katkı maddeleri fayda yerine zarara sebep olur. Ölçülü olmak en doğrusudur.

• Ağırlıklı olarak bir kediyi ciğerle beslemek doğru değildir. Böylesi bir tek yönlü beslenme kedilerde ciddi sağlık sorunları yaratabilir. Ciğer A vitamini açısından çok zengin bir yiyecek olup aşırı tüketimi halinde kedilerin kemik yapılarında lezyonlara yol açar. Aşırı ciğerle beslenen kedilerin boyun bölgelerinde kemik sorunları baş gösterebilir.
• Aynı şekilde ağırlıklı olarak bir kediyi balıkla beslemek de dengesiz bir beslenme türüdür. Aşırı balık tüketimi iştah kaybına yol açar. Beden, hastalıklara direncini kaybetmeye başlar.
• Bir kediye sıkça çiğ yumurta vermek sanıldığının aksine iyi bir şey değildir. Çiğ yumurta biotini azaltır ve kedilerde kilo kaybına, alerjiye yol açar.
• Kedilere asla yumuşak küçük kemikler verilmemelidir. Ağız tavanını kolayca delerek öldürücü rahatsızlıklara neden olabilir.
• Kediler için ideal olan çeşitli yiyeceklerden oluşan bir beslenme programıdır. Beslenmede aşırıya kaçmak ya da belli bir besine bağlı kalmak dengesiz belenmenin tehlikelerini beraberinde getirir.
beslenme 

 ALTERNATİF BESLENME
Doğumdan itibaren gıda alımı önemlidir. Yavru kedi 7 haftalık olana kadar anneden süt emer. 3-4 haftalık dönemde yavaş yavaş katı gıda almaya başlar. Kediler sütten kesildikten sonra enerji, protein, vitamin ve mineral ihtiyaçlarını karşılayan tam ve dengeli bir diyetle beslenmelidirler
Kedide uygun beslenme hayatının tüm döneminde çok önemlidir. uygun olmadığı zaman oluşan hastalıklar ciddileşir. Kötü beslenme kedinin hayatının bütün dönemlerinde kendini gösterir. Bir kedi yavrusu doğduğunda ortalama 100 gr. Gelmektedir. Eğer yavru bu kadar gelmezse anne iyi beslenmemiştir demektir. Kedi yavrularına 4. Haftadan itibaren ana sütüne ilave olarak kalori ihtiyacını karşılamak ve verilen protein miktarını artırmak için katı besinlerin oluşturduğu dışarıdan beslenmeye gidilmelidir. İyi beslenen kedi yavrusu haftada aşağı yukarı 200 gr. Kazanır. Kedi parlak canlı gözleri,Kalın tüyleri ile sağlıklı görünür.
Erkek kedi 9-12 aya kadar büyümeye devam eder. Bu zamanda 3.5-5 kg. Arasında değişken ağırlıktadır. Dişilerde ağarlık kazancı 6. Ayda yavaşlar ve 9. Ayda dişi kedi ortalama 2,5-3,5 kğ'a ulaşır.Günlük olarak et vermek kedi yavrusunun iyi gelişimi için gereklidir.Bunun devamlı olarak çiğ verilmesi önerilir.
Balığın ise iyi pişmiş olması gerekir. Çünkü balık kafası ve iç organları ciddi bozukluklara yol açan bir antivitamin içerirler. Bu toksik madde pişirme ile bozulur. Et olarak günlere göre yağsız dana eti,tavuk eti, balık v.b verilir. .Günlük yiyeceklerinin yarısının protein ( yani et ) olması gerekir. Bu kıyma şeklinde verilmektense kuşbaşı şeklinde verilmelidir. Kediler obur hayvanlar değillerdir. Yiyeceklerini çiğneme ve bunları parçalama zamanı bulurlar. Küçük parça halindeki etleri parçalamak için gösterdiği gayret dişlerinin sağlıklı olmasını sağlar. Kedi karaciğeri sever bununla birlikte haftada bir seferden fazla verilmemesi gerekir. Karaciğer önemli bir A vitamin kaynağıdır : Fazla vitamin A zararlıdır. Tahıllar enerji sağlarlar. Bunlar arasında yulaf ezmesi ve pirinç sayılabilir. Bunlar pişmiş veya pişmemiş taze sebzelerle karıştırılarak verilmelidir. Çiğ sebzeler iyi bir vitamin kaynağıdır. Bunlar arsında havuç, yeşil fasulye, pırasa,v.b sayılabilir. Eğer kedinizi sevindirmek istiyorsanız ona zaman zaman zeytin ve biraz kuşkonmaz veriniz. Kedi kuşkonmaza bayılır. Bütün bu gıdaları ilgi çekici kılmak için tabağına birkaç damla mısır yağı ve bir tutam bira mayası ilave ediniz. Gelişmesi boyunca yani bir yaşına kadar kediye günde bir kez süt verebilirsiniz. Kedi yavrularının süte çok ihtiyaçları vardır. Fakat ona inek sütü vermeyiniz. Çünkü inek sütü kedi için sindirimi güç ve dengesiz bir gıdadır. Kedilerde ayrıca ishal nedenidir. Kediye yağsız süt veya en iyisi süt tozundan ılık su ile süt hazırlayıp veriniz. Kediler yoğurt ve peynire de bayılırlar bunları da zaman zaman verebilirsiniz. Bu gıdalar aynı zamanda kemiksel gelişim içinde gereklidir. Kediye günlük öğün sayısı olarak 2 aylık kediye güde 4 kez,5 aylık bir kediye 3 kez, ve ergin yaşa gelinceye kadar ve sonraki yaşantısında 2 kez yemek vermek gerekir. İçme suyu: Yaşam için gerekli unsurlardan biridir. Daima kedinin kullanımına hazır bir kase su bulunmalıdır. Hiç bir zaman süt suyun yerini alamaz. Su düzenli olarak yenilenmelidir ve her zaman temiz olmalıdır. Kedilerde içilen su hayvanın yaşı ile artar. Suyun da beslenmede önemli bir yer tuttuğunu unutmamak gerekir. Kedinizin önünde sürekli günlük taze su bulundurmalısınız. Yediği kuru mama miktarının iki katı kadar su içebilir. Eğer konserve mama yiyorsa su ihtiyacı daha az olacaktır. Çünkü konserve mamaların %75'inden fazlası sudur. Kediler için hazırlanmış hazır yiyecekler vardır. Bunlar uzmanlar tarafından hazırlanmış dengeli besinlerdir. Bunlar kedilere hiç bir problem olmaksızın verilebilir. Enerji, protein, vitamin ve mineral ihtiyaçlarını karşılayan tam ve dengeli bir diyetle beslenmelidirler. Kediniz için doğru mamayı seçtiğinizden emin olun. Kedinizin durumuna göre olan (yavru veya erişkin,hamile) mamayı veriniz. Kedinizin kalsiyum, fosfor, çinko, vitamin A, vitamin D, tiamin, esansiyel yağ asitleri ve taurin ihtiyacı da önemlidir ve karşılanmalıdır. Yalnız uzun süre bekletilmiş ve buzdolabından henüz çıkmış konserve gıdaları vermemek gerekir. Buz dolabından çıkan gıdalar ortam ısısına gelene kadar bekletilip, sonra verilmelidir. Kedilere dışarıdan bazı vitaminler ve esansiyel amino asitlerin zorunlu olarak verilmesi gerekir. Örneğin vit.A çünkü kediler karotenden vit. A sentezliyemez. Eksikliği birtakım problemlere neden olursa fazlalığı da değişik hastalıklara neden olur. Onun için dengeli vermek gerekir
KEDİNİZİN EKSTRA BESİN İHTİYAÇLARI
Diğer karnivorlardan farklı olarak kedilerin spesifik ihtiyaçları vardır. Bu ihtiyaçlarını bitkilerden karşılayamadıklarından kediler et yiyen hayvanlar grubuna girerler. Yüksek protein ihtiyacı, vitamin A'nın ön maddesi, niacin, esansiyel yağ asitleri ve taurin diğer hayvanların doku ve organlarını yiyerek karşılanmaktadır. Örneğin kediler karoteni vitamin A'ya çeviremediklerinden bu eksikliği vitamin A içeren organları yiyerek gidermektedirler. Buna benzer olarak tryptofandan niacini metabolize edemez, esansiyel yağ asitlerini sadece diğer hayvanların yağ dokularında alabilir ve taurini de diğer hayvanların kas dokularından sağlayabilirler.
Vitamin A Kediler bitkilerde bulunan karoteni vitamin A'ya çeviremezler. Vitamin A ihtiyacını hayvansal orjinli gıdalardan özellikle karaciğerden sağlanır. Kedilerin diyetinde vit. A noksanlığı varsa,deri problemleri(derinin kabuklu olması,kılların kırılması ), konjonktivitis, diş eti yangıları, gelişme bozuklukları, kilo kaybı, hücre membranlarında hasar, hastalıklara karşı direnç gelişiminde noksanlık hastalıklara duyarlılık artar, karşılaşılabilecek olası problemlerdir. Daha önemlisi dişi kedilerde siklus problemleri, embriyonun implante olamaması, gebe kedilerde abort (yavru atma, düşük yapma) veya doğan yavrularda anomaliler (örneğin doğuştan yarık damak) olabilir. Vitamin A fazlalığıda önemli komplikasyonlara neden olur . Boyun vertebralarında sypondilozis,ankiloz atlayıp sıçramada zorluk,hayvan aşırı duyarlı bir durum alır. Saldırganlaşır ve krizler kendini gösterir.
Vit PP (Niacin)Niacin kediler için önemlidir.. Diğer hayvanlardan farklı olarak bu ihtiyaçlarını niacin içeren hayvan dokularını yiyerek karşılamak zorundadırlar. Bitkiler niacin bakımından fakirdirler. Noksanlığı kilo kaybı, iştahsızlık, ağız mukozalarında yangı, solunum bozukluğu,tüy dökülmesi gibi problemlere yol açar.
Esansiyel Yağ Asitleri :Kediler yağ asidi olan arachnoidic aside ve linoleik asite ihtiyaçları vardır. Bu yağ asidinin diyetlerinde bulunması gerekir.Bu gerekli yağ asiti kısırlığın önlenmesi karaciğer sirozu ve deri hastalıklarından korunmada önemli bir yer tutar Noksanlığı dermatitis ve çiftleşme isteksizliği ve kısırlık gibi semptomlar şeklinde görülebilir.
Taurine: Kedinizin taurine ihtiyacı oldukça yüksektir. Kediler bir amino asit olan taurini doğal olarak kas etinden karşılayabilir. Balık ve deniz kabukluları da taurine açısından zengin kaynaklardır. Taurine noksanlığında bir çeşit körlük olan CRD (central retinal degeneration - retinada dejenerasyon) şekillenebilir. CRD dışında üreme fonksiyonlarında noksanlık ve cardiomyopathy (kalp kası hastalığı) da görülebilmektedir.
ÇİNKO: Çinko miktarı az olan bir diyetle beslenme sonucunda gelişme bozukluğun, dermatitis (deri lezyonları) ve diğer deformasyonlar görülebilir.Bütün bunların yanında kedinizin yüksek protein ihtiyacını da karşılamalısınız. Erişkin bir köpeğin diyetinde %4 protein bulunması gerekirken kedilerin %12 oranında proteine ihtiyaçları vardır. İnsanların tersine kedilerin yağ gereksinimleri de yüksektir. Yağlar enerji ihtiyacını karşılamanın yanı sıra A ve E vitaminleri gibi yağda eriyen vitaminlerin emilimini de arttırmakta ayrıca diyete lezzet katmaktadır.
Acaba kedim hasta mı?:

Kediniz oyun oynayıp yemek yediği sürece hiçbir sorun yoktur. Sağlıklı bir kedi canlıdır. İştahı iyidir. Tüyleri gür ve parlaktır Bu konuda tek tasanız ona kaliteli, dengeli bir besin sağlayıp sağlamadığınız olmalıdır. Kediniz 48 saat yemek yemez ise veteriner Hekiminize danışmalısınız. Sağlığı iyi olmayan kedi durgundur. Çevresiyle ilgisizdir. Yemez, az içer, idrarı yoğun, tüyleri donuk ve her gün çok sayıda tüy düşer. Bunun yanında kusma, diare ve iştah azalması , durgunluk, oyun oynamak istememesi,kilo kaybı, kuytu köşelere saklanma,kendini temizlemiyorsa v.b. varsa kedinizi veteriner hekime götürmelisiniz.

 

KEDİ TÜRLERİ

Abyssinian

Algılayıcı ve zeki olan Abyssinian kolay eğitilir. Uyanık, oldukça yetenekli ve canı isteyince sokulan sevgi dolu bir kedidir. Her zaman kendisine meşgul olacak bir şeyler bulabilir.


Görünüş ve Vücut Yapısı
Kafası hafif üçgendir ve yumuşak hatlara sahiptir. Burun kısmı sivri veya köşeli olmaktan ziyade çukur bir görüntü verir. Güzel bir kesimi olan kulakların uçları dik ve sivridir.
Parlak büyük ve birbirinden ayrık duran gözlerinin altında kalemle çekilmiş gibi duran çizgiler onun karakteristik özelliklerinden biridir. Vücudu orta büyüklükte olup kaslıdır.
İnce ve narin kemikli bacaklar ön tarafta arkaya kıyasla daha uzundur. Ayakları küçük, kompakt ve ovaldir. Kuyruğu kalın ve uzundur. Tüyleri kısa, ince telli ve orta uzunluktadır. Dokunulduğunda hoş bir duygu uyandırır ve iç tüylerle beraber oldukça yoğundur. Gözler altın rengi veya yeşildir. Kuyruk uçları ise kedinin üzerindeki en koyu renkten daima bir ton daha koyu olur.
Renkleri
Yanık kahverengi, kızıl ve mavi olabilen tüyler bazen açık bazen de koyu renk bantlarla süslenir. Yanık kahve tonlarındaki tüylerde bantlar siyah veya koyu kahverengi olabilir. Kızıl tüylü kedilerde, çikolata rengi güzel bir kızılla birleşir ve sıcak bir görüntü verir.

Mavi tüylerde ise açık gri-mavi ve arduaz grisi, fildişi rengi iç tüylerin üstünde de---gıs---ik tonlarda yayılır. Bejimsi uçuk kahverengi tüylerin ise açıklı koyulu pembemsi bantları vardır. Her dört renkte de iç tüyler açık renkli ve parlak olurlar.
Tüy Bakımı
ölü tüyleri almak için yapılan muntazam fırçalama ve ara sıra uygulanan tırnak kesimi bu kedinin bakımı için yeterlidir.

Kökeni
Afrika vahşi kedisine (Felis libyca) benzemesinin nedeni eski ingilizlerin abyssinian ırkını geliştirmek için yapmış oldukları titiz çalışmaların sonucudur. Diğerlerine kıyasla oldukça saf ve eski bir ırk olmasına karşın bu kedilerin antik Mısır'ın mumyalanmış kedilerinin direkt torunları olduğu söylenemez. 1860 ların karmaşık dönemlerinde kuzey Afrika'da görev yapan ingiliz subayların Abyssinia'dan aldıkları ilk hatıra kedilerden biri "Zula"dır.

Bu ırkın İngiltere'de tanınması 1882 yılında oldu ve "ingiliz işaretlisi" olarak kabul edildi. 1919 da Abyssinian Kedi Kulübü kuruldu ve Abyssinian ismi bu kedi ırkı için resmen kabul edildi.

American Bobtail


Bobtail'lerin kişilikleri tek kelimeyle tanımlanamayacak kadar mükemmeldir. Canlı, hareketli, tatlı, zeki ve sevgi doludur. Bu harika yaratıklar her kedi sevenin kalbini hemen fethederler.


Görünüş ve Vücut Yapısı
Kafası geniştir ve güçlü çeneleri vardır. Kulakları orta ile büyük sayılabilecek ebatlarda aşağıya doğru genişleyerek iner. Burun ise zarif bir eğimin dışında düz sayılır. Gözleri iri ve hafifçe yuvarlaktır.

Bedeninin fazla yüksek olmadan belli bir uzunluğa sahip tıknaz ve yere yakın bir görünümü vardır. Dişiyle erkeğin arasındaki fark erkek kedinin geniş omuzlu, ağır yapılı ve kaslı olmasına karşın hemen hemen aynı ölçülerde ama daha kedimsi bir kıvraklıkta oluşudur.
Bacaklar kısa ve yoğun kemiklidir. Kuyruk esnek ve pon pon gibi veya sivri uçludur. Genelde tüyleri orta uzunlukta peluş gibidir ve birbirine dolanmaz. Daha uzun tüylü kedilerde ense ve bacaklarda farklı tüy birikimi olur.
Tüy Bakımı
Düğümlenme sorunun olmayan tüyler ara sıra geniş ve ince dişli bir tarakla taranmak ister. Yıkamak istediğinizde yağ içeren şampuanlardan kaçının, çünkü o güzelim tüylerini yassı ve yapışık bir hale getirir.

Kökeni
1960'larda hoş bir raslantıyla bulunan bu ırkın annesinin bir Siyam dişisi babasının ise kahverengi veya gri bir tekir olduğu tahmin ediliyor. Doğan yavrunun güzelliği karşısında artan ilgiyle beraber Birman, Himalayan, hatta Himalayan/Siyam ırklarının karışmasıyla bugünkü American Bobtail haline gelen bu güzel kedi artık maalesef fazla bulunmuyor. Ama hala uğraşan özverili yetiştiriciler bu ırkın yaygınlaşması için ellerinden geleni yapıyorlar.

 

American Curl

Asil ve mantıklı bir kişiliğe, mükemmel sezgilere ve akılcı bir duyarlılığa sahiptirler. Meraklı davranışları ve hayata pozitif bakışlarıyla hemen dikkat çekerler. Kendileri gibi dışa dönük yaşamayı seven ve hayata olumlu bakan insanlar tarafından tercih edilen bu kediler, iki-üç yıl içinde çocukluktan ergenliğe geçerler.


Taze et dışında, kutu konserve ve hazır mamalarda çok hoşlarına gider.
Görünüş ve Vücut Yapısı
Bu ırk, orta büyüklükte bir kafa yapısına sahip olmasına rağmen; iki kulak arasındaki mesafesinin darlığı nedeniyle oldukça uzun bir kafa yapısına sahipmiş gibi görünür. Irklar arasında en duyarlı kulağa sahip olan American Curl'in kulakları uzun, dik ve ağzına oranla geniş bir yapıdadır.

Geniş ceviz şeklini andıran gözleri, biçimli kare şeklinde burnu ve küçük ağzıyla çekici ve alımlı olan Curl, oldukça sağlam bir çeneye sahiptir. Ağırlıkları 2.5 ile 4.5 kg arasında de---gıs---en American Curl; az gelişmiş ancak düzenli çalışan kasları, orta uzunluktaki bacakları, üzerinde birbirleriyle orantılı çizgiler bulunan geniş kuyruğu ve yuvarlak çok büyük olmayan patileriyle orta büyüklükte bir vücut yapısına sahiptir. Dokunulduğunda ipeksi bir his uyandıran ve çok uzun olmayan tüylere sahip olan Curl'in derisi sarkık olmasına rağmen buruşuk değildir.
Tüy Bakımı
Yumuşak-ipeksi ve bir o kadar da parlak olan tüyleri orantılı traş edildiğinde sağlıklı bir görünüm kazanırlar.

Kökeni
American Curl'ün hikayesi Joe ve Grace Ruga nın Californiadaki evlerinin göl kenarında Shulamit' i keşfetmesiyle başlar. Ruga çifti, 1981 yılında Shulamit ırkı kedilerinin dört yavrusunun ikisinin Shulamit gibi kıvırcık tüylü ve kıvrık kulaklı olmasına karşın, diğer ikisinin kıvrık kulaklı ve düz uzun tüylü doğmasıyla genetik çalışmalarına başlamışlar ve bu ırkı safkan hale getirmişlerdir.

İlk kez 1983 yılında tanınmaya başlayan bu ırk 1986 yılında CFA ( Cat Federal Assocesetion ) tarafından saf ırk olarak kabul edilmiştir. 1991 yılında şampiyonalarda görülmeye başlayan Amerikan Curl ırkı 1993 yılında, iki farklı tüy uzunluğu ile kabul edilmiştir.
Her renk ve tüy patendi kabul edilen ırkın en belirgin özelliği kulaklarının kıvrıklığı olarak kabul görmüştür.

American Keuda

American Keuda, oldukça hareketli ve atletik bir kedi ırkıdır. çok iyi koşucudur ve kıvrak hareketleri vardır. Suda yüzmekten ve oynamaktan hoşlanır. Olukça zekidir. Yeni tanınan ve resmi olarak kabul edilen bir ırk olmasına rağmen aslında uzun yıllardan beri Teksas ve çevresinde çifliklerde doğal yaşam süren bir ırktır.


Görünüş ve Vücut Yapısı
American Keuda orta boyutlarda genel olarak yumuşak hatlara sahip bir ırktır. Başı vücuduyla orantılı, standart yüz hatlarına sahiptir. Kulakları orta büyüklükte ve uçları yuvarlak üçgen şekillidir.

Gözleri badem şeklinde, dış uçları hafifçe yukarı kalkıktır. Göz renginin önemi yoktur. Kürkü kısa düz, yumuşak tüylerden oluşur. Kuyruğu vücuduyla orantılıdır. Genellikle gevşek yapılı bir derisi vardır. Karın bölgesi ve dirseklerde derisi katlanarak kıvrımlar yapar. Bu kıvrımlar ona atletik hareket kabiliyeti sağladığı gibi yazın ısı ayarlamasına da yardımcı olur. Aynı zamanda muhtemel saldırılarda düşmandan kolayca sıyrılmasına olanak verir. Bacaklarına daha esnek bir yapı kazandırdığından Keuda bir çita gibi koşabilir.
Tüy Bakımı
özel bir tüy bakımı yoktur. Fırçalama yeterlidir.

Kökeni
Keuda'nın ismi uzun yıllardır Texas, Oklahoma & New Mexico'da uygulanmakta olan "Kitten Evaluation Under Direct Assessment" (KEUDA), yani yavru kedilerde direkt değer biçme, değerlendirme programından gelmektedir.

Amerikan Keudanın minyatür versiyonları da geliştirilmektedir. Geliştirilmesinde Egyptian Mau ırkının kullanıldığı düşünülmekle beraber, bunu tam olarak destekleyen bir kanıt yoktur.

 

 

American Shorthair

Zeki, atılgan ve oldukça hareketli olan bu kedileri; uyurken yada şekerleme sırasında akrobatik hareketler yaparken görmek mümkün. Bu sevimli hareketler özellikle fare avındayken kendileri için büyük bir heyecana dönüşebilir. Taze et ve mamaların dışında kemirebileceği besinlerden hoşlanır. Karışık tatlı kemikler herzaman tercihidir.


Görünüş ve Vücut Yapısı
Belirgin dolgun yanakları, orta büyüklükte badem şeklini andıran gözleri, kareye benzer köşeli bir burnu, dik kulakları ve küçük yuvarlak ağzıyla orta büyüklükte bir kafa yapısına sahiptir.
Gelişmiş çenesi ve geniş omuzları sayesinde güçlü ve sağlam bir görüntüye sahip American Shorthair'ın orta uzunluktaki bacakları ve yuvarlak patileri; dikkat çekici görüntüsünü destekler yapıdadır. Tüyleri; kısa ve ince olmasına rağmen so---güg---a oldukça dayanıklıdır.
Tüy Bakımı
Tüylerinin sağlıklı ve düzenli fırçalanması gerekir. Ayrıca düzenli fırçalama kedilerin sahiplerine daha çabuk alışmasını sağlayacağı gibi kedi ile sahibi arasında kurulacak dostluk içinde önemli bir aşamadır.

Kökeni
Bu ırkın kökeni 1904 yılında ilk evcil kedi olan Buster Brown ırkına dayanır. İlk olarak Mayflower isimli Amerikan kargo gemisinin seyahati sırasında keşfedilen ve sürekli uzun gemi seyahatlerinde bulunduklarından hacılara benzetilen bu kedilerin kökeni İngiltere olmasına rağmen Amerika olarak bilinir.

American Wirehair

Vahşi ve sert görüntüsünün altında oyuncu ve sevecen bir karakter yatar. Oyun oynamaktan büyük bir zevk alan bu ırkın kedileri iyi birer avcıdır. Bu yeteneklerinin gelişmesinde atik ve enerjik yapılarının etkisi büyüktür. Hareketli geçen günün sonunda derin bir uykuya dalmaya bayılırlar. Genelde doğal ve lifli yemeklerden hoşlanırlar.


Görünüş ve Vücut Yapısı
İri yapılı, dikdörtgen kafa yapısıyla American Shorthair'dan ayrılır. Ağız ve çene yapıları iyi gelişmiş öne doğru hafif çıkıntılıdır. Bacakları, orta uzunlukta ve kemikli yapıdadır. Patiler küçük ve ovaldir. Kuyruğu orta uzunlukta ve az kaslıdır. Yumuşak olan tüyleri dik, kıvırcık ve oldukça sıktır.

Tüy Bakımı
Dayanıklı ve sağlıklı tüy yapısına sahiptirler. Dolgun, sık ve parlak tüylerin bakımına oldukça önem verilmeli, kıvırcık tüyleri fırça yada tarakla taranmalıdırlar.

Kökeni
İlk kez 1966' da Newyork'ta ortaya çıkmış, tüylerinin parlaklığı ve güzelliği ile dikkat çekmiştir. İlk olarak ırk özelliklerinin benzerliği nedeniyle shothair ırkı olarak kabul edilmiştir. 1978 yılında Kuzey Amerikada da görülen ırkın kedileri; yıllarca Amerikan kedi severler tarafından pek beğenilmese de tüyleriyle her zaman gündemde kalmayı başarmışlardır.

Ankara Kedisi (Angora)

Tam anlamı ile sahibine tapan ve onu her yerde takip eden Ankara kedisi enerjik, oyuncu, zeki ve meraklı bir kedidir. Evine oldukça düşkün olan Ankara kedileri insanlar ile ilişkilerinde oldukça yakın ve uyumludur. Meraklı ve araştırmacı yapısı ona oyuncu özelliğide katmıştır.


Bunun yanında kararlı bir yapısı olması da meraklı kimliğinin bir sonucu olarak görülebilir. Eğer aklına bir şey koyduysa mutlaka yapacaktır. Kendine özgü eğlence anlayışı ve gösteri merakı nedeniyle onu evde mobilyalar üzerinde gezinirken, hayali avını yakalarken veya yumaklar ile oynarken görmek ve onunla hiç sıkılmadan eğlenceli dakikalar geçirmek mümkündür.
Görünüş ve Vücut Yapısı
Keskin hatlarla belirlenmiş orta büyüklükte bir kafaya sahip olan Ankara kedilerinde burun oldukça uzun ve üçgenimsi bir yapıdadır.
Kulaklar uzun sayılabilecek bir büyüklükte dik ve birbirine yakın olarak başın üst tarafına doğru yerleşmiştir. Kulak uçları dik ve tüylüdür.
Gözler iri ve yuvarlak yapıda göz bebekleri ise dikey bir badem şeklindedir. ---cög---unlukla mavi göz rengi ile karşılaşılmakla birlikte kehribar sarı, yeşil-sarı tonları ve sarı-mavi göz gibi iki farklı renkte olabilir. Uzun ve adeleli bir vücuda sahip olan Ankara kedileri duruş ve hareketlerinde oldukça zarif bir yapıdadır.
Tüyler tek tabakadan oluşan bol uzun ipeksi ve beyaz yapıdadır. Alt tüyler denilen ikinci bir tabaka yoktur. Kuyruk bol tüylü, kabarık ve uzundur. Yürürken kuyruğunu sırtına doğru yatay olarak kıvrık tutan Ankara kedileri bu özellikleri ile spesifik bir görünüm ve tek olma özelliği kazanmıştır. Ankara kedilerinin kalıtsal olan en karekteristik özelliği sağırlıktır fakat bazı Ankara kedilerinde gözlenmeyebilir.
Tüy Bakımı
Uzun ve ipeksi tüyleri sık tarama gereksinimini doğurmaktadır. Düzenli olarak taranması gerekir. Aksi halde açılması güç kıtık problemi yaşanabilir.

Kökeni
Uzun tüylü kedilerin atası olarak kabul edilen ve Avrupa'da Angora olarak tanınan Ankara kedisi ---cög---u zaman İran kedileri ile karıştırılmış ve Amerikada İran kedisi olarak tanınmıştır.

Türkiyede üretilen ve saf Türk kedisi olan bu ırkın anavatanı ve kökeni Ankara yöresidir. İlk kez 1620-1625 yılları arasında Haçlı seferleri döneminde bir Fransız bilim adamının ülkesine dönerken götürdüğü bir kaç beyaz Ankara kedisinin üretilerek seçkin bir şekilde dağıtılması ile Avrupada tanınmış ve büyük ilgi görmüştür. 17.yy.da İtalyada tanınan Ankara kedisi için özel dernekler kurulmuştur.
Bu derneklerden en önemlisi olarak sayılabilecek ve halen çalışmalarını sürdüren Club Angora Turco Pietro Della Valle isimli dernek Ankara kedilerinin üretimi ve gelişimi için çalışmakta ve yarışmalar düzenleyerek ırkın gelişimine katkıda bulunmaktadır. 18. yüzyılda Marie Antoniette ve 14. Louis gibi pek çok asil Ankara kedisinin hayranı olmuş ve Avrupada üretimi devam ettirilmiştir. 1962 yılında Amerikan askeri personeli tarafından bir çift Ankara kedisi Amerikaya götürülerek bu ırkın Amerikada da tanınmasını ve sevilmesini sağlamıştır.
Bu gün Amerika ve Avrupa'da saf Ankara kedisi olarak üretimi yapılmaktadır. Ankara kedileri uzun yıllar boyunca İran kedisi ile melezlenmiş ve farklı renklerde uzun tüylü kediler elde edilmiştir. Bu nedenle soyu tükenme tehlikesi yaşayan Ankara kedilerinin saf ırk özelliği olan beyaz rengin korunması ve neslinin tükenmemesi için son yıllarda üretimine özen gösterilmiştir.

Australian Mist

Burmese'nin sevecenliğini, Abyssinian'ın zeka ve çevikliğini, yerli kedilerinde sağlıklı ve güçlü yapısını almış mükemmel bir ev kedisidir.


Sahibinin yanından ayrılmazlar ve evin içinde onunla birlikte dolaşırlar. Herzaman mutlu olan bu kediler, tek bir oyuncakla saatlerce oynacak kadar sabırlıdırlar. çocuklarla ve diğer petlerle iyi anlaşan Australian Mist kucakta oturmaktan çok hoşlanır.
Pek zeki sayılmazlar, ama oyun oynamaya her zaman hazır olan bu ırkın yavru kedileri, ergin kedilerden daha ağırbaşlı ve uysaldır.
Görünüş ve Vücut Yapısı
Orta boyutlarda, sert, kaslı bir vücudu olan Australian Mist kısa tüylü bir kedidir. Erkekler dişilere oranla biraz daha büyüktür.

Kafa yuvarlak gövdeyle uyumlu, kulaklar küçük ve diktir. Büyük parlak gözler, yuvarlak şekilli ve yeşil renktedir. Gözler buruna doğru eğimli ve birbirine yakındır. Hafifçe aşağı doğru bakan gözler, bıyık, çene ve burun hatları yüze cana yakın sevimli bir ifade kazandırmaktadır. Bu güçlü ve anlamlı yüz ifadesi erkek kedilerde daha belirgindir. Göğüsü geniş ve yuvarlak şekildedir.
Bacakları gövdeyle orantılı ve güçlüdür. Arka bacaklar, ön bacaklardan hafifçe daha uzundur. Patiler oval şekilli ve temizdir. Kuyruk gövdeyle orantılı ve kalındır. Uca doğru çok az incelir ve hafifçe kıvrık dirsek oluşturur.
Tüy Bakımı
çok az tüy bakımı gereksinimi olan bir kedidir. Haftada bir kez yapılan 5 dakikalık kısa süreli bir fırçalama yeterli olur.

Kökeni
Avutralya'nın Sidney bölgesinde yerli kısa tüylü kediler, Burmese ve Abyssinian' ın karışımından oluşan, yeni tanınan melez bir ırktır. önceleri Spotted Mist olarak tanınan ırk 1980 yılında Avustralya da bir şampiyonada birici olmuş ve daha sonra ırkın adı Australian Mist olarak tanınmıştır. Ancak bu isim resmi olarak 1998 yılında kayıtlara geçmiştir. Daha sonraki yıllarda Amerika ve Yeni Zelanda'ya da götürülerek tanınmış ve yetiştirilmiştir.


Balinese

Aktif, sevecen, spora yatkın ve aynı zamanda hassas kedilerdir. Bu nedenle yalnız bırakılmaktan hoşlanmazlar. Bahçe yaşamına meyilli olmalarına rağmen sokakta yaşayamazlar.
Açık teraslar, kuş banyoları vakit geçirmekten hoşlandıkları mekanlardır. Bu ırk, genelde sistemli, uyumlu ve düzenli insanlar tarafından tercih edilir.
Görünüş ve Vücut Yapısı
Her zaman vücuduyla orantılı orta uzunlukta bir kafa yapısına sahiptir. İlk bakışta kulaklarının dikliği ve genişliği ile göze çarparlar.

Küçük ve sevimli burnuna, geniş kulaklarına siyah çizgilerin hakim olduğu Baliniseler, bademi andıran ve burunlarına doğru hafif eğimli olan, gözleri sayesinde oldukça narin bir görüntü sergiler. Orta büyüklükteki vücudu ve gelişmiş kasları ile zarif bir profil çizen Balinese, vücudu ile orantılı ince ve uzun bacaklara, küçük ve oval patilere sahiptir.
Uzun, ince ve gösterişli tüylerin kapladığı kuyruğu ise esnek vücudunu tamamlayarak bu ırka farklı bir özellik kazandırmıştır. Irkın tüy yapısı; yele kısımları hariç uzun ve ipeksi bir görünüştedir.
Tüy Bakımı
Balineselerin tüylerinin biraz uzun bırakılması onları daha sevimli gösterir. Ayrıca tüylerinin düzenli olarak fırçalanması diğer kedi ırklarında olduğu gibi bu ırkın da çok hoşuna gidecektir.

Kökeni
Bu ırkın kökeni; Bali Denizi'nin güney kesiminde bulunan Asion şehridir. Irkın mesken tuttuğu bölge Bali Denizi'nin kuzeyine göre kültür ve nezaketten daha uzaktır. Bu nedenle ırkın karakterinde; uzun tüylü ırka mensup Siyam kedilerinin kibarlığı ve duygusallığı baskın değildir. Hatta bu ırkın davranışları eski yerli dansçıların figürlerine benzetilir.

 

Bengal

Uslu ve kararlı bir kedidir. Yürüyüşü, atılan objeleri sahibine geri getirmesi ve suyla oynaması tamamen Bengal'e özgüdür. Kedisel özelliği olan bağımsızlığına karşın aynı zamanda şefkatli ve dışa dönük de olabilir.


Görünüş ve Vücut Yapısı
Yuvarlak hatlarıyla yayvan ve hafif üçgenimsi bir kafası vardır. Kafası vücuduna oranla biraz uzun ve küçük görünür.

Elmacık kemikleri yüksektir ve belirgin bıyıklarının üstünde geniş bir burnu vardır. İri badem biçimli gözleri birbirinden ayrıktır. Kulakları ufak, kısa olup uçları yuvarlaktır ve genişleyerek kafaya oturur. Bedeni uzun ve sağlam olup gelişmiş kasları en dikkat çekici noktasıdır.
Kalın kemikli ve iri bir kedi olmasına karşın evcillerin arasında ondan büyükleri de vardır. Bacakları orta uzunlukta, kaslı ve asla ince değildir. Arka bacakları öndekilere oranla daha uzundur. Patileri yuvarlak ve iridir. Kuyruğu kalın, orta genişlikte ve orta uzunlukta olup, yuvarlak biten ucuna doğru hafifçe incelir.
Tüyleri kısa ile orta uzunluktadır. Yavruların tüyleri genellikle daha uzundur. Tüy yapısı kalın, zengin ve yumuşaktır. Dokunulduğunda çok hoş bir duygu verir
Tüy Bakımı
Orta uzunlukta olan yumuşak tüyleri her gün bakım ister. En iyi bakım nazik fırça darbeleriyle ve yumuşak bir fırça kullanılarak yapılır.

Kökeni
Asya leopar kedisinin kaybolmaya yüz tutmuş esprisini yeniden yakalayabilmek için Jean Sudgen Asya'nın vahşi ormanlarında bulduğu orjinalleri bir çift ev kedisi ile 1963 yılında çiftleştirmiştir. Yetiştirme programı yirmi yıla yakın sürmüştür. Dr. Willard Centerwall ile 70 li yıllarda kediler üzerine çalışan Mrs. Jean Sudgen Mill desen, renk ve karakteristik olarak Asya leopar kedisini yeniden yaratmıştır.

 Birman

Edepli ve duygusal, enerji dolu ve oyuncudur. Birman kedisinin gözleri ve hayranlık uyandıran yüz ifadesi ister evcil olsun, ister vahşi onu diğer kedilerden ayırır.


Görünüş ve Vücut Yapısı
Geniş, yuvarlak ve güçlü bir kafası, dolgun yanakları, yuvarlak bir burnu, sağlam ve iyi gelişmiş bir çenesi vardır. Yuvarlak uçlu kulakları orta uzunlukta, aşağı doğru genişleyerek ve birbirinden iyice ayrık olarak başına oturur.
Gözleri yuvarlak ve dış kenarları hafifçe yukarı kalkıktır. Bedeni uzun ve iyi gelişmiştir. Bacakları orta uzunlukta ve kalındır. Patileri geniş, yuvarlak ve sağlamdır. Kuyruğu bedeniyle orantılı ve orta uzunluktadır.
Tüyleri uzunca ve ipeksi bir dokudadır. Boynununu süsleyen yaka gibi uzun tüyleri vardır. Karın bölgesinde tüyleri hafifçe dalgalıdır.
Tüy Bakımı
Birman'ın uzun tüylerini hep iyi durumda tutabilmek için muntazam bakım yapılması gerekir.

Kökeni
Bugünkü Birman kedisinin ataları Burma'da ki eski Budist tapınaklara dayanır. Hindi-çin'in rahipleri ve zengin pirinç yetiştiricileri ölüm Tanrıçası ile konuşabildiğine inandıkları bu kedileri kutsallaştırmışlardı.

Rahiplerle beraber Tibet'e bile giden kediler, Burma'lı bürokratların hediyesi olarak İngiliz ve Fransız subaylarla da Avrupaya gelmişlerdir.
Fransa'da Burma'nın kutsal kedileri olarak adlandırılan bu ırk kısa tüylü Burmese ile karıştırılmamalıdır. Aslında Burmese kedisinin Burma ile hiç bir ilgisi olmadığından Burmese denilmesi de yanlıştır.

 Bombay


Sessiz ve içine kapanık görüntüsüne rağmen, ev ortamıyla gerçekten ilgilidir. Pek belli etmesede kendi içinde sevgi doludur.



Görünüş ve Vücut Yapısı
Bu ırkın kedileri yassı bir kafatasına ve bu kafatasına uygun yuvarlak göz ve ağza sahiptir. Mat siyah renkleri nedeniyle yüzlerindeki küçük ama keskin hatlı burunları çok dikkat çekmez.

Orta ölçülerdeki vücut yapıları nedeniyle oldukça gelişmiş kasları pek farkedilmez, dişilerine göre daha güçlü olan erkek kediler bile yapılı görünmez. Yuvarlak patileri, bacakları, düz kuyruğu ve sateni andıran kısa parlak tüyleriyle Bombaylar kusursuz bir vücuda sahiptir.
Tüy Bakımı
Mümkün olursa haftada bir yıkanmalı ve fırçalanmalıdır.

Kökeni
Bombaylar; İlk olarak 1970'lerde ortaya çıkmış Burmese ve American Shorthair'in karışımından oluşmuş melez bir ırktır.

1976 yılında ırk olarak kabul edilerek kayıtlara geçen Bombaylar; parlak kışkırtıcı tüyleri nedeniyle Melanistik Afrika leoparına benzetilmiş ve bu isimle anılmıştır.
Parlak ve çekici gözleriyle diğer ırklardan oldukça farklı olan Bombaylar, ırkın güvenliği ve başarılarıyla diğer ırklar arasında çabuk yer edinmiş ve hemen kedi severlerin beğenisini kazanmayı başarmıştır.


Brazilian Shorthair

Aktif, oyuncu ve sahibine çok bağlı olan bu kediler sahibini kendi seçer. Zekidir ve kolay öğrenir. Her çevreye uyum sağlayabilen sağlıklı, güçlü bir ırktır. Avcılık güdüleri oldukça güçlüdür. İlgi görmekten hoşlanır.


Görünüş ve Yapısı
Brazilian Shorthair orta boyutlarda, güçlü bir kedi ırkıdır. Ne Persian gibi basık ve yuvarlak, ne de oriental ırklar gibi ince ve narin yapılı değildir. Kürkü kısa tüylüdür ve tercihen göz rengi ile kürk rengi arasında güzel bir uyum vardır.

Göğsü derin ve yuvarlak, kuyruk orta boyda ve giderek incelen bir yapıda, bacakları vücuduyla orantılıdır. Başı orta büyüklükte, uzunluğu genişliğinden biraz daha fazladır. Yine orta büyüklükte olan kulaklarının uçları yuvarlaktır.
Gözler badem şeklinde ve iridir. Göz rengi, gümüş kürk rengi olanlarda yeşil veya sarı, beyaz kürklülerde mavi, diğer renklerde kürke sahip lanlarda sarıdan bakıra kadar de---gıs---en tonlardadır.
Tüy Bakımı
Kısa tüylü kürkü fazladan bakım gerektirmez.

Kökeni
Brazilya'nın sokak kedisi olan Brazilian Shorthair, İngiltere ve Amerika'da yerli ırkların resmi ırk kategorisine kabul edilmesinin ardından yapılan çalışmalar sonucu 1985'ten sonra Brezilya'da ayrı bir ırk olarak kabul edilmiş, daha sonra 1994'te uluslararası kedi cemiyetleri tarafından British Shorthair ile aynı kökene sahip olduğu ve kökenin Keltlerden geldiği için Keltic olarak kaydedilmiş, daha sonra Keltic ırkı kedilere göre daha ufak ve ince yapılı olduğu için Brazilian Shorthair ismiyle kabul edilmiştir. Brazilya'nın uluslararası cemiyetler tarafından resmi olarak kabul edilen ilk kedi ırkıdır.

British Shorthair

Uyumlu ve dayanıklı bir kedi olan British Shorthair tam anlamıyla bir şehir kedisidir. Bazen içine kapanık bazen de hareketli ve canlı tam bir mahalle kabadayısı gibi davranır.



Görünüş ve Vücut Yapısı
Dairevi ve güçlü kafa, yuvarlak kemik yapısıyla bütünleşir. Alnı yuvarlak gelip tepesi hafifçe düzleşir. Burun yayvan ve orta büyüklüktedir. çene ve burun kısmı bu ırka özgü bir şekilde sağlam ve iyi gelişmiştir. Bıyıklardan sonra belirgin bir boşluk vardır.

Orta boy kulakların uçları yuvarlak, taban kısımları ise geniştir. Birbirinden tamamen ayrık olan kulaklar başın biçimiyle uyumludur.
Gözler uyanık bakışlarıyla iri ve yuvarlaktır. Beden orta ile büyük olabilir, tıknazdır ve kedinin arka tarafı düz görünümdedir.
Göğsü geniş ve derindir. Bacaklar güçlü ve orta boydadır. Patileri de yuvarlak ve sıkıdır. Orta uzunlukta olan kuyruk dibine doğru genişleyerek ve uca doğru hafifçe incelerek bedenle uyum sağlar. Tüyleri kısa, dayanıklı ve tek kattır. Kesinlikle kıtıklanmaz.
Tüy Bakımı
Kendisini temizler, bakımını yapar ve kendi kararlarını alarak kendi ayaklarının üzerinde durur. Ya bebekliğinden itibaren muntazam bakıma alıştırırsınız, ya da pes edebilirsiniz.

Kökeni
British Shorthair 19. yüzyılın sonlarına doğru Harrison Weir adında bir kedi sever tarafından kedi gösterisinde sergilenerek tüm dünyaya tanıtılmıştır. Uzun bir süre boyunca da kedi şov dünyasının en popüler kedisi olan British Shorthair'in yıldızı uzun tüylü İran kedisiyle birlikte 2. Dünya Savaşı sıralarında sönmüştür.
İngiltere'de bugün bu kediler Amerika'daki kardeşlerinin aksine renklerine göre ayrılırlar ve her renk ayrı bir ırk olarak kabul edilir.

Burmese

çok değişik sesler çıkartabilen Burmese yaptığı ses oyunlarıyla sahibini kendine hayran bırakır. Zekasıyla, merakıyla ve problem çözme yeteneğiyle bu mükemmel bir ırktır. Kişilikli, dayanıklı ve başını belaya sokmaktan çekinmeyen bir hayat arkadaşı arayanlara ideal bir kedidir.


Görünüş ve Vücut Yapısı
Kafası hafifçe yuvaktır ve kulaklarının arasındaki mesafe belirgindir. Geniş elmacık kemikleri köşelere doğru kütleşir.

Kendinden emin bir şekilde ısırmasını sağlayan çenesi yuvarlakça ve sağlamdır. Orta boy kulakları huzursuzluğunu engellemek istermiş gibi hafifçe öne doğru eğiktir. Birbirinden ayrık duran yuvarlak gözleri burun uçlarında doğululara özgü çekik bir form alırken, alt çizgi yuvarlak kalır. Atlantik'in hangi tarafında yaşarsa yaşasın bedenleri orta büyüklüktedir.
Genelde Amerikan kedileri daha kompakt bir yapıya sahipken, İngiliz kedileri Siyam'lar kadar olmasa da daha uzun, yabancı görünümlü ve narin olurlar. Tüyleri parlak, ince, sık dokulu, yatık ve saten gibidir. Burmese'lerin tüy parlaklığı ırkın övülen özelliklerindendir.
Tüy Bakımı
Kısa tüylü olduğu için fırçalama ve tarama açısından fazla bir şeye ihtiyacı olmasa da nemli sentetik bir bezle veya bakım eldiveniyle yapılan sıkıca bir ovalama sonucu tüyleri temizliğini korur.

Kökeni
İlk 1936 da görülen, bugün tüm dünyanın tanıdığı Burmese yıllar boyunca yapılan titiz yavru seçimlerinin sonucunda ortaya çıkmıştır. "Mutasyon yetiştirmesi" olarak da adlandırılan bu kedilerin orjinal renklerinin siyah veya tekir olduğu tahmin edilmektedir.

Burmese kedilerinin ilk yetiştirilme çalışması Wong Mau adlı doğulu görünümlü bir dişi kediyle saf kan bir siyam kedisinin çiftleştirilmesiyle başlar. Doğan yavrular her iki ırkın karakteristiklerini göstermeyen zavallı bir karışım gibi gözükmelerine karşın, yavrulardan bir tanesini tekrar doğulu tipli bir kediyle çiftleştirince çok tercih edilen kahverengi renk ortaya çıkmıştır.
Dr. Joseph Thompson Asya'ya özgü bir çok ırkın içinden Burmese'leri ilk yetiştirenlerden birisi olarak tanınır.
 Burmilla (Silver Burmese)

Burmilla, Burmese'nin enerjisi ile Persianın uysallığının birleşimidir. Oldukça konuşkan olan Burmilla bir o kadar da hassastır. Mükemmel bir arkadaş olan bu ırk insanlara ilgilidir. özellikle sahibinin hislerine karşı oldukça duyarlıdır.


Ailenin bir parçası olmaktan hoşlanır. Burmese'den daha sessiz olmakla birlikte Chincilla'nın rahatlığı ile kıyaslandığında geride kalır. Enerjik bir ırktır. Diğer kedilerle çok iyi anlaşır. Ancak diger petlerle orta derecede anlaşabilen bu ırkın çocuklarla anlaşması biraz daha iyidir.
Zeki bir ırk olan Burmilla kapıları kolaylıkla açabilir. Meraklı ve oyuncu olan bu kediler sahibiyle oyun oynamayı sever.
Görünüş ve Vücut Yapısı
Kısa tüylü ve orta boyutlarda bir kedi olan Burmilla'nın dişileri, erkeklerden daha küçük yapılıdır. Orta boyutlarda ve yuvarlak olan kafa, buruna doğru uzayarak üçgen görüntüsü verir. Keskin hatlarda olmayan yüz geniş ve kısadır. çene, ağız ve burun kısa, geniş ve güçlüdür. Kulaklar dik, uçları hafif yuvarlaktır.

Gözler, hafif yana eğimli, yüze yerleşimi orantılıdır. İri boyutta olan gözlerde yeşilin tüm tonları kabul edilmekle birlikte parlak, canlı yeşil olanları tercih edilir. Ayrıca kırmızı, krem ve kaplumbağa desenli olanlarda kehribar rengi göz rengi olabilir. Gövde arkaya doğru düz olarak uzanır. Göğüs geniş ve yuvarlak hatlardadır. Bacaklar ince ve kemik yapısı güçlüdür.
Arka bacaklar, ön bacaklardan hafifçe uzundur. Patiler ise yuvarlak şekildedir. Kuyruk orta uzunlukta ve orta kalınlıktadır. Uca doğru hafifçe incelen kuruğun ucu sivri değil yuvarlak bir yapıdadır. Kısa olan tüyleri, düz ve parlaktır. Dokunulduğunda ipeksi bir his uyandırır. Gümüş renkte olanları tercih edilir.
Tüy Bakımı
Kısa olan tüylerin çok bakıma ihtiyacı yoktur. Az tüy döken Burmilla'nın ölü tüylerini toplamak için haftada 1-2 kez fırçalanmak yeterlidir.

Kökeni
Burmilla, Asya kökenli kedi grubunun bir üyesidir. 1981 yılında Britanya'da aynı evde yaşayan lila renkli dişi bir Burmese ve erkek Chinchilla Persian kedisinin çiftleşmesi sonucu ortaya çıkmıştır.

Burmese'nin çiftleşme zamanı geldiğinde sahibi ona uygun bir eş gelene kadar odaya kilitlemişti. Fakat kapı temizlikçi tarafından yanlışlıkla açılınca hikaye başlamıştı.
Dokuz hafta sonra inanılmaz güzellikte parlak yeşil gözler, küçük pembe burun ve siyah bir ağızla birbirinden güzel yavrular meydana gelmişti. Bu yavruların iri, parlak ve şaşkın bakan gözleri insanlar tarafından kısa sürede ilgi odağı olmuş ve yetiştiriciler Burmese ve Chinchilla Persian kedilerini kullanarak bu yeni türü ---cög---altmışlardır.

Californian Spangled

Oldukça anlayışlı ve duyarlı olan California Spangledler diğer kedilerden daha ileri bir zekaya sahiptir. Oyuncu ve atletik bir yapıdadırlar.


Görünüş ve Vücut Yapısı
Heykel misali büyüleyici görüntüsü ve güçlü keskin bakışlarıyla kaplanları andırırlar. Asi bakışları, gelişmiş güçlü ağız yapısı ve dolgun çene kemikleri ile biraz ürkütücü ve soğuk kedilerdir. Birbirine eşit orta boy kulaklarının üst kısımları dik ve yuvarlak yapıdadır.

Badem biçimli gözleri oldukça iri ve açık renktedir. Yüzün ön kısmı kubbe şeklindedir. Uzun, ince bir görünüm ve medium boyutlarla avcı bir görünüme sahip olan bu ırkın kedileri, iyi gelişmiş kaslı bacaklara sahiptir. Ancak ön bacakları kaslı ve atik hareketleri nedeniyle, arka bacaklarına göre daha kaslı ve gelişmiştir.
Kuyruğu, kalın ve dolgun olmakla birlikte oldukça uzundur. Kısa kadife tüyleri karın kısmında ve kuyrukta biraz daha uzundur.
Tüy Bakımı
Kadife tüylerin sağlıklı bakımı için, düzenli aralıklarla ve nazik dokunuşlarla fırçalanmalıdır.

Kökeni
1970 yılında kürkleri nedeniyle avlanan benekli vahşi kedilerin nesillerini korumak amacıyla başlatılan Mavi Proje kapsamında ortaya çıkmıştır. Mısır kedileri ve tropikal Güney Afrika kedileri gibi tüylerinin güzelliği ile bilinen altı farklı ırkın çifleşmesiyle ortaya çıkan melez ırkın kedileri bu nedenle parlak ve avcılar tarafından çok kıymetli görülen tüylere sahiptir.

 

Chartreux

Yumuşak ses tonu ve yumuşak patiler Chartreux ırkını en iyi tanımlayan kelimelerdir. Oyuncu ve kendinden emin tavırlarının yanında ani pençeler atabilir.


Çok cana yakındır. Bahçede koşarak oynamayı seven çocuklar için iyi bir arkadaştır. Et, bu ırk için diğer besinlerden daha yararlıdır. Düzenli olarak et verilmesi Chartreux'ın çene gelişimine yardımcı olacaktır.
Görünüş ve Vücut Yapısı
Boyunla birleşmiş büyük, yuvarlak bir kafa yapısı vardır. Geniş ve yumuşak yüz hatlarına, güçlü ve dolgun bir çeneye sahiptir.

Kulakları yüzüne oranla büyük ve her zaman dik yapıdadır. Ağzı oldukça küçük ve dar olan Chartreux, kenarlarında siyah mat çizgileri hemen dikkat çeken yuvarlak, anlamlı ve bir o kadarda sevimli bakan gözlere sahiptir.
Geniş omuzları, derin göğsü ile atletik, dirençli bir fiziği vardır. Kemik ve kas yapısı orantılı olarak gelişmiş olan Chartreuxlar'ın erkek cinsleri dişilerine oranla daha iri görünüşlüdür.
Orta uzunluktaki bacakları ve bunlarla orantılı hafif dışa eğik patilere sahip bu ırkın tüyleri ise kısadır. Bacaklarında daha uzun tüylere sahip olan ırkın; yaşlı kedilerinde özellikle diş bölgesinde yoğun tüyler görülür.
Tüy Bakımı
Bu ırk, tüylerinin temizliğinin belli aralıklarla yapılmasından hoşnut olur. Diğer ırklarda olduğu gibi sık sık tüy bakımı yapmak onları mutlu etmeyecektir.

Kökeni
Yapılan araştırmalar bu ırkın, Fransız deniz yolcularının buluşu olduğu ve ilk defa Paris'teki Charthusian gezisi sırasında ortaya çıktığını göstermektedir. Chartreux ırkı ilk defa 1970' de Amerika'ya getirilmiş ancak Fransız kurallarıyla yetiştirilmiştir.

Chinchilla

Chinchilla'lar genellikle sakin ve uysal kedilerdir. Yumuşak, melodik bir sesi vardır. Sevgisini belli eden, ilgi görmekten hoşlanan Chinchilla sahibine sadakatle bağlanabilir. Chinchilla'lar her ne kadar hassas ve kırılgan bir görünüme sahip olsalar da oldukça sağlıklı ve dayanıklıdır.


Fırsat tanındığı zaman diğer kediler gibi ağaca tırmanmak, fare yakalamak gibi aktivitelerden mutluluk duyarlar. Genellikle dışarı çıkmak yerine evde yaşamayı tercih etmeleri nedeniyle her türlü ev ve apartman dairesinde kolayca beslenebilir.
Chinchillalar genellikle bakımlarına ayıracak yeterince zamanı olup sevecen bir ilişki arzu eden orta yaşlı insanlar tarafından tercih edilmektedir.
Görünüş ve Vücut Yapısı
Persian ırkı içerisinde ayrı bir sınıf olarak değerlendirilen Chinchilla'lar Persian ırkının temel özelliklerini taşır.

Ancak dünya çapında kabul görmüş kedi cemiyetleri tarafından henüz resmi onay almaması nedeniyle yapısal özellikleri yetiştiricilere göre de---gıs---mektedir. Vücut yapısı Persiana göre daha ufak, daha az tıknaz bir görünüme sahiptir. Bazı yetiştiriciler geleneksel Persian yapısındaki yüz şeklini esas kabul ederken, bir kısmı Chinchilla'nın burun kemiğinin daha uzun ve yüzünün daha çıkıntılı olması gerektiğini savunmaktadır.
Bu fikrin savunucusu olan yetiştiriciler tarafından üretilen Chinchilla'lar artık Persianın klasikleşmiş üzgün yüz ifadesi yerine daha güleç ve sağlıklı yüz hatlarına sahiptir. Gözleri zümrüt yeşili veya mavi-yeşil renkte ve koyu siyah sürmeli, burun ise ortası siyah çizgili, kırmızı renklidir. Aynı zamanda taban yastıkları olarak adlandırılan pati altları da siyahtır.
Tüy Bakımı
Chinchillalar günlük olarak en az 15 dk fırçalanmalıdır. Aksi takdirde tüyleri kolarca düğümlenir.

Fırçalama esnasında düğümlenmeye daha yatkın olan kol altı, göbek bölgesi ve kuyruk altlarına ekstra özen göstermek gerekir. Fırçalama işlemi bir kaç gün gibi kısa bir süre için bile ihmal edilirse tüyler kedinin fırçalanmaya sabır göstermeyeceği kadar karışabilir. Tarakla açılması mümkün olmayan durumlarda kürk tamamen traş edilmelidir.
Bu işlem için kedinin genel anesteziye alınması gerekebilir. özellikle kışlık tüylerini de---gıs---tirdikleri bahar aylarında oldukça fazla tüy dökerler. Fazla titiz veya allerji problemi olan insanlar için bu durum sorun yaratabilir.
Her ne kadar günlük fırçalama işlemi dökülecek tüylerin bir kısmını toplasa da giysiler ve mobilyalar üzerinde daima tüy olacağı gerçeği kabul edilmelidir.
Kökeni
Chinchilla kedisinin ismi kürkünün benzerliği nedeniyle Güney Amerika kökenli bir kemirgen olan Chinchilla'dan gelir.

Bilinen en eski Chinchilla kedisi olan Silver Lambkin 1888'de Londra'da Cyristal Palace kedi showunda büyük ödüllerin ---cög---unu kazanarak dikkat çekmiş ve bu çarpıcı ırkın oluşumunda dayanak teşkil etmiştir. Bazılarına göre Persian ırkı içinde bir renk varyantı olarak değerlendirilir. Ancak aralarında vücut yapısı ve yüz şekli bakımından önemli farklar olduğunu kabul etmek gerekir.
Chinchilla, İngiliz kökenli Sterling kedisiyle de karıştırılmaktadır. Aradaki benzerliğin sebebi Sterling'in oluşumunda Chinchilla kedisinin kullanılmasındandır.
Sterling kedileri TICA (The International Cat Association) ve ICE (Uluslararası Kedi Sergileri Birliği) tarafından ayrı bir ırk kategorisi olarak kabul edilmektedir.

Colorpoint Shorthair

Meraklı ve hareketli kişiliğiyle kendisini ve sahibini eğlendirmekten büyük zevk alır. Zeki ırklardandır. Akılcı ve mantıklıdırlar. Sahiplerine karşı sadık ve ev ortamıyla uyumlu olsalarda tam olarak diğer kedi ve köpeklerle olmaktan hoşlanmazlar.


Görünüş ve Vücut Yapısı
Siyam kedilerinin diğer ırklarla çiftleşmesi sonunda ortaya çıkan tüm melez ırklarda olduğu gibi orantılı ve uzun bir kafa yapısına sahiplerdir. Ağız yapısı uzun ve öne doğru çıkık, burnu ise oldukça büyüktür. Kulaklarının üst kısımları yuvarlak ve dikkat çekici genişliktedir.

Gözleri iri badem şeklindedir. Orta boyutlarda vücuda ve gelişmiş kas ve kemik yapısına sahip olan bu ırkın kedileri, ince ve zayıf bacak yapısına ve oval, geniş patilere sahiptir.
Uzun, ince ve üst kısmı nokta şeklinde kuyruğu olan bu kedilerin, kısa, yumuşak ve sağlıklı tüyleri vardır. Tüylerinin üzerini uzun çizgiler sarmıştır.
Tüy Bakımı
Yumuşak ve sağlıklı tüylerin bakımı kolaydır. Ancak fırçalarken hassas kulaklarına dikkat edilmelidir.

Kökeni
Amerika'da, siyam ırkına benzer özellikler gösteren birçok noktalı ırk bulunmaktadır. Bu nedenle Colorpoint Shorthair'ların da diğerleri gibi mavi, lila ve çikolata renklerinde olması bazı anlaşmazlıklara neden olmuştur. Bu ve diğer noktalı tüy yapısına sahip kediler, birbirlerine benzer özellikler taşıması nedeniyle İngiltere'de hala Siyam ırkı olarak kabul edilirler.

Cornish Rex

Akrobatik ve bir o kadarda ilginç hareketleri, bu ırkın oyuncu ve tezcanlı karakterini hemen ortaya koyar.


Yalnızlıktan hoşlanmayan Cornish Rexler, diğer kedi ve köpeklerle oynamayı çok severler. Kolayca dostluk kurabilen bu kediler aynı zamanda evde vakit geçirmeye bayılırlar. Sahiplerine karşı oldukça ilgili olan ırk, pratik, akılcı ve sportmen yapılarıyla sahiplerine bir çok konuda kolaylık sağlar.
Genellikle orta yaşlı ve soylu insanlar tarafından tercih edilen Rexler, yemek olarak pirzola ve kuzu etinden çok hoşlanırlar. Ancak bu gıdalarla tek yönlü beslendikleri zaman hantallık ve uyuşukluk belirtileri gösterirler.
Bu ırk, kıvırcık tüyleri dışında Devon Rex kedi ırkı ile çok fazla benzerlik gösterir. Almanya'da yaşayan Cornish Rexler'de ise bu benzerlik çok daha fazla görülür.
Görünüş ve Vücut Yapısı
Bu ırkın kedileri genellikle orta büyüklükte vücut yapısına ve 2.5 - 4.5 kg arasında de---gıs---en ağırlığa sahiptir.

Yumurtayı andıran kafası ve dörtgen şeklindeki burun yapısıyla dikkat çeken Cornish Rexler; orta büyüklükte oval şekilli parlak gözlere, kıvırcık kaşlara ve kısa bıyıklara sahiptir. Başının üstünde üçgen şeklinde büyük ve dik kulakları olan bu kedilerin kulak içlerinde de tüyler bulunur. Uzun kıvırcık kuyruğundaki tüylerinin ve parlak gözlerinin rengi, vücudundaki tüylerle büyük bir uyum içerisindedir. Bu uyum, ırkın kedilerine çok hoş bir görüntü sağlar.
Tüy Bakımı
Vücutlarında daha sıkı ve sert ve bir o kadar da kıvırcık tüylere sahip olan bu kedilerin tüyleri, muntazam ve düzenli periyodlarla kesilmelidir. Ayrıca fırçalamalarında özenle deriye zarar vermeden yapılması gerekir.

Kökeni
Kedi ırkları içerisinde en seyrek tüylere sahip olan Rexler 1950 yılında İngiltere'de karnavallar sırasında ortaya çıkmıştır. Kıvırcık tüyleriyle farklı bir yapıya sahip olan bu ırkın kedileri Almanya, Oregon ve İngiltere'de farklılık gösterir. Almanya'da tavşana benzer yönde mutasyona uğrayan Rexlerin, tüy yapısı daha sıkı ve serttir.

Cymric


Genelde aktif ve sevecen olan bu ırk karakter bakımından Manx 'a benzetilir. Karakter yapısı diğer kedilere oranla daha gelişmiştir. Bu özellik diğer ırklara oranla insanlar tarafından daha çok sevilmelerini sağlar.


Görünüş ve Vücut Yapısı
Yayvan, üçgeni andıran yuvarlak kafa yapısına sahip bu ırkın kulakları küçük, püsküllü ve içe doğru kıvrıktır.

Ağız ve burunları ise küçük olmasına rağmen oldukça gelişmiştir. Genellikle orta boydan biraz daha küçük yapıda görülen bu ırkın erkek kedileri daha gelişmiş bir vücut ve çene yapısına sahiptir. Irkın tüm kedilerinin bacak yapıları kısa olmasına rağmen oldukça dolgun ve kaslıdır.
Kemikli omuzlara ve geniş göğüslere sahip Cymriclerin oldukça uzun ve tüylü kuyrukları vardır. Tüyleri, boyun kısmında oldukça yoğunlaşır ve adeta yele görünümü alır. Tüylerindeki yoğunluk bacaklarda ve baş kısmında ise daha kısa ve seyrek bir hal alır. Bu kedilerin patileri oval ve kıvrık biçimli olup, tüyleri kulaklarındaki gibi püsküllüdür.
Tüy Bakımı
Yoğun tüylere sahip oldukları için daha fazla bakıma ihtiyaç duyarlar. Tüylerin birbirine karışmasını önlemek için sık sık taranmalıdır.

Kökeni
Bu ırkın kedileri, Manx ırkı kedilere benzerlikleri ile tanınırlar. Ancak Manx'lardan ayıran en belirgin özellikleri uzun tüylere sahip olmalarıdır. Bu ırk ilk olarak seçkin ırkların görüldüğü Kanada'da ortaya çıkmıştır.

Tüm kedi ırkı kayıtlarına seçkin ve iyi bir ırk olarak geçen bu kedilere isimleri, Manx ırkı kedilerin ataları olarak kabul edilen Celtic hikayelerinden esinlenerek verilmiştir.

Devon Rex

Diğer Rex ırkları gibi canlı, sevecen ve hareketli kedilerdir. Diğer kedi ve köpeklerle oynamaktan çok hoşlanan bu kediler yalnız kaldıkları zaman durgunlaşabilirler.


Doğumlarından 6 ay sonra erginliğe ulaşan Devon Rexler, diğer kedilere oranla sahiplerine daha fazla sadık oldukları için apartman yaşamına kolayca uyum sağlarlar. Ev yaşamında balık ve biftekle beslenmeyi tercih eden bu ırk, ev yaşamı dışında da kolay kolay aç kalmaz.
Hareketli ve atik yapılarıyla fareleri bir hamlede yakalamayı başarabilen Devon Rexlerin, sonbahardaki menüleri ise güvercinlerdir.
Görünüş ve Vücut Yapısı
Orta boyutlarda vücut yapısına sahip olan Devon Rex'ler, 2.5 ile 4 kilo arasında de---gıs---en ağırlıktadırlar. Kafalarına göre oldukça büyük olan üçgen şeklinde kulakları, geniş oval şekli andıran parlak gözleri ve dolgun bir çene yapısı vardır. Diğer Rexler gibi kıvırcık tüylere sahip olan Devonların kulaklarında da kıvırcık tüyler bulunur. Yüzündeki tüyler, vücudundaki tüylere oranla daha sert ve sıkıdır. Devon Rexlerin, derisi sarkık ve buruşuk yapıda olan uzun bir boyunları vardır.

Tüy Bakımı
Kulaklarının oldukça büyük ve dışa dönük yapıda olması kulak enfeksiyonu riskini arttıracağı için, düzenli olarak kontrole götürülmelidir.

Seyrek ve kısa tüy yapısına sahip olduğundan so---güg---a karşı dayanıksızdır. Bu nedenle soğuk havalarda dışarıya fazla çıkarılmamalıdır.
Kökeni
1960 yıllarında kedi kaşiflerinin Rex ırkı üzerinde yaptıkları araştırmalar sonunda orta çıkmıştır.
Araştırmalar sırasında bazı Rexlerin tüylerinin daha sert olduğu, vücutlarının küçük ve kafa yapılarının farklı olduğu tesbit edimiştir. Böylece bu farklılıklara sahip kedilere Devon Rex ismi verilmiştir. 1993 yılında ise devon Rex ırkının varlığı kabul edilmiştir.

Egyptian Maular

Mısır Maular, kedi ırkları arasında en sosyal olanlarıdır. Atletik vücut yapılarıyla; evden çok, doğa yaşamına yatkın olan bu kediler, bahçede kuşların sesini dinlemekden ve otların üzerinde yuvarlanmakdan çok hoşlanırlar. Ancak uyumlu yapıları nedeniyle apartman yaşamına da kolayca adapte olurlar.


Canlı, neşeli ve oyuncu bir yapıya sahip olan olan Egyptian Maular, sahiplerine bağlı ve sevecen kedilerdir. Karakterlerini birebir yansıtan yumuşak ve memnun edici bir ses tonuna sahiplerdir.
Genelde konserve tarzı yiyeceklerden hoşlanır. Ancak evde pişen yemekleri tatmaktan kendilerini alamazlar.
Görünüş ve Vücut Yapısı
Bu ırk; Abyssinianlar gibi orta boyutlarda vücut hatlarına ve gelişmiş bir kas yapısına sahiptir. Genellikle 2.5-5 kg. arasında de---gıs---en kiloları ve benekli vücutları vardır.

Vücutlarında boyundan aşağı doğru azalan çizgileri ve uzun kuyrukları vardır. Geniş, dik ve pembe kulakları, içe doğru kemikli ve dolgun olmayan yanakları, küçük ağızı ve ayaklarıyla oldukça sevimli bir yapıları vardır. Geniş, bademi andıran gözleri yavru kedilerde; açık ve yeşil, 18 ayın üstündeki yetişkin kedilerde ise amber rengindedir.
Tüy Bakımı
Tüyleri, diğer kısa tüylü kedilerden daha fazla bakıma ihtiyaç duyar, fakat bu bakım çok değildir. Ellerinizle yapacağınız hafif dokunuşlar onun çok hoşuna gidecektir.

Kökeni
Cairo'ya getirilme esnasında keşfedilmiştir. Kökeninin Kuzey Amerika ve Avrupa olduğu belirtilmektedir. Ancak yapılan bazı araştırma sonuçları, kökeninin Mısır olabileceği yönünde bilgi vermektedir.

 

 European Burmese

Avrupalı Burmese dayanıklı, sağlıklı, konuşkan ve dışa dönük bir ırktır. çok zeki, sevecen, oldukça sadık ve canayakın kedilerdir. Aktif, hareketli ve oyuncu olan bu kediler tek başlarına kalmak yerine diğer petlerle arkadaşlık etmekten hoşlanır, yabancılara karşı çekingen değildir.


İnsanları sever ve sahibiyle güçlü bir bağ kurarak çok iyi dost olur. Kediden çok köpek karakteri taşıyan Foreing Burmese, evde sahibini sürekli takip ettiği ve kapıda karşıladığı bilinmektedir.
Görünüş ve Vücut Yapısı
Avrupalı Burmese orta boy, zarif fakat güçlü ve dayanıklı bir kedidir. Vücudu kaslı ve göründüğünden daha ağırdır. Vücut genelinde yuvarlak hatlara sahiptir.

Köken aldığı orjinal Burmese ırkına göre yüz yapısı daha kısadır ve Burmese gibi ekstrem bir yüz ifadesine sahip değildir. Baş yuvarlak yapıda, burun çıkıntısı belirgin, çeneleri güçlü, yanak kemikleri geniştir. Kulakları orta boy, birbirinden uzak, tabanı geniş ve uçları hafif yuvarlaktır. Göz rengi sarıyla amber arasında anlamlı bir ifadeye sahiptir.
Bacakları genel olarak uzundur. Ancak arka bacaklar önlerden biraz daha uzundur. Ayakları küçük ve oval şekillidir. Kısa, ince tüylerden oluşan yumuşak ve çok parlak bir kürkü vardır. Kuyruğu ise normal uzunluktadır.
Tüy Bakımı
özel bir tüy bakımına ihtiyacı yoktur. Sadece ölü tüylerin toplanması için düzenli fırçalanması faydalı olur.

Kökeni
Avrupalı Burmese, diğer adıyla Foreign Burmese ırkı 1930'da Amerika'ya getirilen ilk Burmese ile Siamese ve yerli kısa tüylü ırkların birleştirilmesi ile doğmuş bir ırktır. Daha sonraları hızla Avrupa'da tanınmıştır.

CFA (Cat Fanciers Association) Burmese ile bu ırkı farklı ırklar olarak kabul etmektedir. Aynı kökenden gelmelerine rağmen farklı görünümlere ve standartlara sahiplerdir.

European Shorthair

Sert ve dayanıklı olan bu kedilerin inanılmaz bir oto kontrolleri ve hafif sesleri vardır.


Görünüş ve Vücut Yapısı
Yuvarlak ve güçlü kafası iyi gelişmiş elmacık kemikleriyle belirgindir. Burun kısa, düz ve orta büyüklüktedir. çenesi sağlam ve güçlüdür, ağzıda aynı şekilde gelişmiştir. Bıyık bölgesinden sonra yanaklara doğru girintilidir.

Orta boy kulakların uçları yuvarlaktır, tabana doğru genişler ve birbirlerinden oldukça ayrık olmalarına rağmen kafanın yuvarlaklığına uyumludurlar. Gözler ifadeli, büyük ve tamamen yuvarlaktır. Orta ila büyük ebatlarda olabilen beden iyi oturmuştur ve tıknazdır. Sırtı düzgün, göğsü geniş ve içerlektir.
Bacakları güçlü ve orta uzunluktadır. Patileri yuvarlak ve sıkıdır. Kuyruğu bedenle uyumlu, orta uzunlukta olup sırta doğru genişler, ucu ise hafifçe incelir. Tüyleri kısa, hacimli ve tek kattır. Kesinlikle kıtıklanmaz.
Tüy Bakımı
European Shorthair'in güçlü bakım içgüdüleri vardır ve kendi tüylerine iyi bakarlar. Haftada bir kere fırçalamak tüylerinin parlak ve temiz olmasına yeterlidir.

Kökeni
European Shorthair'in ırk olarak tanımlanması bir tartışma konusudur. Bazıları bu ırkın kökenlerinin Avrupa'da evlerde beslenen sıradan kısa tüylü kedilerden geldiğini, bazıları ise İngiltere'nin dışında yaşayan British Shorthair'den geldiğini iddia etmektedir.

European Shorthair'ler İngiltere'ye götürülmemişlerdir ve daha sonraki tarihlerde tesbit edilen yeni standartlarla farklı bir ırk olarak kaydedilmişlerdir. Bugün birçok European Shorthair kedisinin, kendisinden daha önce kayıtlanıp standardize edildiği için British Shorthair'lere dayanan kökenleri ortaya çıkarılmıştır.

Exotic Shorthair


Sert, dayanıklı ve bir o kadar da anlayışlı kedilerdir. Her zaman akılcıdır ve dikkat çekmeyi sever.


Görünüş ve Vücut Yapısı
Yuvarlak, güçlü bir kafa yapısı ve belirgin elmacık kemiklerine sahip olan ırkın kedileri sağlam ve iyi gelişmiş bir çene yapısına sahiptir.

Küçük ağzı, kalkık burnu ve anlamlı bakan iri yuvarlak göz yapısı ile oldukça sevimli bir görünüşleri vardır. Orta ve büyük boyutlarda vücut yapıları her zaman orantılı bir görünüm sergiler. Kısa bacaklara ve gelişmiş geniş patilere sahip olan Exotic Shorthair'lar; kısa ve ince tüy yapıları ile diğer shorthair'lara benzese de onlardan daha uzun tüylere sahiptirler. Oldukça dolgun, tüylü kuyrukları vardır.
Tüy Bakımı
Sağlıklı ve yumuşak tüyleri düzenli olarak fırçalansa yeterlidir.

Kökeni
Persian ve Amerikan shorthair karışımı melez bir ırktır. 20.yüzyılın ortalarında Amerika'da Persian çok popülerdi. Bu nedenle bazı ırk araştırıcıları Persian ve Shorthairdan oluşan bir karışımın iyi bir ırk olabileceğini düşündüler. Bu gerekçelerle, 1960 yılında diğer ırklar statüsüne girdi.

 

 

Havana Brown


Meraklı ve dışarıya yönelik akılcı tavırlarıyla dikkat çeken Havana'lar zeki ve atılgan kedilerdir. İnsanlara ve diğer kedilere karşı oldukça sevecen olan bu ırk oyuncu bir karaktere sahiptir.



Fiziki ve davranış olarak Siyamlara benzer. Sahibinden ilgi bekler ve sahibine oldukça düşkündür. Sakinlik ve konfordan hoşlanan Havana'lar ev içinde yaşamaktan mutludur. Ancak bir o kadarda özgürlüğüne düşkündür. çok yumuşak bir ses tonu vardır.

Agresif bir tarzı yoktur, ancak yabancılara karşı soğuk davranabilir. Havana'lar sahibine düşkünlüğü, kadar yemek yemeye de aşırı düşkündür. Kontrol edilmezse aşırı derecede yemek yiyebilirler.
Görünüş ve Vücut Yapısı
Genişliğe oranla daha uzun olan vücudu oldukça zariftir. Orta boyutlarda olan bu ırkın erkekleri, dişilerden daha yapılıdır.

Kaslı bir vücut yapısına sahiptir. Kafa yapısı geniş ve yuvarlaktır. Siyamlara benzer şekilde ağız uzun ve öne doğru çıkıktır. Profilden bakıldığında çıkıntılı burnun gözlere kadar uzadığı görülür.
Genelikle sevimli bir ağız şekli, güçlü bir çene yapısı vardır. Alt çene kare şeklindedir ve üst çene daha yuvarlak görünümlüdür. üsten bakıldığında ağızın iki yanında bıyık köklerinin olduğu bölgedeki kemik çıkıntısının kum saati görünümü dikkat çekicidir. Gözler iri yapılı, oval biçimde, parlak ve anlamlı bakışları vardır. Sarı veya yeşil tonlarında olabilir. Ancak canlı yeşil olanları tercih edilir. Karakteristik olarak gözlerin yerleşimi diğer kedilere göre daha aşağıda ve buruna yakındır. Bu da ona burunun üzerinden bakıyormuş gibi bir ifade kazandırır.
Kulaklar, geniş yapılı ve öne doğru eğimlidir. Boyun orta uzunlukta ve gövde ile orantılıdır. Bacaklar ince yapılı olmasına karşın güçlüdür. Erkeklerde ise bacaklar biraz daha kaslıdır. Ayaklar oval ve kompakt bir yapıdadır.
Kuyruk orta uzunlukta, vücudu ile orantılıdır. Kuyruk kökünden ucuna kadar aynı incelikte kıvrımsız olarak devam eder ve kemiklidir. Vücudunun tamamında tüyler düz, pürüzsüz ve parlaktır.
Tüy Bakımı
Parlak ve göz alıcı kısa tüylerinin bakım ihtiyacı çok azdır. Haftada bir kez fırçalamak yeterlidir. özellikle boynunun altına yapılan masajlardan çok hoşlanır.

Ancak günlük olarak eldiven şeklinde bir lastik fırçayla ölü tüylerin alınması ve tüylerin parlaklığının korunması için düzenli olarak yağ asitleri, vitamin ve mineral ilavesinin yapılması gerekir. Haftalık bakım için telli bir fırça yerine dişli bir tarak tercih edilmelidir.
Kökeni
1954 yılında İngiltere'de çikolata renkli ve kısa tüylü kediler olarak ortaya çıkmışlardır. İngiltereye 19.yüzyılda getirilen Siyam'larının farklı bir mutasyonudur.

Mühür noktalı Siyam ve Russian Blue ırkı kedilerin karışımı olarak da bilinirler. Ancak farklı görüş olarak bu ırkın kökeninin güney doğu Asya'da yaşayan krallara ait Siyam'lardan geldiği ve İngiltere'ye Siyamlar ile aynı dönemde getirildiğidir.
Sonuç olarak Siyamların yakın akrabası olarak kabul edilmiştir.

Himalayan

Kendinden emin ve sakin bir hali vardır. Bir kişiye bağlanır ama diğer aile bireylerini de kabul eder. Genelde sessiz, kararlı, saygılı ve şefkatli olan Himalayan nadiren aşırı oyunculuk belirtileri gösterir.



Görünüş ve Vücut Yapısı
Kafatasının genişliği ve yoğun kütlesiyle kafanın biçimi, yuvarlak ve güçlüdür.

Ağız kısmı yayvan, yanaklar dolu, burun kısa ve keskin bitişlidir. Yuvarlak uçlu kulaklar kısa ve birbirlerinden oldukça ayrıdır. Patlak olmayan gözler yuvarlak, iri ve ayrıktır. Kalın yapılı kısa bacakların taşıdığı tıknaz bir gövdesi vardır. Etli omuzları hafifçe kamburumsu durur. Patiler iri, yuvarlak ve sıkıdır.
Kuyruğu kısa olmasına karşın beden büyüklüğüyle uyumludur. Kuyruğunu sırtından aşağı düz, kıvırmaksızın tutar. Uzun, akıcı ve kabarık duran tüyleri boyun kısmında yele gibidir ve kıvrılarak ön bacaklarının arasına iner. Kuyruk dolgun bir fırça gibidir, uzun pati altı ve kulak içi tüyleri vardır. Tüy yapısı ince ve parlaktır.
Tüy Bakımı
Tüyleri yoğun olduğundan kıtıklaşmasını engellemek için günlük bakıma ihtiyacı vardır. Eğer uygun ısı ortamındaysa rahatça yıkanabilir.

Kökeni
Aslında Himalaya'nın doruklarına tırmanamayacak kadar narin olan bu kedilerin ismi renk benzerliğinden ötürü "Himalaya Tavşanı"ndan gelmektedir.

Uzun tüylü İran kedisi ile Siyam kedisinin hybrid karışımından meydana gelen bu kediye bazı Amerikan ve İngiliz kayıtlarında renkli lekeli uzun tüylü veya kısaca İran kedisi de denir. 1920'lerden beri Himalayan kedileri düzgün bir şekilde yetiştirilmelerine rağmen, bugün bütün iyi cins İran kedilerini himalayanlar ile çiftleştirilerek ırk kalitesi arttırılmaktadır. İngilizler üstünleştirilmiş ırkı 1955'de, Amerikalılar ise 1957'de tanıyıp kabul ettiler.
İngiliz Himalayan severler kedileri Amerika'ya ihraç ederek aynı ırk tipinin gelişmesine yardım ettiler.

Honey Bear

Ev halkı ve evdeki diğer hayvanlarla rahatlıkla anlaşabilirler. çocukları benimserler ve onlarla vakit geçirirler. Oldukça sakin ve evcil olan bu kedileri kavga ortamından kaçarken yakalayabilirsiniz. Canlı, neşeli, meraklı ve kendini kolayca sevdirebilen kedilerdir.


Sahibini iyice tanımadan yaklaşmaz ve kaçar. Ancak iyice tanıyıp kendini güvende hissettikten sonra sahibinin yanından ayrılmaz.
İlgi ve dikkat isteyen Honey bear gerekli ilgi verildiğinde çok iyi arkadaş olur ve sahibinin kucağından inmek istemez. Bazı insanlar tarafından köpeklerle kıyaslansa da, bir kediden çok çocuk gibi davranan bu ırk, bir köpek gibi eğitim alabilir. Tırmalamaz, miyavlamaz ve kedi dünyasının en iyi iletişim kurabilen ırkıdır.
İstek ve beklentilerini sahibine kolaylıkla anlatabilir. Espiri anlayışına sahip neşeli insanlar tarafından tercih edilen Honey bear'ın en spesifik ve komik özelliği uyuduğu zaman düşmesidir. Bu nedenle oldukça konforlu bir yatak hazırlayarak onun düşemeyeceği bir yerde uyuması sağlanmalıdır.
Görünüş ve Vücut Yapısı
İri ırk kedi grubunda olan Honey bear'ın uzun ve geniş bir vücut yapısı vardır. Baş, yuvarlak ve geniştir. Bacaklar gövdeye oranlandığında kısa kalır ve azda olsa tıknaz bir görünüm kazandırır.

Burnu kısa ve yuvarlak yapıdadır. Püskül gibi tüylerle kaplı olan kulakları orta büyüklüktedir. Badem şeklindeki iri gözleri yeşil, turuncu, bakır, portakal ve altın tonları gibi dikkat çekecek renklerdedir. Sevimli ve cana yakın bir yüz ifadesi vardır. Kokarca ve rakunu andıran uzun ve kabarık tüylü kuyrukları doğduklarında koyu çizgilere sahip olsada ergenliğe girerken bu çizgiler yerini daha açık çizgilere bırakır.
Gelişimi yavaştır. Tam olarak erginliği ancak 2 yıl gibi bir sürede olur.
Tüy Bakımı
Uzun tüylü bir ırktır ve günlük olarak fırçalanmalıdır. Ayrıca dişli bir tarak ile taranmasıda gerekir. Bu ırkın patilerinde tüy dökülmesi söz konusudur. Bu nedenle ayda bir kez tırnak bakımı yapılmalıdır. Tırnakların kıvrılarak içe dönmesi önlenmeli ve patilerinin kontrolü yapılmalıdır.

Kökeni
Honey Bear, Amerika California'da bir laboratuvarda bilimsel araştırmalar sırasında kokarcadan, dişi Persian'a genetik bilgiler aktarılırken keşfedilmiştir.

Bu kediler, Ann Baker tarafından genç kokarcalardan alınan seçilmiş genlerin, dişi persian kedisinin seçilmiş genleri ile birleştirilmesi sonucu dünyaya gelmiş bir ırktır.
Fiziki yapısı Persian'la oldukça benzerdir. Ancak burun yapısını kokarcadan almıştır. Bu ırk Interntional RagdolCat Association (IRCA) tarafından 1990 yılında kayıtlara geçirilmiştir.

İran Kedisi (Persian)

Tartışmasız ilk tercih edilen ev kedisi olan Persian, aileye ve dostluğa olan tüm düşkünlüğü ve zekası ile tanınır. Ancak bakımı oldukça dikkat gerektirir.


Görünüş ve Vücut Yapısı
Yüzünün etkileyici geniş ve yuvarlak kafasının kemik yapısı tamamen yuvarlaktır. Belirgin bir girintisi olan basık burnu kısa ve kalkıktır. Gözler iri, yuvarlak ve kabarıktır.
Uçları yuvarlak hafifçe öne eğik kulakları ufaktır ve alt tarafları fazla geniş değildir. Kulaklarının alçak oturuşu kafasının yuvarlaklığını bozmaz.
Bedeni alçak ve güçlü, asla kaba sayılmayacak bir tıknazlıktadır. Kemikleri ve kütlesi ona bir armağan gibidir. Kasları neredeyse abartıya kaçacak bir biçimde yapılıdır.
Dört ayağı da kısa ve kalındır, ön ayakları düz iner. Sırtı muntazamdır, iri patileri yuvarlak ve sıkıdır. Parmakları birbirine yakındır. Kuyruk uzun olmamakla beraber gövdenin uzunluğuna uygundur. Uzun, sık ve canlı tüyleri gövdeden aşağıya akıyormuş gibi kabarık durur. Omuzlar dahil tüm beden boyunda yelelenen ve oradan aşağı göğsü ve ön ayakları kaplayan uzun kürk gibi tüylerle kaplıdır. Pati altlarında ve kulak içlerinde dolgun fırçaya benzeyen tüyler vardır.
Tüy Bakımı
Her gün muntazaman fırçalanması şarttır. çok fazla sindirilmemiş tüyler bağırsak problemlerine yol açabilir. Yumuşak bir fırçayla ve yumuşak hareketlerle fırçalanmalıdır. Eğer şartlar başka türlüsünü gerektirmiyorsa mümkün olduğunca kuru şampuan kullanılması gerekir.

Kökeni
İran kedilerinin uzun tüylü Türk Ankara kedilerinden geldiği sanılmaktadır. Her iki cins de doğulu kediler olarak tanınır. Eski İran kedilerinin Ankara kedileriyle daha yoğun ve yünsü tüylü olmalarının dışında çok az farklılıkları vardı.

İran kedileri Avrupalılar tarafından tüylerinden ötürü beğenilerek yetiştirildiler ve tüm uzun tüylü kedi yarışmalarının vazgeçilmez galipleri oldular. İran kedisinin süregelen ısrarlı yetiştirilmesi sonucunda sarsılmaz yerleri olan İngiliz ve Amerikan Shorthair'ler bile kendi ana vatanlarında tahtlarını kaybettiler.

Japon Bobtail

Oldukça dikkatli ve meraklı kedilerdir. Akılcı, mantıklı tavırlarıyla dikkat çekerler, farelere karşı meraklıdırlar.

Görünüş ve Vücut Yapısı
üçgen bir kafa yapısına sahiptir. Kulaklar geniş, dik ve aynı boydadır. Gözler geniş ve ovaldir.çene yapısı oldukça gelişmiş ve öne doğru çıkıntılıdır. Vücut yapısı uzun, ince ve orta boyutlardadır. Kuyruk yapıları oldukça kısadır (12.5 cm). Gelişmiş kaslı yapılarıyla esnek, kıvrak ve hareketli kedilerdir. Yumuşak ve ipeksi tüyleri orta uzunluktadır.

Tüy Bakımı
Düzeni ve temizliği seven bu kedilerin bakımına özen gösterilmelidir.

Kökeni
Bu ırk, ilk olarak 1908 yılında Amerika'da Bobtail ırkı olarak tanınmıştır. British Manx 'de olduğu gibi bu ırkın da iyi bir mutasyon geçirdiğine inanılmamış, bu nedenle İngiltere de pek fazla ilgi görmemiştir. Ancak 1971 den beri Amerika'da bilinen bu ırk, Japonya'dan Amerikaya hizmetliler tarafından getirilmiştir. Bu ırkın üç renkli olanlarına Mi-Ke denirdi.

 

 

Javanese

Hayata, sevecen ve meraklı tavırlarla bakan bu ırk kediler; hem kendini hem de sahibini her zaman mutlu etmeyi başarır. Sahiplerine oldukça bağlıdırlar.


Görünüş ve Vücut Yapısı
Siyamlara benzer uzun, orta boy ve vücuduyla orantılı bir baş yapısına sahiptir. Geniş ve yassı olan kafatası öne doğru hafif çıkıntılıdır. Burun uzun ve oldukça geniştir. Kulaklar ise geniş ve dışa doğru eğimlidir.

Badem şeklindeki gözler iri ve burna doğru eğiktir. İnce ve narin görünmesine rağmen kas yapıları oldukça gelişmiştir. Kuyruk uzun, ince ve tüyleri bu bölgede oldukça yoğunlaşmıştr. Bacakları uzun ve patileri ovaldir.
Tüy Bakımı
Diğer uzun tüylere sahip ırk kedilerden daha az bakım gerektirir. Sık sık banyo yapmaları gerekmez. Sert lastik fırça yada fırça tarakla taranması iyi bir görünüm kazanması için yeterlidir.

Kökeni
Balinese ırkına benzer özellikler taşırlar. Tek farkları Balineselerin yalnızca dört renklerinin olmasıdır. Javanese ırkının ise 16' ya yakın rengi vardır. İlk olarak 1940 yılının ortalarında görülen bu ırk ancak 1987 yılında Kedi Gönüllüleri Kuruluşu tarafından tam olarak belirlenmiştir.

Kashmir (Keşmir)

Son derece güvenli, neşeli hayvanlardır. Aile ve dostluğa önem verirler. Zeki hayvanlardır.


Görünüş ve Vücut Yapısı
Yüzü oldukça geniş ve yuvarlaktır. Burnu ise belirgin bir şekilde yuvarlaktır. Ağızı burna doğru çekik ve yuvarlaktır. Gözleri yuvarlağı andırmakla birlikte tam yuvarlak değildir. Kulaklar ise küçük ve hafifçe öne doğru eğimlidir.

Ayaklarında ve baş kısmında uzun ve sık tüyleri vardır. Vücudundaki yoğun tüyler kabarık görünümdedir. Patileri küçük ve parmakları birbirine yakındır. Kulak içlerinde ve pati altlarındaki tüyler fırçayı andıran bir yapıdadır.
Tüy Bakımı
Uzun tüyler günlük bakım gerektirir. çok fazla sindirilmemiş tüyler, bağırsak problemlerine neden olabilir.

Kökeni
Taxonomistlerin araştırmaları sırasında tesadüfen ortaya çıkmıştır. Kashmir; Persian ve Himalayana benzer özellikler taşır ancak renkleri farklı bir ırk olarak ortaya çıkmıştır. Daha önce renkli noktalı Himalayan ve daha uzun tüylü Persian olabileceği bilinmiyordu. Bu tesadüfen bulunan yeni ırk oldukça popüler oldu.

Korat

Sakin ve bağımsız yapıda olmasına rağmen sevgisini kolayca belli ederler. Soğuk bir görünüşe sahip olsalarda, atik, sevecen ve oldukça zeki hayvanlardır.


Görünüş ve Vücut Yapısı
Uzun ve üçgeni andıran kafasının üst kısmı düzdür. Yuvarlak iri gözleri birbirinden ayrıktır. Aşağı doğru genişleyen kulakların ucu yuvarlaktır. ipek hissi uyandıran tüyler çift katlıdır.

Vücut hatları ve duruşu zariftir. Uzun bacakları ince ve kemiklidir. Esnek tüyleri kabarık yapıdadır. Patiler oval şeklinde olup, kuyrukları orta uzunlukta ve dolgun tüylüdür.
Tüy Bakımı
Fazla bakım istemeyen tüyleri, dik duracak şekilde yukarıya doğru taranmalıdır.

Kökeni
Korat'ın ismini Tayland'ın doğusundaki tılsımlarıyla bilinen Cao Nguyen Khorat tan aldığı bilinmektedir. Yüzyıllardır bu ırkın resimleri çizilmiş ve çinilere işlenmiştir.

Günümüzde bu eserler, Bangkok National Müzesi'nde sergilenmektedir. Hatta Minor Art Room'da camlara işlenmiştir. The Cat Book of Poems adlı kitapta King Roma V anlatılmıştır. Bu ırk kediler; inanılmaz çekici ve harika tüylere sahiptir.
İlk kez 1975 yılında İngiltere' de özgün bir ırk olarak kabul edilen bu ırkın kedileri, Tayland'da hala kutsal bir hayvandır.

Laperm

Genelde hareketli, bir o kadar da nazik kedilerdir. Mırıldamasıyla sahibine her isteğini anlatabilir. Sahibine oldukça bağlıdır.


Patisiyle sahibinin yüzüne dokunmayı ve başını sahibinin tenine dayamayı sever. Kucakta olmaya, sahibiyle uyumaya, kendisiyle ilgilenilmesine ve öpülmeye bayılırlar. Sahibinin omuzunda gezmek en büyük hobisidir. Hareketli, meraklı, dikkatli ve çevresinde olup bitenlerle ilgili olan bu kediler hiç durmaksızın ayaklarının üstünde bir oraya bir buraya yürüyebilirler.
Oldukça ince ve sevecen sesleri vardır. İlgi istediklerinde ise seslerini inanılmaz derecede arttırabilirler. Her şeyi rahatlıkla algılayabilen güçlü karakterleri ile apartman yaşamına kolaylıkla uyum sağlayabilirler.
Görünüş ve Vücut Yapısı
Laperm yapı olarak kısa ve uzun tüy karışımının mutasyonundan meydana gelmiş, vücudun tüm kısımları uyumlu, orta boyutlarda, kıvırcık tüyleriyle yarı yabancı olarak tanımlanan ırk bir ırktır. Kafa yapısı da orta boyutlarda ve dış hatları yuvarlaktır.

Kaşlar, burun üzerinde kavisli bir yapı oluşturur. Burun, orta genişlikte ve yüz hatlarıyla orantılıdır. çene güçlüdür ve burna doğru mat çizgiler barındırır. Kulaklar başın üstünde her zaman dik ve geniştir. Bu kedilerin genelde vaşak deseni kürkü olanlar tercih edilir.
Kulaklara doğru çekik, bademi andıran gözler, orta büyüklüktedir ve anlamlı bakışlara sahiptir. Göz renkleri tüyleri ile uyumlu değildir. Oldukça kemikli olan laperm'in sırt kısmından aşağıya doğru gidildikçe kemikler sağlamlaşır. Uzun boyun yapısı vardır. ön ayaklar arka ayaklardan daha kısadır. Ayaklar yuvarlak ve kemiklidir. Vücuduyla orantılı kuyruk bant şeklindedir.
Bu mükemmel kediler oldukça yumuşak ve kaygan tüylere sahiptir. Tüyleri oldukça kabarık ve diğer kedilerde olmadığı kadar sık ve lüle lüledir. Vücutlarındaki en uzun ve en kıvırcık tüyler boyun ve kulak kısımlarında bulunur. Bütün erkek ve dişilerinin boyun kısmında dikkat çekecek derecede, oldukça yoğun olan tüyler Lapermin ayrıcalıklı özelliklerinden sayılır. Genel olarak tüm vücunu kaplayan, bu koruyucu tüyler kalın ve ağır olmasına karşın bir avantajdır. Onlara gösterişli bir görünüm kazandırır.
Kısa tüylü lapermler de koruyucu tüy tabaksı daha az olduğundan, kabarık, gösterişli kuyruk ve tüy yapısına sahip değillerdir. Tüylerinin dokusu diğer rex mutasyonlarından daha farklıdır. Erkeklerin tüyleri genelde daha kıvırcıktır.
Bazı laperm yavruları tüysüz doğarlar. İlk dört ay tamamen tüysüzdür. Tüylü doğan yavrularda yeni doğduklarında da bile dalgalı tüyleri olduğu anlaşılır. Daha sonra bu tüyler daha belirgin şekilde kıvrıklaşır. Asla dökülmeyen kıvırcık tüyler La perm'e olan ilgiyi artırmıştır.
Tüy Bakımı
Tüyleri dolgun ve çok sık olmasına rağmen bakımı zahmetsizdir. Kanişlerde olduğu gibi kıvırcık tüyler birbirlerini tuttuğu için kolay kolay dökülmezler. Bu nedenle uzun aralıklarla az kesim yapılmalı. Günlük olarak düzenli yapılan fırçalamalar yeterlidir. Yıkadıktan sonra tüyleri düzleşir. Ancak bir havlu veya kurutma makinasıyla kurutulduğu zaman kıvırcık halini yeniden alır.

Kökeni
1982 yılında Kuzey Amerika'da bir çiftlikte gri tekir anneden doğan altı adet yavrudan biri tamamen tüysüz olarak dünyaya geldi. Ne annesine ne de diğer yavrulara benzemeyen bu yavru, oldukça geniş kulaklarla dünyanın en çirkin kedisi gibi görünüyordu.

Altı hafta kadar sonra bu tüysüz yavrunun vücudunu oldukça yumuşak ve kıvırcık tüyler sarmaya başlamıştı. Kedilerin sahibesi olan Linda Koehl bu kedinin yeni bir mutant olabileceğine onunla gerçekten ilgilenmeye başladığında anladı.
Bu kedinin davranışları diğerlerinden farklıydı. Daha aktif ve daha meraklıydı. Daha sonra bu mutant beş yavru daha dünyaya getirdiğinde, Linda tekrar ciddi bir araştırma yapmaya başladı ve Rex ırkının genlerinin taşıdığı kanısına vardı. Ancak Linda Koehl beş yıl boyunca bir araştırma girişiminde bulunmadı. Fakat bu kıvırcık kediler gittikçe ---cög---alıyordu. Bu defa sıradışı kediler hakkında bilgi edinmeye başladı. Erkek ve dişilerde kıvırcık geninin baskın olduğuna karar verdi.
En sonunda nasıl bir kediye sahip olduğunu anlamak için uzmanlara başvurdu.Uzmanlar tarafından yapılan araştırmalar sonunda Linda'nın kedilerinin başlı başına bir ırk olduğuna karar verildi. çeşitli dillerde farklı isimler verilen bu kedilere dalgalı anlamına gelen Laperm ismi verildi. Böylece yeni bir ırk daha doğmuş oldu. LaPerm, Dalles La Perm, Alpaca Cat olarakda adlandırılmaktadır.
La Perm TICA (The International Cat Association) ve CFA (Cat Fanciers Association) tarafından kabul edilmiş ve kayıtlara geçirilmiştir.

Maine Coon

Sert ve dayanıklı karakterleri vardır. Eve karşı sorumlu ve ilgilidirler. Dış yaşamda da diğer kedilere tahammül edebilen çalışkan kedilerdir. Genelde kendileri gibi hareketli insanlar tarafından tercih edilir.


Bu kedilerle rahatlıkla kampa gidebilirsiniz. Görünüşlerinin aksine ağaca tırmanmaktan oldukça hoşlanırlar.
Görünüş ve Vücut Yapısı
çok büyük olmayan kare bir baş ve geniş bir ağız yapısı vardır. Burun iri ve belirgin, çene kemikleri oldukça gelişmiştir. Geniş gözleri kulaklara doğru daha çok geniştir. Vücut şekli üçgendir. Orta boyutlardaki vücut yapısı kaslıdır.

Bacakları vücudu ile orantılı ve oldukça kalındır. Patileri ise geniş ve yuvarlaktır. Boyun kısmında yoğunlaşan tüyleri; sık ve dolgundur. Uzun bir boyun ve geniş göğüs yapısına sahiptir.
Tüy Bakımı
Dolgun ve kalın tüylerin temizlenmesiyle tek başlarına başa çıkamazlar. Bu nedenle sahiplerinin yardımına ihtiyaç duyarlar. Düzenli fırçalama oldukça önemlidir. Genelde hazır mamalardan çok, taze et ve balıktan hoşlanırlar.

Kökeni
Bu eski Amerikan ırkı için birçok efsane ve söylentiler vardı "Amerikan kültüründe yetişenler", "Fransız krallığındaki kediler" gibi. Aynı zamanda İngiltere'de de evcil kediler olarak bilinirler. Uzun araştırmalar ve bir çok söylentilerin sonucunda bu muhteşem ırkın ilk olarak Amerika'da görüldüğü kabul edilmiş ve burada kayıtlara geçmiştir.

Manx

Biraz uyuşuk gibi görünselerde inatçı kedilerden değildirler. çekingen ve sessiz karaktere sahip olan bu ırkın kedileri eğitilmeye müsait kedilerdir.


Görünüş ve Vücut Yapısı
Yuvarlak bir baş yapısına sahiptir. Küçük ağzı yapısına rağmen; sağlam dişleri ve güçlü kemik yapısıyla güçlü bir çene yapısına sahiptir. Gözleri geniş, kulakları ise orta uzunlukta ve dik yapıdadır. Son derece gelişmiş kas yapısıyla orantılı bir vücut yapısına sahiplerdir.

Bacakları öne doğru kıvrık ve kemiklidir. Arka ayakları ise ön ayaklardan daha uzun ve gelişmiştir. Bu ırkın en önemli özelliği ise kuyruksuz olmalarıdır.
Tüy Bakımı
Oldukça yumuşak ve düzgün tüylere sahiptirler. Tüylerinin düzenli taranması sağlıklı görünmeleri sağlayacaktır.

Kökeni
Manx kedilerinin kökeni hakkında bilgiye genelde mitoloji kitaplarında rastlanılmıştır.

Bu ırkın büyük Britanya sahillerinde Man adasında ilk kez görüldüğü sanılmaktadır.
Mitoloji kitaplarına göre bu ırkın kuyruksuz olmasının sebebi İspanyol savaşçılarının kuyruklarını keserek av şapkalarına süs yapması olarak belirtilmektedir. Yüzyıllar boyunca İspanya'da yaşayan Manx'ların, Phoenicians ve İspanyol Armada sallarıyla yolculukları sırasında, sal kazası sonucu Man adasına sığındıkları ve daha sonra tanındıkları bilinmektedir.

Mavi Rus

Sakin ve bağımsız yapısıyla kendini zorla kabul ettirmeye çalışmadan, sevgisini ve duygularını gösterebilen Russian Blue kedileri, pratik zekalı, akrobatik ve beceriklidir.


Görünüş ve Vücut Yapısı
Uzun ve üçgenimsi kafasının tepesi düzdür. Yuvarlak biçimli ayrık gözler yüze sanki genişmiş gibi bir ifade verir. Burnu orta büyüklüktedir. Aşağı doğru genişleyen iri kulaklarının ucu yuvarlaktır. Kulakları tüylerin seyrekliğinden ve derisinin inceliğinden ötürü şeffafmış gibi durur.

Vücut hatları ve duruşu oldukça zariftir. İnce kemikli uzun bedeninde belirgin ve sıkı kasları vardır. Uzun bacakları daha da ince kemiklidir. Hafifçe yuvarlak gelen patileri ufaktır. Kuyruğu kalın olarak başlayıp uca doğru incelir ve oldukça uzundur.
Dokunulunca ele ipeksi ve yoğun gelen kısa tüyleri çift katlıdır. Esnek ve ince tüyleri gövdesinden kabarık durur.
Tüy Bakımı
Fazla bakım istemeyen bu kedinin tüyleri onları dik tutacak şekilde fırçalanmalıdır.

Kökeni
Russian Blue kedisinin ana kökeni bazı eski kedi ırklarında olabileceği gibi tam olarak bilinmemektedir.

Bir rivayete göre bu kedi kraliçe I. Elisabeth tarafından İngiltere'ye bir Rus liman şehri olan Archangelsk'den getirilmiştir.
O zamanlar Archangel kedisi olarak bilinirken, bir ingiliz kedi show'unda "Yabancı Mavi" olarak tanımlanmıştır. Amerika'ya de---gıs---ik kısa tüylü mavi kedilerin gitmesi 1880'lerin başında İsveç ve İngitere üzerinden olmuştur. Bu güzel ve tatlı kedi Kuzey Amerika ve Avrupa'da geniş kitleler tarafından benimsenmiştir.

 

 

Mojave Spotted (Mojave çöl Kedisi)

Bağımsız ve dışa dönük bir karakteri vardır. İnsanlarla güven içinde yaşasalar da yinede vahşi bir doğadan gelen Mojave'ler çok fazla tutsak kalamazlar. Dışarı çıkma istekleri oldukça fazladır. Ayrıca iyi bir avcı olan bu ırkın kedileri suyla oynamaya ve sinek, böcek, kuş peşinde koşmaya bayılır.


Her an tetikte ve çeviktirler. Güçlü, aktif ve meraklıdırlar. Atletik yapılı olan bu kediler daima kendilerine yapacak bir iş bulurlar.
Görünüş Ve Vücut Yapısı
Egzotik bir görünüme sahip olan Mojave'ler iri boyutlardadır. Kafası öne doğru incelen yuvarlak hatlara sahip ve orta büyüklüktedir.

Kısa ve geniş bir burnu vardır. Bıyıkların çıkıtığı bölge çıkıntılıdır ve buruna kare görünümü verir. Burun ucu kahve, siyah veya pembe renkli yumuşak deri gibidir. Gözler oval şekilde hafif yatık ve birbirinden uzaktır. Kulaklar orta boyutlarda ve kafanın gerisinden öne doğru yuvarlatılmış görünümlüdür, uçları sivri değildir. İnce ve kaslı bacakları, büyük ve geniş patileri vardır.
Arka bacaklar ön bacaklardan biraz daha uzundur. Pençeleri güçlüdür. Polydactyl ırklardandır. Ayakların her birinde fazladan parmak bulunabilir. Kuyruğu, kısa veya orta sayılabilecek bir uzunluktadır. Genel olarak tüm vücudun kemik yapısı güçlüdür. Kısa ve parlak tüylere sahiptir.
Tüy Bakımı
Fazla bakım gerekmez, hafta birkaç kez taranması, fırçalanması yeterlidir.

Kökeni
Orjinal adı Mojave Desert Cat olan Mojave Spotted ilk kez 1980 yılında Güney Kaliforniya'daki Hesperia denilen küçük bir kasabada April Langford tarafından vahşi kedilerin çiftleşmek ve sert çöl havasından korunmak için girdikleri çalılıklar arasındaki derin tünellerde keşfedilmiştir.

Bulunan altı kedinin hepsi noktalıydı ve birbirine oldukça benziyordu. Fakat renkler gümüş, kahve, altın ve agouti siyah olarak kediden kediye de---gıs---iyordu. Bu kediler geniş kemik yapısı ve iri patileriyle ev kedilerinden oldukça iriydiler.
Patilerin şekli yerel Bobcat ve vaşaklarınkini andırıyordu. üremeleri zordu ve az sayıda yavru doğuruyorlardı. Ergin kedilerin ortalama yaşam süresi bilinmiyordu. Canlı kuşlar, çöl fareleri, kertenkeleler ve böceklerle besleniyorlardı. Ve etrafları vahşi hayvanlarla çevriliydi.
Yaşam koşulları ve fiziki özellikleri bakımından farklı olan bu kedilerin, soğuktan ve açlıktan ölmek üzereyken 1984 yılında Kitten Milk Replacament (KMR) tarafından bir sedir ağacının altında bulunan yavruları ilk kez kapalı bir yerde bakılmaya başlanmıştır. Fakat kalıtsal vahşi doğaları gereği tam olarak evcilleştirilememişlerdir.
1990 yılında bu bölgeye insanlar yerleşmeye başladığında bu vahşi kediler de bölgeden yavaş yavaş kaybolmaya başlamışlardı. Mojave spotted, IPCBA (International Progressive Cat Breeders' Alliance) tarafından tanımlanmıştır.

 

 

Munchkin

Hareketli ve meraklı bir ırktır. Kısa bacaklarına rağmen oldukça hızlı koşabilirler. Hatta pek istenmese de bir yerlere sıçramayı severler. Zarif vücutlarına rağmen, korkusuz ve cesurdurlar.


Kolay terbiye edilebilen bu ırk diğer petlerle ve çocuklarla oldukça iyi anlaşır. İyi huylu, sosyal ve eğlenceli kedilerdir. Kolayca komut alabilir ve öğretildiği taktirde atılan objeleri hevesle getirebilir. Diğer kedilerle de iyi anlaşabilen Muckin iyi bir arkadaştır. çocuksu karakterlerini tüm yaşamları boyunca sürdürürler.
Görünüş ve Vücut Yapısı
Orta boyutlarda sağlam, tıknaz görünüşlü bir vücut yapısı olan Muckin'ler kısa bacaklı seçkin kedilerdir. Yuvarlak bir kafa yapısı vardır. Görünüm olarak American Shorthair'e benzer.

Gözler orta büyüklükte ve yuvarlaktır. Tüm renklerde olabilir. Ancak canlı ve derin renkler tercih edilmektedir. Kısa bacakları olması nedeniyle yıllarca izlenen bu ırkın her hangi bir omurga promlemine rastlanmamıştır.
Tüy Bakımı
Kısa tüylerinin bakımı kolaydır. Haftada bir iki kez yapılan fırçalamalar yeterlidir.

Kökeni
Doğal yaşamda kendiliğinden yetişmiş evcil bir kedi ırkı olan Muckin ilk kez 1930'lu yıllarda İngiltere'de görülmüştür.

Daha sonra 1950 yılında Rusya'da rastlanılan bu ırk en yaygın olarak Amerika'nın Louisiana eyaletinde yaşamaktadır. 1983 yılında Sandra Hachenedel, Lousiana' da Muckin kasabasında yaşayan siyah yavru bir kedi buldu. Onu aldı ve adını Blackberry (böğürtlen) koydu. Yavru büyüdükçe oldukça şaşırtan bir özelliğini farketti.
Bu kedi normal vücut yapısına sahip olmasına karşın cüce ırk olan Corgi gibi oldukça kısa bacaklara sahipti. Sandra Daha sonra yavrulayan Blackberry nin çocuklarından adı Toulouse olan dişi Munchkin kolonisini oluşturan Kaye LaFrance ye verildi. Ve bu ırk onun kontrolünde yetişmeye başladı.
Uzun yıllar genetik araştırmaları yapılan günümüz Munchkin ırkı Blackberry ve Toulouse nin soyundan gelmektedir. Bu ırk TICA (The International Cat Association) tarafından tanınmıştır.

Nebelung

Ev ortamına kolayca uyum sağlayan, sevecen, hareketli ve oldukça zeki kedilerdir.


Musluktan su içmeyi çok seven Nebelung'lar atılan objeleri yakalayıp getirmekten çok hoşlanırlar.
Görünüş ve Vücut Yapısı
Bu ırk kedilerinin en belirgin özellikleri, geniş boyutlarda yassı ve düz bir baş yapısı ve dolgun tüylerdir. Yuvarlak gözlere, küçük sevimli bir ağıza ve oldukça belirgin bir buruna sahiptirler. Kulakları geniş, dik ve dışarıya doğru hafif dönüktür.
Tüylerin çift kat olmasından dolayı vücut hatları pek belli olmaz. ön ve arka ayakları kemikli ve kaslıdır.Tüyleri Persianınkiler gibi orta uzunluktadır.
Tüy Bakımı
çok fazla fırçalama tahrişe neden olabilir. Bu nedenle tüyler, belli aralıklarla fırçalanmalıdır.

ölü tüylerin alınması için haftada iki kez fırçalama ---cög---u kez yeterlidir.
Kökeni
Nebelung'un hikayesi; 1980 yılında Terri adında siyah bir kedinin Angora kanı taşıyan ikisi dişi, biri erkek üç yavru doğurmasıyla başlar. Bu yavrular siyah ve grinin altı farklı tonundadır. İlk çiftin erkeğiyle yeni bir dişi çiftleştirildiğinde kısa tüy ve püsküllü bir kuyruk yapısına sahip yeni bir ırk ortaya çıkmıştır. Bu yeni ırk 1987 yılının eylül ayında TICA kayıtlarına Nebelung adı ile geçmiştir. Daha sonrada bu erkek kedi, ırkın devamı için ---cög---u zaman kullanılmıştır.

Norwegian Forest

Kendilerinden emin, dengeli, sıcakkanlı ve oyuncu bir mizaçları vardır. Diğer kedilerden ve çocuklardan hoşlanırlar. Yumuşak, sevecen ses tonları vardır. Bu yapılarıyla ev yaşamına yatkın gibi görünen Norwegianlar aynı zamanda doğal yaşamdaki kedilerin avcı ve tırmanıcı karakterlerini de taşırlar. Bu nedenle geniş bahçeli bir ev yaşantısı onlar için en idealidir.


Eğer bahçeli bir evde yaşamıyorsanız, evinizde yapay bir ağaç bulundurmanız, mobilyalarınızın zarar görmesini engelleyecektir.
Görünüş ve Vücut Yapısı
Geniş yapılı ve 3 - 9 kilo arasında de---gıs---en ağırlığa sahip kedilerdir. Büyük, üçgen bir baş yapısı ve küçük kare biçimli kulakları olan bu ırkın kedileri, yassı bir yüz ve düz bir buruna sahiptir. Küçük ancak güçlü ve yuvarlak bir çeneye sahip olan Norwegianlar kaslı yapılarıyla, Main Coon 'u andırırlar.

Dışa dönük, dik kulakları ve geniş, yuvarlak patileri vardır. Uzun ve yumuşak tüylere sahip olan bu kedilerin tüyleri boyun kısmında yoğunlaşarak yele halini almıştır.
Tüy Bakımı
Uzun tüylerinin düzenli olarak fırçalanmasına özen gösterilmelidir. Tüylerinin birbirine karışmaması ve düzenli görünmesi onlar için önemlidir. Bu nedenle genellikle kendi kendilerini temizlerler.

Kökeni
1930 yılında İskandinav Yarımadası'nda ortaya çıkmıştır. Bölgenin yerlisi olan bu kediler, yüzyıllardır dondurucu soğuk ve vahşi hayvanlarla yaşam mücadelesi vermiştir. Soğuk iklime sahip bölgelerde yaşamalarına rağmen, sıcakkanlı hayvanlardır.

Bu ırk adeta, kedilerin yüzyıllar öncesine dayanan efsanevi ve gizemli özelliklerini, modern dünyaya kanıtlayan bir karaktere sahiptir.

Ocicat

Akılcı ve mantıklı kişiliğiyle öne çıkan Ocicatlar aynı zamanda oldukça aktif, atletik ve sportmen bir yapıya sahiplerdir. Bu ırk aynı zamanda Siyamların uyanıklığını, nazik ve sevecen yapılarını da almıştır.


Görünüş ve Vücut Yapısı
Oval küçük bir baş ve dikkat çekici boyutlarda büyük olan kulaklar bu ırkın en belirgin özelliğidir. Oval kafa yapısıyla uyumlu büyük ve yuvarlak gözlere ve dolgun görünmeyen bir çene yapısına sahiptir.

Kısa ve muntazam gövdesi gelişmiş kasları ve geniş göğüs yapısı sayesinde oldukça atletik görünür. Tüyleri yumuşak yapıdadır.
Tüy Bakımı
Düzenli fırçalamanın yanısıra, ellerle masaj yapılması onlar için fazlasıyla yeterli olacaktır.

Kökeni
Ocicat, Absyssinian, Amerikan Shorthair ve Siamese karışımından oluşan melez bir ırktır. İlk kez 1987 yılında CFA tarafından bulunmuş ve Güney Amerikalı vahşi kedi Ocelat'a benzerliği nedeniyle bu ismi almıştır. Ocicatseverler; onların başlı başına bir ırk olduklarını ve kendilerine has özellikler taşıdıklarını ispatlamak için büyük mücadele vermişlerdir.

Oriental Longhair

Oldukça duygusal, sadık kedilerdir. Anlayışlıdırlar ve kolayca eğitilebilirler.


Görünüş ve Vücut Yapısı
Kafa yapısına oranla oldukça geniş ve üst kısımları nokta şeklinde bir kulak yapısına sahiptir. Badem şeklindeki gözleri burna yakın ancak birbirinden ayrıktır. Orta boyutlarda oldukça kaslı ve kemikli bir vücut yapısına sahiptir.

Bacakları uzun ve arka ayakları ön ayaklarına oranla daha güçlüdür. Kuyruğu ince ancak kaslı ve dolgun tüylüdür. Vücudunu saran tüylerin üzerinde siyah ve koyu kahve mat çizgiler bulunur.
Tüy Bakımı
Tüylerinin düzenli taranması sağlıklı görünmeleri sağlayacaktır.

Kökeni
Oriental Longhair; görünüş itibariyle Oriental Shorthairdan biraz daha uzun tüylüdür. Kediseverler ve ırk araştırıcıları, bu ırka ilk önce diğer Shorhairlerden tek farkının tüylerinin sık olması olarak bakmış ve özgün bir ırk olarak kabul etmemişlerdir.

Ancak bu ırkın kedileri; Persian gibi uzun, yumuşak ve şüphesiz diğer uzuntüylü kediler gibi parlak ve muhteşem bir görünüme sahip olmalarıyla kendilerini kabul ettirmişlerdir.

Oriental Shorthair


Siyamlar gibi oldukça canlı, hareketli ve sadık kedilerdir. Bu oyuncu kediler evde, özellikle çocuklarla çok iyi anlaşır. Oldukça sesli ve girişken yapıda olan bu kediler, yumuşak bir ses tonuna sahiptir.


Avlanmaya bayılırlar. Kaslı vücut yapıları, avlanma sırasında onlara büyük avantaj sağlar.
Dişi kediler gelişimlerini oldukça erken tamamlarlar.
Görünüş ve Vücut Yapısı
Uzun gövdeleri sayesinde oldukça ince ve zarif görünen bu ırkın kedileri, oldukça kaslı olan yapıları nedeniyle genellikle 4 - 6.5 kilo arasında de---gıs---en ağırlıklara sahiptir.

Vücuduna oranla küçük ve üçgen şekilli bir kafa yapısı, iyi gelişmiş orta boy çene ve üçgen biçimli bir burna sahiptir. Başının üstünde bulunan dik kulaklarıyla Rexleri andıran bu ırkın ağız yapısı uzun ve öne doğru çıkıtır.
Kısa tüylere sahip olan Shorthair'ların, tüy renklerine göre de---gıs---en, orta boy bedem şeklini andıran gözleri vardır. Beyaz tüylü olan Shorthair' in gözleri genelde yeşildir. Bakır göz rengine ise, krem ve kırmızı tüylere sahip Shorthair'larda rastlanır.
Irkın uzun ve ince yapıda olan kuyrukları sona doğru nokta şeklini alır.
Tüy Bakımı
Kısa ancak oldukça dolgun ve sık tüylerinin bakımı, her hafta düzenli olarak yapılsa yeterlidir.

Kökeni
İlk Oriental 1950 yılında İngiltere'de ortaya çıkmış ve Siamese'lara benzer bir mutasyon geçirmiştir. Günümüzde Oriental ırkı Siamese ve renkli shorthair'a benzer olarak bilinir.

Pixie Bob


Doğaları gereği vahşi görünseler de aslında yumuşak kalpli, sevecen ve akıllı kedilerdir. Güçlü bir otokontrolleri vardır. Arabada rahatça seyahat edebilirler. Genelde sahipleriyle olmayı tercih ederler. İnanılmaz zekaları ve her zaman entrikayla dolu karakterleriyle Pixie Bob kediseverlerin tercih ettiği bir ırk olmuştur.


Görünüş ve Vücut Yapısı
Pixie Bob, kaslı ve güçlü bir kemik yapısına sahip iri boyutlarda bir ırktır. Dişiler genelde erkeklere oranla daha küçüktür.

Ayırt edilebilir derecede farklı yüz hatlarına sahip bu ırk her haliyle vaşak'ı anımsatır. Vücutlarıyla orantılı baş yapıları vardır. Kulaklar geniş, dik ve dışa dönüktür. Uzun ve belirgin bir burun ve küçük bir ağız yapısına sahip olan Pixie Bob'ın bıyıklar oldukça uzundur.
Kuyruk kısa, kalın ve uç kısmı ovaldir. Arka ayaklar ön ayaklardan daha kısa ancak kaslı ve kemiklidir. Spesifik olarak polydactyl bir ırktır. Diğer kediler gibi önde 5 arkada 4 parmağa sahip olanları vardır. Ancak genelde bu ırk kedileri daha fazla parmağa sahiptir.
Tüy yapısı ve rengi vaşağı andıran Pixie Bob silik noktalı, koyu kahve noktalı, kırık parçalı, açık kahve ve kırmızımsı kahverenği tonlarda olabilir. çift kat tüylere sahip olan bu ırkın kedileri, kısa tüylü olsada yer yer uzun tüylerde bulunur. Oldukça yumuşak ve kaliteli olan tüyleri, kedi dünyasında tek olarak kabul edilmektedir.
Yeni nesil kediler grubundan kabul edilen bu ırkın geçirdiği de---gıs---imlerden sonra doğan günümüz yavruları kaslı vücut yapısı, ince bacaklar ve bazen sallanabilen kısa kuyruklara sahiptir.
Tüy Bakımı
Kısa tüylere sahip olan Pixie Bob'ların yoğun bir tüy bakımına ihtiyacı yoktur. Haftada bir kez küçük bir fırça veya tarakla bakımının yapılması yeterlidir.

Kökeni
Evcil çiftlik kedisi ve Bobcat (vaşak) karışımı olan Prixie Bob ırkı, kuzey Amerikanın tüm bölgelerinde yaygın olarak görülebilir.

Evcil görüntülerinin altında oldukça farklı doğaları vardı. İlk olarak bu polydactyl, kısa kuyruk kedilere 1985 yılında Cascade dağlarının gölgesindeki Puget Sound'un sahillerinde rastlanmıştır. Davranışları ve görüntüsüyle inanılmaz bir gizeme sahip olan bu kedilerin en spesifik özelliği polydactyl oluşlarıydı.
Carol Ann tarafından bölgeden alınan bir dişi yavrunun polydactyl oluşunun dışında, vahşi görünüşü ve gizemli duruşuyla başka bir dünyanın kanını taşıdığını farkeden Carol Ann ona masal kedi adını verdi. Kuzeybatı Pasifikde de rastlanılan bu ırk daha sonraları ---cög---altılarak geliştirilmiş ve insanların beğenisini kazanmıştır.
13 yıl sonra tam olarak zararsız ve diğer evciller gibi kusursuz hale gelmiş olan bu ırkın zekası ve algılama yeteneği apartman yaşantısına çabuk alışmasını ve yaygınlaşmasını kolaylaştırmıştır.
İki orjinal kedinin birleşiminden oluşan Pixie Bob, DNA testlerinde vahşi gen taşıyan evcil kediler olarak TICA (The International Cat Association)' ya kayıtlıdırlar.

Ragamuffin

çocuklar ve diğer kedilerle vakit geçirmekten hoşlanan bu sevecen kediler hareketliliğin olduğu her yerde vardır. Oldukça sıcak ve dost canlısı kedilerdir. Uysal yapısı nedeniyle savunma içgüdüleri gelişmemiştir.


Diğer sokak kedileri karşısında kendilerini savunamayacaklarından evde bakılmaları önerilir.
Görünüş ve Vücut Yapısı
Ragamuffin, boyut olarak oldukça büyük kedilerdir. Baş yapısı da gövdeyle uyumlu olarak büyük, boyun kısa, karın kısmı yumuşak ve sarkıkıktır.

Alın yumuşak bir eğimle yuvarlanmış ve genel yumuşak hatlara uygundur. Yüzlerinde Siyamlar gibi siyah veya kahve maske olabilir. Küçük ve sevimli olan burun pembemsi, kahvedir. Kulaklar geniş ve diktir. Kulak çevreleri koyu çizgilerle çevrilidir.
Gözler, büyük ve anlamlıdır. Bu anlamlı bakışlar Ragamuffin'in karakteristik tatlı bakışını destekleyen bir özelliktir. Göz rengi tüy rengine göre farklı olabilir. Noktalı kürkü olanlar genellikle mavi, vizon olanlar yeşil, yeşil mavi, turkuaz, düz renkli olanlar da ise tüm renkler olabilmekle birlikte genellikle mavidir. Ağız küçük, çene yuvarlak ve dişler üst üste gelecek şekilde kapanır. Vücut yapısı kaslı olan bu ırkın kedileri geniş göğüse ve güçlü omuzlara sahiptir.
Tüm vucunu saran yumuşak peluş tüyler, baş bölgesinde yele şeklini almıştır. Tüyleri bir tavşanın tüyleri gibi sık ve ipeksidir. Kuyruk uzun ama gövdeyle uyumludur. Kuş tüyü görünümünde bol tüyle kaplıdır. Ragamuffin'lerin erginliğe ge---cıs---leri diğer kedilere göre daha yavaştır.
Gelişimlerini yaklaşık 3-4 yılda tamamlarlar.
Tüy Bakımı
Orta uzunlukta olan tüyleri diğer uzun tüylü ırklara oranla daha az bakıma ihtiyaç duyar. Sağlıklı ve yumuşak tüyleri haftada iki kez fırçalanması yeterlidir. Birkaç ayda bir banyo yaptırmalı, tırnak kesimi ve kulak içi temizliğine dikkat edilmelidir.

Kökeni
Ragamuffin ırkının hikayesinin bir kaza sonucu başladığına inanılmaktadır. 1960 yıllarında Persian ırkı kediler yetiştiren Ann Baker, vahşi kedilerin kolonilerine bakan ve besleyen komşusu ile ilişkisini geliştirmişti.

Adı Josephina olan bu vahşi kedilerden biri araba kazası geçirmeden önce birkaç yavru dünyaya getirmişti. Kaza sonrası kedi tekrar sağlığına kavuştuğunda ikinci bir doğum yapmıştı ve insanları etkileyen inanılmaz yavrular dünyaya getirmişti.
Bu doğumla birlikte kaza sonucu Josephina'nın mutasyona uğradığı ve daha farklı yavrular ortaya getirebildiği gibi bilimsel olmayan teoriler ortaya atılmıştır. Ann Baker, Josephina adlı bu vahşi kedinin yavrularını ---cög---altmış ve Ragdoll'a benzeyen bu inanılmaz ırka harika bir karakter kazandırmak için onları koruma altına almıştır.
Melekleri andıran bu sevimli kedilere Cherubim (melek) ismini vermiştir. Ann Baker, bu rastlantısal ırkı, Burmese'ye benzeyen siyah kısa tüylü ve noktalı kediler ve beyaz patili erkek Birman gibi kedilerle çiftleştirerek geliştirmiştir. Bu çiftleştirmeler sonucunda birçok beyaz patili ve noktalı yavrular meydana gelmiştir.
Kedilerin bir ---cög---u beyaz patili ve noktalı olmasına karşın yavruların bazıları gökkuşağı renklerinin farklı tonlarındaydı. Bu farklı görünümlerinden dolayı Baker bu kedilere Miracle Ragdoll (mucize Ragdoll) demiştir.
Ancak bu ırkın, tüm renk ve desenleri ile Ragdoll'lardan farklı olduklarını ispatlamıştır. Bu nedenle 1993 yılında International Ragdoll Cat Association (IRCA) tarafından başlı başına bir ırk olduğu kabul edilmiş ve Riverside' ın sevimli afacanları olduklarından Ragamuffin ismiyle anılmaya başlanmıştır, ve kayıtlara bu adla geçirilmesi uygun görülmüştür.
Irk, 2001 yılında The Amerikan Association Of Cat Enthusiasts, United Feline Organization (UFO) ve Cat Fanciers Federation (CFA) kuruluşları tarafından da kabul edilmiştir.

Ragdoll

Ragdoll nadir üreyen ve seçkin bir ırktır. Sakin görünüşlüdür ancak sinirlendiğinde nazik ve yumuşak bir patide olsa ani vuruşlarda bulunabilir.


Görünüş ve Vücut Yapısı
Yuvarlak bir baş ve belirgin çıkık çeneleri vardır. Burun düz ve orta genişliktedir. Küçük, nokta gibi bir burna sahiptir. Ağız yuvarlak ve aşağıya doğru eğimlidir. Vücut esnektir.

Muhteşem uzunluk ve soğukkanlı duruşuyla Ragdoll oldukça görkemli bir kedidir. Orta boyutlara ve ipeksi tüylere sahiptir. Kulaklar dikkat çekici olsa da Persian'ınkiler gibi etkileyici değildir.
Tüy Bakımı
Fırçayla hafifçe taramak, elle yumuşak dokunuşlarda bulunmak tüylere güzel bir görünüm kazandıracağı gibi onun da hoşuna gidecektir.

Kökeni
Keşfedilen bu ırkın Beyaz Persian olabileceği düşünülmüştür. Fakat sonraki araştırmalarda ortaya yeni bir ırk çıkmıştır. Ragdoll üzerinde yapılan araştırmalarda deney fareleri kullanılmış ve bazı farklı davranışlar gözlenmiştir. Bu gözlemler 1960 yılı boyunca sürmüştür.

1980'in ortalarına kadar Amerikan kayıtlarının kabul etmemesi nedeniyle araştırmalar tam olarak yapılamamıştır.

Savannah

Savannahlar, zeki, oldukça oyuncu, hareketli ve sosyal kedilerdir. Yumuşak, sıcakkanlı ve nazik bir mizaçları vardır. Yoğun bir sevgi, ilgi, okşanmak ve öpücüklerden çok hoşlanır.


Oldukça uyumlu olan savanahlar kolaylıkla ev yaşamına alışabileceği gibi tasma ile gezmeye de alıştırılabilir.
Sahibiyle, evdeki diğer petlerle ve çocuklarla iyi geçinen ve iletişim kurabilen savannahların en büyük özelliği suyu sevmeleridir. Su dolu bir küvette oynamayı klasik kedi oyuncaklarına tercih eder.
Görünüş ve Vücut Yapısı
Gövdesi de uzun,ince yapılı ve esnek olan Savannah'ların kemik yapısı oldukça iyi gelişmiştir ve kaslı bir yapıya sahiptir. Boyun oldukça uzun göğüs geniştir.

Gövdeye oranla küçük kalan baş, önden bakıldığında üçgen şekilinde, öne doğru uzun ve yuvarlak yapılıdır. Burun, gözlerin altında köprü gibidir. Ağız konveks bir şekilde kavislidir.
çene yapısı güçlüdür ve burun ile birlikte yüze vahşi bir görünüm kazandırır. Gözler orta büyüklükte oval ve badem şeklindedir. Göz renkleri zengin yeşil, sarı, altın, veya karamel kahve gibi tüm canlı renklerde olabilir. Ayrıca gözün iç açısında göz yaşı şeklinde bir lekenin olması karakteristiktir.
Kulaklar baş yapısına göre oldukça uzun, geniş ve kase şeklindedir. Uç kısımları yuvarlak ve kısa tüyler vardır. Her zaman başın üstünde, birbirine yakın dik ve simetrik duran kulaklar dış olaylara ilgili olarak hareket eder.
Bacaklar uzun, ince fakat güçlüdür. Patiler yuvarlak küçük yapıda, tırnaklar ise uzundur. Kuyruk diğer kedilere oranla daha kısa ve tüylüdür.Dikkat kesildiklerinde kuyruk dikleşir, birşey istediklerinde ise hafif kıvrımlıdır.
Tüy Bakımı
Tüyleri uzun değildir. Kısa ve orta arası, sık ve parlaktır. Günlük yapılan fırçalamalar yeterlidir.

Kökeni
Savannah ismi, ırkın kaynağını oluşturan Serval kedisinin anavatanı Afrika'nın savanlarından gelmektedir.

Serval kedisi Afrika yerlileri tarafından binlerce yıldır yetiştirilmekte olan fakat sıradan ev hayatına uygun olmayan vahşi bir kedidir. Savannah ise Serval'in pek çok güzelliğini taşımakla birlikte, evde beslenmeye daha uygun ılımlı bir karaktere sahiptir. Savannah kedisi, Afrika Serval kedisinin melezlenmesi sonucu elde edilmiş genç bir ırktır.
1980'lerin başında kedi yetiştiricisi Judie Frank bir Serval erkeği ile dişi bir Siyamı başarılı bir şekilde çiftleştirmiştir. Zamanla Serval kedisinin vahşi güzelliği, çarpıcı ve farklı vücut yapısıyla evcil kedilerin uyumlu karakterlerinin birleşimi olan Savannah kedisi kendine has bir özellik kazanmış ve Eylül 2000'de TICA (The International Cat Association) tarafından onaylanarak yeni bir ırk kategorisine kabul edilmiştir. SIMBA (Savannah Uluslararası üye ve Yetiştiriciler Birliği) sayesinde TICA, Savannah ırkına Mayıs 2000'de kedi showlarında yarışma izni vermiştir. Halen gelişim aşamasında olan Savannah kedilerinin ilk 4 kuşak erkekleri steril olduğundan çapraz yetiştirmeler sürmektedir.
Uzun, esnek vücut yapısı, vahşi kedileri andıran zarif hareketleri, çarpıcı kürkleri ve yumuşak karakteri ile kısa sürede popülarite kazanan Savannahlar hala nadir bulunan bir ırk olma özelliğini korumaktadır.

Scottish Fold

Akıllı, sakin huylu ve yumuşak sesli olan bu ırk yeni insanlara ve yeni ortamlara kolayca adapte olabilir. Sadık ve evine bağlıdır.


Ailenin tüm üyelerine kendini sevdirir ancak seveceği sahibini ise kendi seçer. Sahibinin yanında olmayı sever ancak asla kucak kedisi değildir. Sahibi ile oyun oynamayı ve ilgi çekmeyi sever. özellikle atılan bir oyuncağı getirmekten büyük keyif alır.
Sessiz bir kedidir. Diğer petlerle ve insanlarla iyi anlaşır. Konforlu ortamları sever ancak gerektiğinde iyi bir fare avcısıdır. Hem evde hemde bahçede yaşayabilir ancak yalnız kalmayı sevmez.
Görünüş ve Vücut Yapısı
Bu ırk kedilerin en belirgin özellikleri oldukça küçük ve içe doğru kıvrık kulaklarıdır. Kulağın kıvrıklığı, kıkırdak yapısının kıvrık olmasıyla ilgilidir ve genetiktir. Kulakları çeşitli olaylar karşısında aşağı yukarı hareket eder. Bu kulak yapısı onların ne kadar dikkatli hayvanlar olduğu gerçeğini pekiştirir.

Yuvarlak, geniş bir kafa yapısı ve sağlıklı dişleri ile güçlü bir çeneye sahiptir. Ağız yapısı hafif uzun ve öne doğru çıkıktır. Kıvrımlı duran ağız gülen bir ifade kazandırır. çıkıntılı yanaklar, hafif kavisli kısa bir burnu vardır.
Yüzüne sevimli görünüm kazandıran gözleri geniş, yuvarlak ve birbirinden oldukça ayrıktır. Gözleri genellikle altın veya bakır rengindedir. Ancak tüy rengi ile uyumlu olarak de---gıs---ebilir. Ayrıca gözler, bazen tuhaf bir şekilde iki rengi birden yansıtabilir.
Geniş göğüsleri ve gelişmiş omuzları ile orta boyutlarda, yuvarlak hatlara sahip bir kedidir. Kaslı vücut yapıları vardır. Bacakları vücuduna oranla oldukça kısa ama güçlü, patiler yuvarlaktır. Kıvrık kulakları ile tanınan bu ırk Amerika'da populer ilk on kedi arasında yer alır.
Tüm yavrular düz kulaklı olarak doğar ve yaklaşık 3 hafta sonra kulakları kıvrılmaya başlar. Kıvrık kulaklar işitmeye engel değildir. Eğer bir hastalık hali varsa yada hava çok sıcaksa kulaklardaki kıvrıklık azalır. Diğer kedilere oranla daha fazla kulak salgısı vardır ancak bu normaldir ve herhangi bir enfeksiyona işaret etmez.
Sağırlık görülebilir, ancak bu ırkın kıvrık kulakları ile değil beyaz tüy genleri ile ilgilidir. Vücudunu kaplayan tüyler kısadır. Sık ve yoğun olan tüyleri dokunulduğunda kadife hissi veren yumuşaklıktadır.
Tüy Bakımı
Orta düzeyde tüy bakımına ihtiyacı vardır. Haftada 2-3 kez fırçalama yeterlidir. Mayıs ayında bölgesel olarak mevsime bağlı bir tüy de---gıs---imi yaşarlar. Bu dönem de fırçalamaların sık yapılması ölü tüylerin toplanmasını kolaylaştıracağından faydalıdır.

Kökeni
1961 yılında İskoçya'da William Ross adlı bir çiftçi tarafından farkedilen Scottish Fold kedisi annesi düz kulaklı ve babası bilinmeyen bir ırktır.

Babasının bilinmemesi bu ırkın genetik olarak kökeni konusunda araştırmaların tam olarak sonuçlanamasına neden olmuştur. Bu nedenle belli bir seceresi olmayan çiftlik kedisi olarak tanımlanmıştır.
Ancak diğer ırklardan oldukça farklı bir kulak yapısı olan bu kedinin 1966 yılında GCCF (Governing Council of the Cat Fancy) tarafından resmi olarak ilk kaydı yapılmıştır. Daha sonra tanımlama aşamasında 1970 yılında ırkın kulak enfeksiyonlarının genetik bir bozukluk olduğu ve kulak hastalıklarına yatkınlığı olduğundan resmi tanımlama ve kabulü işlemi durdurulmuştur.
Bunun üzerine Amerika'ya götürülerek işlemlerine devam edilmiştir. Carnivor genetik araştırmacısı olan Dr. Nail Todd tarafından 3 vavru de---gıs---ik yetiştiricilere verilmiş ve üremesi sağlanmıştır.
Bu yetiştiricilerden Pensilvanyalı yetiştirici Salle Wolfe Peters ırkın gelişimine büyük katkılarda bulunmuş ve 1973 de CFA (Cat Fanciers Association) tarafından tanınan ırk 1978 yılında şampiyonluk statüsüne alınmıştır.
Bu gün Amerika'da popüler ilk 10 ırk arasında yer alan, Highland Fold ve Coupari olarak da adlandırılan Longhair Scottish Fold 1980 yılına kadar ayrı bir tür olarak kabul edilmememiş ve genel olarag Scottish Fold olarak adlandırılmıştır.
Ancak daha sonra ACFA, NCFA, ACA, CFF gibi organizasyonlar tarafından da ayrı bir tür olarak kabul edilmiş ve kayıtlara geçirilmiştir.

Selkirk Rex

Hareketli, canlı, meraklı ve sabırsız yapısına karşın oldukça sakin, iyi huylu bir kedidir. Diğer kedi ve köpeklerle iyi anlaşırlar. özellikle çocuklar ile çok iyi arkadaştır.


Hastalara ve çocuklara toleransı yüksektir. Apartman yaşamına iyi adapte olabilen kedilerdir. Kucağa alınmak için sahibine sırnaşmayı sevsede tam olarak bir kucak kedisi değildir.
Görünüş ve Vücut Yapısı
Orta büyüklükte, geniş, kaslı ve kemikli vücut yapısı ile oldukça sağlıklı ve dayanıklı kedilerdir.

Vücudu orantılı gelişmiştir. Bacaklar orta boyutlarda güçlü ve vücuduyla orantılı, ayaklar büyük, geniştir. Kuyrukta orta uzunlukta ve vucudu ile orantılıdır. Yuvarlak ve geniş baş yapısı, küçük sevimli bir ağız vardır.
Ağız ve burun önden bakıldığında kare görünümündedir.ve parlak iri gözleri vardır. Gözler iri badem veya oval şekilde, bakır, altın, sarı,mavi ve yeşil olabilir. Kulaklar orta büyüklükte ve her zaman diktir.
Tüyleri kalın ama kadifemsi bir his uyandıran yumuşak yapılıdır. Koyun postu görünümündedir. Bu ırkın, kısa tüylü ve uzun tüylü olarak iki tipi vardır. Her ikisinde de tüyler ve bıyıklar doğduklarında kıvırcıktır. Yaklaşık altı ay sonra tüyler farklılaşır. Buklelerin kıvrımları azalır ve düzleşir. Kısa tüylü olanlarında kıvırcık tüyler göbek ve boyun bölgesinde kalır.
Tüy Bakımı
Selkirk Rex'in tüy bakımı özel dikkat ister. özellikle uzun tüylü olanlar önce taranmalı ve sonra kremli şampuan kullanılarak yıkanmalıdır. Aksi halde bukleler açılır ve kıvırcık görünümü kaybolur. Kısa ve uzun tüylü olan Selkirk'lerin için ayda iki kez bu işlemin yapılması yeterlidir. Ayrıca haftada iki kez kısa süreli fırçalama yapılması gerekir.

şova çıkacak olanların tarama ve banyo işlemleri mutlaka bir kaç gün öncesinden yapılmalıdır.
Kökeni
Selkirk Rex doğal bir mutasyondur. British Shorthair'e benzeyen bu ırk, Amerika'nın Montana şehrinde bir sığınakta Jeri Newman tarafından düz tüylü anne ile düz tüylü beş yavru ve bir tane kıvırcık tüylü yavrunun bulunmasıyla keşfedilmiştir.

Jeri Newman, bu garip yavruyu tecrübeli Persian tanımlayıcısı olan De Pesto of Noface'ye götürdüğünde farklı bir ırk olarak tanımlanmış ve Selkirk Rex keşfedilmiştir. Genleri nedeniyle kıvırcık tüylü kediler yada düz tüylü kediler dünyaya getirebilirler. British Shorthair gibi kemik ve kas yapıları oldukça gelişmiştir.
Bu ırkın bulunmasıyla Devon, Cornish ve Selkirk Rex'e 3'lü başbelaları denmiştir. Cat Fanciers Assocation (FAD) ve The International Cat Assocation (TICA) tarfından tanımlıdır.
rafından 6 şubat 2000'de Miscellaneous (çeşitli) sınıfına kabul edilmiştir.

Sibirya Kedisi


Sibirya Kedisi Problem çözme yeteneğine sahip, adını bilen, çağırıldığında gelen ve evde yavru köpekler gibi sahibini takip eden bir ırktır. Vücudun ağır yapısına rağmen çeviktir, oldukça yüksek yerlere sessizce zıplayabilir. Siberian misafirlere karşı korkak veya saldırgan davranışlar göstermez.


Görünüş ve Vücut Yapısı
Siberian, Rusya orjinli, orta büyüklükte güçlü bir kedi ırkıdır. Kasları belirgindir. Sırtı uzun ve hafifçe eğimlidir, hareket halindeyken düz görünür. Düz duruduğunda arka bacaklar önlere göre hafif daha uzundur.

Patileri yuvarlak ve büyüktür. Kafası, orta büyüklükte yuvarlak hatlara sahip üçgen şeklindedir. Dişilerde burun daha uzundur. Kulaklar dik orta büyüklükte ve geniştir. Gözlerle kulaklar arasındaki mesafe fazladır.
Büyük yuvarlağa yakın şekildeki gözlerin dış açısı hafifçe kulaklara doğru kalkıktır. Göz rengi ile kürk rengi arasında ilişki yoktur. Kabul edilen renk yeşil ile altın arasında herhangi bir renk ve ton olabilir. Sadece Colorpoint sınıfındakilerde gözler hep mavidir. Genel görünüm olarak sağlıklı, çevik ve atletik bir yapısı, yüzünde sevecen bir ifadesi vardır.
Kuyruğu orta boyda, vücut uzunluğundan hafifçe daha kısadır. Tüyleri orta-uzun ile uzun arasıdır. Baş bölgesinde tüyler daha uzun ve kabarıktır. Soğuk iklimlere dayanıklık sağlayan ve kışın belirginleşen sık bir alt tüy tabakası vardır. Kürk rengi konusunda bir kısıtlama yoktur.
En popüler renk kahverengi tekirdir. Irk özelliği olarak Siberian yavaş olgunlaşır ve bu süreç 5 seneyi bulabilir.
Tüy Bakımı
Siberian'ın kalın alt tüy tabakası hava koşullarına ve suya dayanıklılık sağlar. Diğer uzun tüylü ırklar kadar bakım gerektirmez. Düzenli olarak taranması ve fırçalanması gereklidir.

Bu bakımın haftada bir kez yapılması genellikle yeterli olur. özellikle ilkbaharda ve sonbaharda tüy döker. Diğer dönemlerde belirgin tüy dökülmesi yoktur.
Kökeni
Rusya'dan köken alan bir ırktır. Rusya'nın yerli ve doğal kedileridir. Sokak kedileri şeklinde doğal biçimde yaşadıkları ve üredikleri için ırkın belli bir standartını yaratamak güçtür. Bu nedenle her renkte olabilirler.

Amerika'ya ilk kez 1990'da getirilmiştir. Artan popülaritesine rağmen yaygın olmadığından yetiştiricilerin elinde uzun sipariş listeleri vardır.
CFA tarafından 6 şubat 2000'de Miscellaneous (çeşitli) sınıfına kabul edilmiştir.

 

 

Singapura

Singapur caddelerinde geçen hareketli yaşamdan izler taşırcasına hareketli ve atılgan kedilerdir. Oldukça meraklı ve ilgili karaktere sahiptirler.


Görünüş ve Vücut Yapısı
İnanılmaz iri vücut yapısı ve gövdesine oranla oldukça kısa ve ince bacakları ile göze çarpar. Kafa yapısı da vücuduna oranla küçüktür. Ağız ve burun oldukça küçük ve öne doğru çıkıktır. Yüzün ön kısmı düz ve yassıdır. Gözler; oval ve birbirinden ayrıdır.

Kulaklar başın üstünde herzaman dik ve geniştir. Kuyruk oldukça kalın, uzun ve kaslıdır. Yeni doğduklarında daha uzun olan tüyleri zamanla azalır.
Tüy Bakımı
Kısa tüyler pek fazla bakım gerektirmez. Düzenli fırçalama ve masaj hoşuna gidecektir. Tüyleri nedeniyle hayvanseverler tarafından çok beğenilen bir ırktır.

Kökeni
İlk olarak 1988 yılında TICA ve CFA tarafından bulunmuştur. Kökeni Singaporonlara dayandırılan çok eski bir ırktır. Sokak kedisi olarak bilinen Singapura ırkına Malaysian da denirdi. 1974 yılında Amerika'ya getirildi ve 1975 yılından sonra ev ortamında yetiştirilmeye başlandı.

1980 yılında ise SPCA tarafından tekrar gözden geçirilen ırk daha sonra Amerikan kayıtlarına geçirilmiştir.

Siyam Kedisi

Renkleriyle beraber Siyam kedilerinin kişiliklerinin de de---gıs---tiği inancı oldukça yaygındır. örneğin fok lekelinin daha dışa dönük, mavi lekelinin daha şefkatli, çikolata lekelinin ise daha neşeli ve oyuncu olması gibi.

Tüm Siyam kedileri zeki ve dikkatlidir.
Görünüş ve Vücut Yapısı
Genişten incelerek inen takoz biçimli kafası, orta boyda olup beden ölçülerine uyumludur. Burundan başlayarak kulaklara doğru tam bir üçgen oluşturur. Bıyık bölgesi fazla çıkıntılı değildir ama erkek kedilerin çeneleri daha belirgindir. Boynu zariftir. Ağız kısmı narin, uzun ve üçgendir.

Sivri uçlu kulakları altta geniştir ve birbirlerinden ayrıktır. Doğulu badem biçimli gözleri burnuna doğru daha da çekikleşir. İki gözünün arasındaki mesafe bir gözün büyüklüğünden daha uzun olmamalıdır. İnce kemikli orta boy gövdesi sıkı kaslıdır. Vücut hatlarında hep kalından inceye doğru akış vardır. Omuzları ve kalçaları göğüs kafesiyle aynı kalınlıktadır.
Bacakları incedir ve arka ayakları önlerden daha uzundur. Küçük ve oval patileri zariftir. Uzun ve ince kuyruğu ucuna doğru daha da incelir. Bedenine doğru yatık duran tüyleri ince, parlak ve kısadır.
Tüy Bakımı
Mevsiminde bolca tüy dökme eğilimleri olduğundan her gün ölü tüyleri temizlemek için fırçalanmaları gerekir. Bunun dışında fazla tüy bakımı gerektirmez.

Kökeni
Soylu ruhlarıyla bu kediler eski Siyam'da (Thailand) yıllarca saray mensuplarının ve kutsal tapınakların bekçiliğini yaptılar.

Asla yabancı ellere teslim edilmeyen, sevilen ve sayılan bu kedilerin ilk İngitere'ye ge---cıs---i Siyam kralı tarafından 1880'lerin başında İngiltere başkonsolosu Owen Gould'a hediye edilmesiyle oldu.
Amerika'ya giden ilk Siyam da benzer bir şekilde konsolos David Stickles vasıtasıyla Siyam kralının first lady Mrs. Rutherford B. Hayes'e hediye göndermesiyle 1878 de gerçekleşmiştir. Dayanılmaz çekicilikleriyle Siyam kedileri kedi sevenleri kendilerine hayran bırakmışlardır.
Degısik renkler elde etmek için yetiştiricilerin yaptığı çalışmalar sonucunda bazı Siyam kökenli yan ırklar ortaya çıkmıştır. Bunlardan bazıları Colorpoint Shorthair, Javanese ve Ocicat'tir.

Snowshoe (Karayak)

Oldukça, hareketli, enerjik, sadık ve uyumludurlar. Ev yaşamına kolay adapte olurlar. çocuklarla, köpeklerle ve diğer petlerle iyi anlaşırlar. çok yumuşak melodik bir ses tonu vardır.


Konuşmayı ve kibar bir mırıldanma ile sahibine sevgisini anlatmayı sever. İyi bir avcı ve oyuncudur. özellikle atılan nesneleri alıp getirme oyununu çok sever. İnsanlarla olmaktan mutlu olan sosyal kedilerdir.
Görünüş ve Vücut Yapısı
Geniş, yuvarlak ve güçlü kafa yapısına sahip olan Snowshoe, iyi gelişmiş bir çene ve küçük sevimli bir ağıza sahiptir. Burun yandan bakıldığında düz bir görünümdedir. Geniş yapılı kulakların uç kısımları hafiçe sivri olacak şekildedir.

Her zaman canlı ve tamamen yuvarlak olan parlak gözleri, derin mavidir. Orta boyutlarda bir ırktır. Kıvrak ve zarif olan gövdesi uzun ve iyi gelişmiştir. Bacaklar ince ve orta boyutlardadır. Patiler yuvarlak, geniş ve sağlamdır. Kuyruk orta uzunlukta, ince yapılı ve vücuduyla orantılıdır.
Oldukça dolgun ve ipeksi, kısa tüylere sahiptir. Vücudunda Himalayan' ınki gibi mavi ve mühürlü noktalar vardır. Mühürlü olanlarında, burun bölgesi beyaz renktedir ve ters dönmüş bir "V" şeklini almıştır.
Yüz siyah olduğunda ise çene ve patiler her zaman beyazdır.
Tüy Bakımı
Kısa olan tüyleri çok sık bakım istemez. Fakat iyi ve temiz görünümde olabilmesi için oyun haline getirip yapılan fırçalamalar yeterlidir. Az derecede tüy döken bir ırktır. Tel uçlu fırçaların kullanılması tavsiye edilmez.

Eldiven şeklinde lastik fırçalar bu ırkın tüy bakımı için en doğru seçimdir.
Kökeni
Amerika orjinli olan bu ırk 1960 yılında Doroty Hinds-Daugherty isimli yetiştirici tarafından yapılan çaprazlamalar sonucunda gelişmiştir.

öncelikle beyaz ayaklı Birman kedisi ile Siyam'ların beneklerini bir araya getirmeyi amaçlayan bu yetiştirici tarafından daha sonra American Shorthair ve Siyam kedisinin çaprazlanması sonucu Snowshoe ırkı keşfedilmiştir.
Beyaz eldivenli iri bir Siyam görünümünde olan Snowshoe, Amerikada tanınan bir ırktır ancak nadir bulunur. İlk kez 1980 yılında TICA (The International Cat Association) tarafından tanınmıştır.

Soke     


Sevgi dolu bir kedidir. Aktif, zeki ve meraklı olan Soke suyla oynamaya bayılır. çok iyi yüzebildiği gibi çok iyide tırmanabilir.


Konuşkan, kibar ve iyi dost olan bu ırk, köpek, kedi ve diğer petlerle iyi anlaşırlar. Her zaman sahibinin yanında olmak ister. özellikle kucakta oturmak ve kendini okşatmaktan mutlu olur. Eve gelen yabancı arkadaşlardan hoşlanır.
Beden dilini ve sesini çok iyi kullanabilen Soke şov yapmayı ve izlenmeyi çok sever. Sahibinin ruh halini algılayabilen ve yansıtabilen bu kediler sahibi mutsuz ise, mutsuz olabilen oldukça duyarlı kedilerdir.
Görünüş ve vücut Yapısı
Uzun bacaklı, orta boyutlarda ve kaslı bir gövdesi vardır. Kemik yapısı sağlam olan Soke yavrularının doğumdan sonraki gelişmesi oldukça yavaştır.

Tam olarak seksüel erişkinliğe 1,5 - 2 yıl gibi bir sürede ulaşırlar. Gövdesi zarif, çok kaslı olmasına karşın şişman değildir. Arka bacakları, ön bacaklarından yüksektir.
Kulaklar yanlara doğrudur ve kafası kulakların arasına yerleşmiş gibi görünür. Yanak kemikleri belirgindir. Burun orta uzunlukta ve düzdür. Orta büyüklükteki kulakları kafası ile uyumludur ancak geniş görünür. Kulak kenarın başlayarak göze doğru paralel olarak uzanan çizgiler yüze farklı bir anlam kazandırır. Kulakları her zaman dikkat kedilmiş gibi diktir.
Gözler badem şeklinde ve buruna doğru yatık yerşelmiştir. Kehribar ve açık yeşil renkte olabilen gözleri koyu renkli tüyleri ile uyumludur. Kuyruğu da vücut yapısına orantılı, ince ve uzundur. Oldukça kısa, alt tabakadan yoksun kürkü karakteristik özelliğidir.
Danimarka'da yetiştirilen ilk jenerasyondaki Soke'lerde kürkünün ince olması nedeniyle soğuk havalarda enfeksiyonlara karşı hassasiyet görülmüştür. Günümüz Soke'lerinde ise bu sorun yapılan aşılama ve bağışıklık sistemini güçlendirici genetik çalışmalar ile elimine edilebilmiştir. Yinede soğuk havalarda üşüyebilir.
Tüy Bakımı
Kısa olan parlak ve ipeksi tüyler oldukça elastiktir. Fazla tüy bakımı gereksinimi yoktur. Haftada bir kez yapılan fırçalamalar yeterlidir.

Kökeni
Afrika'da Kenya'nın Watamu kasabasında yaşayan vahşi doğa bilimcisi Jeni Slater tarafından keşfedilmiştir.

Jeni Slater tarafından, Hint okyanusu'nun sahil kesimindeki Arabuke Soke yağmur ormanlarının arka kısmında yer alan hindistan cevizi bahçelerinde bulunanan bu sevimli, zarif, Afrika tekir kedisinin tüm evcil kedilerin ataları olduğuna inanılmaktadır.
Daha sonra 1984 yılında Gloria Moeldrup tarafından bir çit olarak Danimarkaya götürülmüş ve yetiştirilmiş olan bu ırk 1992 yılında kayıtlara (FIF) geçirilmiştir.

Somali

Asil, nazik, isteklerini kolayca anlatabilen uyumlu kedilerdir. Oldukça zeki olan bu ırk, diğer kedi ırklarına göre daha çok tercih edilir.


Görünüş ve Vücut Yapısı
Burna doğru çizgilerin sıklaştığı küçük sevimli bir baş ve biçimli bir burun bu ırkın en belirgin özelliğidir. Kulaklar dik ve sevimlidir. Bademi andıran gözleri geniş ve bakışları anlamlıdır. Her iki gözün kenarı da siyah çizgilerle çevrilidir. Bu çizgiler kulaklara doğru devam eder.

Orta boyutlarda ince yapılı kedilerdir. Bacaklar ince olmakla birlikte kuvvetlidir. Kaburga kemikleri iyi gelişmiş ve oturmuştur. Patileri küçük ve ovaldir. Kuyruk ince ve oldukça tüylüdür. Dolgun, yumuşak ipeksi bir his uyandıran tüyleri, Absysnian'larınkinden biraz daha uzundur. Kulaklarındaki tüyler püskül şeklindedir.
Tüy Bakımı
Uzun ve dolgun tüylerine özen gösterilmelidir. Hassas bir şekilde el yardımı veya tarakla taranmalıdır.

Kökeni
1960'ların Absysnian ırkı kedileriyle çok fazla benzerlik gösterir. Bu nedenle ırkın uzun tüy Persian kanıyla karışarak ortaya çıktığı iddia edilse de kendine has özelliklerinin belirlenmesi amacıyla yapılan araştırmalarda, Somali ırkının uzun tüy genleri taşıdığı gibi kısa tüy genleri taşıdığı da saptanmıştır.

Beslenme alışkanlıklarında taze et çok önemlidir. Farlı bir yiyecek verdiğiniz zaman kapris yapabilir ve doğal diete başvurabilirler.

Sphynx

Sahiplerine son derece bağlı, oldukça zeki, oyuncu, bir o kadarda ağırbaşlı olan Sphynx'ler, ilk bakışta utangaç ve masum bir karakter izlenimi uyandırsada, aslında canayakın ve girişken kedilerdir.


Görünüş ve Vücut Yapısı
Bu ırkın en belirgin özelliği tüysüz olmasıdır. Sphynx, dünyada bilinen tüysüz üç kedi ırkından biridir.

Sadece kulaklarında, yüz ve patilerinde çok kısa tüyleri mevcuttur. Baş, sırt, kuyruk ve arka kısımlarına dokunulduğunda süet hissi uyandırır. Bu ırkın bazı kedileri tüy genleriyle doğabilir. Sphynxler bıyıksız olmalarına rağmen, tüy genleri ile doğan kedilerinin ağız kenarlarında bıyığa benzer tüyler görülebilir.
Sphynxlere dikkatli bakıldığında, baş kısımlarında kendilerine has küçük ayrıntılar olduğu hemen farkedilir. Bu ırkta kulaklar üçgen şeklinde ve ağız öne doğru çıkıktır. Burun farkedilir kıvrıklıkta, çene yapısı düz, kemikli ve oldukça güçlüdür.
Kaslı bir yapıları vardır. Ancak, vücutları tüysüz olduğu için ince ve biçimsiz görünürler. Bacakları orta uzunlukta, kuyrukları ise farkedilir derecede uzundur.
Tüy Bakımı
Tüylerinin azlığı nedeniyle vücudu dış etkilere karşı oldukça hassastır. Sürekli ve sert fırçalama yapmak onların hassas ciltlerine kolayca zarar verebilir. Bu nedenle tüy bakımı yapılırken, fırça seçimine dikkat edilmeli, özel vücut kremleri ve losyonlar tercih edilmelidir.

Kökeni
Tüysüz mutasyonlar, hayvanlar dünyasına jenerasyonlar boyunca girmiştir. İlk giren tüysüz ırk, African Sand Dog, ikinci giren ise Chinese Crested Dog olmuştur. Sphynx ise 1966 yılında tüysüz mutasyonlara katılmıştır.

İnsanların alıştığı tüylü kedilerden farklı olan Sphynxler, bu alışılagelmişin dışındaki özellikleri nedeniyle her zaman insanoğlunun ilgi odağı olmuştur.
İlk kez Kanada'da tanınan bu ırk üreticilerin normal tüylü kedilerden doğan tüysüz yavruları mutasyon ile ---cög---altmaları sonucu ortaya çıkmıştır. Sphynxler tamamen tüysüz doğmazlar.
Doğduklarında kısada olsa tüm vücutları tüylerle kaplıdır ve daha sonra büyüdükçe tamamen tüysüz kalırlar.

 

 

Tekir Kedi


Tekir Kedi, melez bir ırktır. Diğer kedi ırkları gibi saf bir ırk değildir, yine de ortak özellikleri bir başlık altında toplanabilecek kadar benzer görünüş ve kişilik özellikleri sergileyebilir. Bu yüzden ve evimizdeki birçok kedinin bu ırk başlığı altında toplanabileceği mantığına dayanarak Tekir Kedi?yi kedi ırkları listemize aldık. Adını postunun deseninden alan bu çok yaygın melez kedi cinsinin, Van Kedisi veya Siyam Kedisi?nde olduğu gibi, karakter özelliklerini açık seçik bir şekilde ortaya koyup tarif etmek olanağı yoktur. Hemen hepsi tüm evcil kedilerin genel karekterini ve yapısını taşıyabilirler.


Görünüş ve Vücut Yapısı
Bugünkü şekilleri ile, tekir kedilerin postundaki çizgili desenler genel olarak çok bariz ve canlıdır. Oysa, arkeologların, mağara duvarlarındaki resimlerden çıkarttıkları sonuçlara göre, bundan üç dört bin yıl öncesinde Mısır kedilerinde görülen desenler çok soluk renkli ve kırık hatlar halinde idi. Keza benzer gözlemler, o tarihlerde Avrupa kedilerindeki desenlerin ve hatların da belli belirsiz olduğuna işaret etmektedir.

Zaman içerisinde Mısır ve Avrupa kedi türleri birleştirilip melez cins geliştirildikçe desenlerin daha bariz ve canlı bir hal aldığı görülmüştür. Sonuçta bugünkü cazip renkli tekir postu ortaya çıkmıştır.
Tekir kedilere, postlarının desen, renk ve renk tonlarına göre de---gıs---ik isimler verilir. Bu isimlere Türkçe hiçbir kitapta rastlıyamadık, İngilizce kitaplarda karşımıza çıkan tekir türlerini de aşağıdaki şekilde dilimize çevirmeye çalıştık.
Desen şekillerine Göre İsimlendirme
1) Mackerel Tabby/Classic Tabby (Uskumru Desenli/Klasik Desenli Tekir)
ülkemizde ve dünyada en yaygın tür budur. Uskumru balığının renk ve sırt desenini andıran koyu renk çizgilere sahiptir. Desenler çok barizdir. Bacaklarda ve kuyrukta muntazam aralıklı bilezikler vardır. Boyun nahiyesinde kırıksız, kesiksiz şekilde halkalar mevcuttur. Başında, alın nahiyesinde M harfi şeklinde desen mevcuttur. Gözlerinin iki tarafında dışa doğru kesiksiz çizgiler uzanır. Sırttan karına doğru vücudun iki tarafında uzanan muntazam çizgiler mevcuttur. Yine vücudun iki yanında, karına yakın bölgede irice birer leke mevcuttur. Bu lekeler sırttan karına doğru uzanan çizgiler ile çevrilmiştir.

2) Blotched Tabby (Lekeli Tekir)
Lekeler, yama şeklinde irili ufaklı toz veya is lekelerine benzer.

3) Spotted Tabby (Benekli Tekir)
Büyük lekelerin küçük benekler haline dönüştüğü bir posta sahip olan tekirdir. Bu beneklerin, klasik tekir çizgilerinin parçalanmasından meydana gelip gelmediği konusu münakaşalıdır.

4) Ticked Tabby (Alaca Tekir)
Genelde tekir hatları muhafaza edilmekle beraber Habeş ve Somali kedilerinde olduğu gibi postun herbir tüyü siyah, kahverengi ve sarı çizgilerle süslenmiş gibidir.
5) Patched Tabby (Yamalı Tekir)
Bu tekirin post rengi çift tonlu olup adeta kaplumbağa rengini andırır, bundan dolayı ?tortoise = kaplumbağa? sözcüğünden mülhem olarak İngilizcede ?Torbie? de denilmektedir.

Renk ve Tonlara Göre İsimlendirme
1) Blue Tabby (Mavi Tekir)
2) Blue Patched Tabby (Yamalı Mavi Tekir)
3) Blue Silver Patced Tabby (Mavi Gümüşi Yamalı Tekir)
4) Blue Silver Tabby (Mavi Gümüşi Tekir)
5) Brown Tabby (Kahverengi Tekir)
6) Brown Patched Tabby (Kahverengi Yamalı Tekir)
7) Cameo Tabby (Akik Renkli Tekir)
8) Dilute Cameo Tabby (Açık Akik Renkli Tekir)
9) Chestnut Tabby (Kestane Renkli Tekir)
10) Chestnut Silver Tabby (Gümüşi Kestane Renkli Tekir)
11) Chocolate Silver Tabby (Gümüşi çukolata Renkli Tekir)
12) Cinnamon Tabby (Tarçın Renkli Tekir)
13) Cinnamon Silver Tabby (Gümüşi Tarçın Renkli Tekir)
14) Cream Tabby (Krem renkli Tekir)
15) Cream Silver Tabby (Gümüşi Krem Renkli Tekir)
16) Ebony Tabby (Abanoz Renkli Tekir)
17) Fawn Tabby (Sütlü Kahverenkli Tekir)
18) Fawn Silver Tabby (Gümüşi Sütlü Kahve Renkli Tekir)
19) Lavender Tabby (Lavanta ---cıc---eği Rengi Tekir)
20) Lavender Silver Tabby (Gümüşi Lavanta ---cıc---eği Tekir)
21) Red Tabby (Kızıl Tekir)
22) Silver Tabby (Gümüşi Tekir)
23) Silver Patched Tabby (Gümüşi Yamalı Tekir)

Bazı kedilerde, tekir desenlere ilaveten beyaz renkli bölgeler bulunabilir. Bunlar da şöyle isimlendirilmektedir:
24) Tabby and White (Beyazlı Tekir)
25) Patched Tabby and White (Beyazlı Yamalı Tekir)
26) Dilute Patched Tabby and White (Beyazlı Açık Yamalı Tekir)
27) Blue Tabby and White (Beyazlı Navi Tekir)
28) Blue Patched Tabby and White (Beyazlı Beyazlı Yamalı Mavi Tekir)
29) Blue Silver Tabby and White (Beyazlı Gümüşi Mavi Tekir)
30) Brown Tabby and White (Beyazlı Kahverengi Tekir)
31) Brown Patched Tabby and White (Beyazlı Kahverengi Yamalı Tekir)
32) Cameo Tabby and White (Beyazlı Akik Tekir)
33) Cream Tabby and White (Beyazlı Krem Rengi Tekir)
34) Red Tabby and White (Beyazlı Kızıl Tekir)
35) Silver Tabby and White (Beyazlı Gümüşi Tekir)
36) Silver Patched Tabby and White (Beyazlı, Gümüşi Yamalı Tekir)

Bazı aslen beyaz olan kedilerin, sadece baş, kuyruk, bacak gibi uç kesimlerinde tekir desenler bulunmaktadır. Bunlara tekir çizgili Van cinsi de denilmektedir.
37) Van Tabby (Tekir Desenli Van)
38) Van Tabby and White (Beyazlı Tekir Desenli Van)
39) Van Cream Tabby and White (Beyazlı Tekir Desenli Krem Van)
40) Van Parti Colour Tabby and White (Birden Fazla Renkli Beyazlı Tekir Desenli Van)
41) Van Red Tabby and White (Beyazlı Kızıl Tekir Desenli Van)

Tüy Bakımı
Kökenine yönelik olarak çok farklı ihtiyaçları olabilir, genel kural olarak tekir kedilerin tüy bakımları işkenceli ve uzun bir tören halinde geçmez.

Kökeni
Bugün, dünyanın hemen her köşesinde çok yaygın olarak rastlanan, çeşitli renk tonlarındaki evcil tekir kediler, Eski Mısır'ın, Afrika Vahşi Kedisi, ( Felis Sylvestris Lybica) ile Avrupa'nın Mahalli Vahşi Kedisi (Felis Sylvestris Sylverstris)?ni n karışımından ortaya çıkmıştır.

Yurdumuzda, pek çok evde beslenen tekir kedilere ?Tekir? adı verilmektedir. Tekir, yaygın bir kedi ismi haline gelmiştir. Hemen şuna işaret edelim ki, evlerde beslenen kedilerin büyük kısmı tekir kedi guruplarından birine aittir.
Tabi ülkemizdeki, ---cög---unluğunu tekir kedilerin oluşturduğu sokak kedilerini de unutmamamız gerekir. Yazımızı hazırlarken müracaat ettiğimiz kaynaklardan anladığımıza göre, Tekir - Tabby , İngilizce konuşulan ülkelerde de has isim olarak kullanılmaktadır.
Tekir sözcüğü aslında bir post desenini ifade etmektedir. Türkçe'deki Tekir sözcüğünün etimolojik kökeni Eski Yunan ve Latin dillerindeki kaplan anlamındaki tigris sözcüğüne dayanmaktadır. Bugün tekir, kaplan gibi sırtı çizgili ve benekli olan anlamında kullanılmaktadır. Nitekim, Fransızca'da tekir kedinin karşılığı, chat tigré dir. İtalyanca'da, gatto tigrato, Almanca'da tiger katze denilmektedir. İngilizce'deki tabby cat sözcüğü ise biraz farklı bir hikayeye dayanmaktadır.
"Bağdat'ın, Attabiye adlı bir semti veya banliyösü mevcuttur. Burada çok uzun yıllar önce, attabi denilen tafta cinsi ipekli bir kumaş dokunmaktadır. Bu kumaş, kaplanın çizgilerini andıran hatlarla düzenlenmiş bir desen taşımaktadır. İngiltere'ye bu kumaş ithal edilmektedir ve oldukça revaçtadır. Melez tekir kediler İngiltere'de de yaygınlaşırken, bunlara önceleri tiger cat denilirken, sonradan kumaşın adı ağır basmış ve attabi'den mülhem tabby denilmeye başlanmıştır."

Tiffanie

Bu ırkın en belirgin özelliklerinden biri inanılmaz yumuşak huylu olmalarıdır. Dışa dönük, nazik, sevecen kedilerdir. Pet olarak çok iyi bir seçimdir. Sahibine bağlıdır, onun duygularını anlayan hassas bir yapısı vardır. Bazıları tam bir kucak kedisidir.


Aynı zamanda oldukça zeki ve oyuncudur. Kapıları açmak gibi problemlerin kolayca üstesinden gelir. Diğer petlerle genellikle iyi anlaşır. İlgi çekmekten hoşlanır, bütün gün evde sahibinin peşinde dolaşır.
Meraklı ve sevecen yapıları evden kaçıp yabancıların arabalarına veya evlerine dalmalarına neden olabilir.
Görünüş ve Vücut Yapısı
Tiffanie, Chinchilla ile Burmese ırklarının raslantı sonucu birleşimi olan Burmilla'nın uzun tüylü versiyonudur.

Amerikan orjinli bir ırk olan ve İngiltere'de resmi olarak tanınmayan Tiffany ile karıştırılmamalıdır. Tiffanie'ler iki orjinal ırkın harika bileşimidir.
Orta boy bir kedi olan Tiffanie ince ipeksi tüylere sahiptir. Kürkü boyun bölgesinde ve kuyrukta daha uzun ve kuş tüyü görünümündedir. Vücut yapısı genel olarak Burmese'ye benzer ve kaslıdır, fakat yüzü Chinchilla'yı andırır.
özellikle gözlerin sürmeli oluşu ile Chinchilla'ya benzetilir. Gözleri temiz ve parlaktır. Kürk rengine göre de---gıs---en yeşil tonlarındadır. Kafası kısa üçgen şeklinde, kulakları orta boydur. Bacakları orta uzunlukta, patileri ovaldir.
Tüy Bakımı
Yarı-uzun tüylü olarak kabul edilen Tiffanie, uzun tüylü ırklar kadar bakım gerektirmez. Kürkün bakımı için düzenli olarak taranması ve yumuşak bir fırçayla fırçalanması yeterlidir.

Kökeni
Tiffanie, Asya grubundaki tek yarı-uzun tüylü ırktır. Asya grubu, 1980'lerde erkek bir Chinchilla ile leylak rengi dişi bir Burmese'in tesadüfen çiftleşmesi sonucu oluşmuştur.

Burmese'in temel vücut yapısı ve sevecen, yumuşak karakteri ile Chinchilla'nın göz alıcı tüy renklerinin birleşimine sahip yavruların fazla ilgi çekmesi ve beğeni kazanmasıyla bu çiftleşme tekrarlanmış ve ayrı bir ırk oluşmuştur.
GCCF( The Governing Council of the Cat Fancy) tarafından ilk kez 1991'de başlangıç statüsünde kabul edilmiş, 1999'da geçici statüsüne dahil olmuştur. Bir kaç sene içinde şampiyonluk statüsüne yükselmesi beklenen genç bir ırktır.

Tiffany/Chantilly

Dışa dönük, sevecen, zeki, oyuncu, sahibine bağlı, nazik bir karakter yapısı vardır. Hareketlidir, sahibinin kendisiyle küçük oyunlar oynamasından hoşlanır.


Görünüş ve Vücut Yapısı
Güçlü, kaslı, orta boyutlu bir kedidir. Bu özelliklerini geniş göğsünden de takip etmek mümkündür. Yuvarlak, geniş bir kafa yapısı vardır. Kulakları orta büyüklükte, yuvarlak biçimde kafasını sarmıştır.

Gözleri anlamlı bakar, geniş açıklıktadır, fakat dar bir görüş açısı vardır. Gözlerinin rengi yeşil ve yeşilimsi sarı olabilir.
Orta uzunluktaki bacakları, güzel bir simetriyle gövdesiyle birleşir ve hassas bir yapıyı tamamlar. çevik bir yapısı vardır. İpeksi, orta uzunluktaki tüyleri birçok renkte görülebilir.
Tüy Bakımı
Orta uzunluktaki tüyleri yoğun bir bakım gerekitirmez, düzenli olarak hafta birkaç kez fırçalaması yeterli olacaktır.

Kökeni
Yakın zamanda ortaya çıkan kedi türlerinden biridir. Sıklıkla, Tiffanie'yle karıştırılır, fakat ikisi iki farklı türdür. Amerikalı yaratıcıları, Burmese ve uzun tüylü Persian'ın bir karışımını ortaya çıkartmak istemişlerdir. Aslına bakılacak olursa, türün standartları üzerine, halen tam olarak uzlaşılamamıştır.

Tonkinese

Tonkineseler her zaman güvenli ve dışa dönük kedilerdir. Kendilerine özgü hareketli doğalarıyla, merak uyandırır ve sevilirler. Sahiplerine bağlıdırlar, duygusal yapılarından dolayı azarlanmaktan ve ilgisizlikten hoşlanmazlar.

Görünüş ve Vücut Yapısı
Farkedilebilir kıvrık bir burun ve enine göre daha uzun bir kafa yapısıyla dikkati çeker. Profilden bakıldığında belirgin olmayan düz bir çene kemiği olan Tonkinese'lerin kulakları başın üstünde geniş ve yukarıya doğru uzundur.

Birbirine yakın olmakla birlikte tüm ayrıntıları kolayca algılayabilen etkileyici gözlere sahiptir. Siyam'ların vücut yapısı ve Burmese'lerin etkileyici güzelliklerinin birleşmesiyle oluşmuş bu ırkın kas yapısı çok gelişmiş değildir.
Tüyleri ve gözlerinin parlaklığıyla inanılmaz bir güzelliğe sahip olan bu kedilerin bacakları ince, patileri ise yuvarlak ve oval arasında bir görünümdedir.
Tüy Bakımı
Düzenli ve düzensiz fırçalanabilir ya da ellerinizle dokunuşlar yapmak onun için yeterli olabilir. Ancak banyo konusunda mutlaka düzenli olmalısınız. Bu konuda sağlıklı ve temiz görünmesi önemlidir.

Kökeni
Tonkinese; 1960 yılında Siamese ve Burmese ırklarının karışımıyla oluşan, melez bir ırk olarak kabul edilmiştir.

Fiziksel görünümü Siamese'den daha geniş, Burmese' den ise daha atik ve kıvraktır. Bu ırk görünüşü ve taşıdığı Amerikan ve Kanada kanı sebebiyle olsa gerek, Kuzey Amerikalı kediseverleri oldukça etkilemiştir. Tonkinese ırkı Britanya'da özel bir ırk olarak tanınmasına rağmen Amerika'da Siamese ve Burmese'den ayrı bir ırk olarak bilinmez.

Van Kedisi

Zeki, canlı ve insana bağlı bir yapısı vardır. Kendilerini temizlemede büyük bir titizlik gösterirler. Van kedisi iyi bir avcı olmanın yanısıra kendi isteğiyle suda yüzmeyi ve suyla oynamayı seven tek kedi türüdür. İyi bir arkadaş ve oyuncu olmakla beraber kucağa alınmaktan hoşlanmaz.


Görünüş ve Vücut Yapısı
Uzun olmayan orta büyüklükte bir başı olan Van kedilerinin yüzü üçgen şeklinde ve çevresi belirlenmiştir. Elmacık kemikleri de çıkıktır. Boynu güçlü ama kısadır.

Gözler hafif şekilde basık badem şeklinde ve eğik olarak yüze yerleşmiştir. Göz bebekleri yuvarlak ve belirgindir. Van kedisini çekici kılan özelliklerden birisi de onun gözlerinin rengidir. Her iki gözü mavi, her iki gözü (kehribar sarı renk ve tonları) olabileceği gibi bir gözü mavi diğer gözü kehribar renkte de olabilir.
Kulakları büyük ve geniş, dibe doğru bir yuvarlaklık söz konusudur. Burun ucu, patiler ve kulak içleri pembe renktedir. Van kedilerinde sağırlığın yaygın olduğu kanaati varsa da her iki gözü farklı renkteki kedilerde ve mavi gözlülerde ancak %2-3 civarında sağırlık vardır.
Vücudu uzun, kaslı ve iri kemiklidir. Arka patileri öndekilerden daha uzundur. Bacaklar kaslıdır ve birbirlerinden iyice ayrılabilir. Parmakları da o derece sıktır. Tüyleri uzun ve diplere doğru ipeksi bir yapıdadır. Kuyruğu tilki kuyruğu gibi uzun ve tüylüdür.
Tüy Bakımı
Van kedisinin tüyleri Ankara kedisine oranla daha kısadır. Günlük olarak yapılan fırçalamalar yeterlidir. Yazın diğer kediler gibi tüy degısimi yaşar ve o dönemde tüyleri azalır. Tüyler kışın yeniden eski rengini ve şeklini alır

Kökeni
Türkiye'de üretilen ve saf Türk kedisi olan bu ırkın anavatanı ve kökeni Van yöresidir.

Van kedisi korkmadan suya girip yüzen tek kedi ırkıdır ve 1969 yılında saf kan kedi ırkı olarak kabul edilmiştir.
Dünya üzerindeki kedi cinsleri arasında en doğal olan türlerden biri olarak tanınmaktadır. İlk kez bir ingiliz çift tarafından ingiltere'ye götürülmüş ve çoğaltılmış daha sonrada Avrupa'ya yayılmıştır.

York Chocolate


Tüm aile bireylerini sever ancak sadece bir kişiyi sahip olarak benimser. Sadece benimsediği bu kişinin kucağına gider ve kendini sevdirir. Genelde sessiz kedilerdir. Ancak bir ortama girerken kendini belli etmek istercesine mırmır benzeri karakteristik bir ses çıkarırlar.


Sahip olarak benimsediği kişinin yanından ayrılmadığı için "uydu kedi" olarak da adlandırılan York Chocolate yabancılara karşı çekingen ve temkinlidir.
İçgüdüleri iyi gelişmiştir, hareketli nesneler ve hareketli oyuncaklardan hoşlanır. Kucak kedisidir ve tüylerinin alt tabakası olmadığından allerjik değildir. Astımı olan insanlarda dahi allerji yapmadığı söylenmektedir.
şov yapmaktan ve izlenmekten hoşlanır. Ayrıca suya olan ilgisi oldukça fazladır. Kirli veya temiz olduğuna bakmazsızın lavabonun içindeki bulaşık suyuna atlayabilir.
York kedileri tutulmaktan ve kucaklanmaktan oldukça hoşlanan en ideal kucak kedileridir. Yorklar için ağır başlı ve uysal oldukları söylenemez. Ancak zeki, aktif ve sevecen kedilerdir.
Görünüş ve Vücut Yapısı
New York şehri ve tüylerinin renginden ismini alan York Chocolate orta boyutlarda ve geniş kedilerdir. Vücut yapısı Siyam'lara benzer ama onlardan daha büyük kemikli ve kaslı bir vücut yapıları vardır. Baş kısmı yuvarlak ve geniştir.
Badem şeklindeki iri gözleri yeşil, ela ve altın renkli olabilir. Vücüdu kıvrak hareketler yapabilecek dercede esnektir. Orta uzunlukta parlak ipeksi tüyleri vardır. Kürkü tek tabakalıdır.
Boyun, omuz ve vücudun yan tarafındaki tüyler daha uzundur. Yeni doğan yavrularda kısa olan tüyler bir kaç ay sonra normal boyutlarına gelir.
Tüy Bakımı
Kürkünün alt tabakası olmadığından taranması Persian gibi diğer uzun tüylü ırklara göre daha kolay taranır. Haftada bir kez önce taranıp daha sonra fırçalanması yeterlidir.

Kökeni
Amerikan orjinli çiftlik kedileri ve Main Coon ırkından köken olan York Chocolate, New York şehrinde 1983 yılında keşfedilmiştir.

Bir dükkan sahibinin, Blackie adındaki çiftlik kedisinin yavrularından Brownie' adlı kahverengi ve Minky adlı uzun siyah tüylü erkek yavrunun daha sonra çiftleşmesiyle doğan ve Cocoa adı verilen yavrunun, kahverengi kürkü ve vücudundaki güzelliği ile beğeni kazanması sonucu keşfedilen bu ırk York şehri ve renklerinden dolayı bu ismi almıştır. Yeni bir ırk olmasına karşın nadir bulunur.

alıntıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu gadget'ta bir hata oluştu